Bakterinin büyümesi kanda artar ve karbondioksit tarafından arttırılır.Growth is enhanced in blood and by carbon dioxide.
Metal açısından zengin bir karbonlu kondrit veya benkübinit.A metal-rich carbonaceous chondrite, or bencubbinite.
Volkanik ve tektonik faaliyetler gibi yavaş karbon döngüsünün etkileri dahil edilmemiştir.[1]Effects of the slow carbon cycle, such as volcanic and tectonic activity, are not included.[158]
Azot, karbon ve su için biyojeokimyasal döngüler vardır.There are biogeochemical cycles for nitrogen, carbon, and water.
Mayada atık ürünler etanol ve karbondioksittir.In yeast, the waste products are ethanol and carbon dioxide.
Verdigris - Bakır Karbonat veya (daha yakın zamanda) bakır (II) asetat.Verdigris – Carbonate of Copper or (more recently) copper(II) acetate.
Karbonat, bakırın ayrışmasıyla oluşur.The carbonate is formed by weathering copper.
Tartar tuzu – potasyum karbonat; potas da denir.Salt of tartar – potassium carbonate; also called potash.
Hartshorn tuzu / Sal uçucu - kemiklerin ve boynuzların damıtılmasıyla oluşan amonyum karbonat.Salt of hartshorn/Sal volatile – ammonium carbonate formed by distilling bones and horns.
Potas – potasyum karbonat, sodalı suyun buharlaşmasıyla oluşur; tartar tuzu da denir.Potash – potassium carbonate, formed by evaporating lye; also called salt of tartar.
K2CO3 Potasyum karbonat - bir fırında potasın pişirilmesiyle oluşur.K2CO3 Pearlash – formed by baking potash in a kiln.
Natron / Soda Külü / Soda – sodyum karbonat .Natron/Soda Ash/Soda – sodium carbonate.
Kadmia /Tuttia/ Tutty – muhtemelen çinko karbonat.Cadmia/Tuttia/Tutty – probably zinc carbonate.
Kalamin – çinko karbonat .Calamine – zinc carbonate.
Tebeşir - gözenekli biyojenik kalsiyum karbonattan oluşan bir kayaç.Chalk – a rock composed of porous biogenic calcium carbonate.
Organik bir bileşik, molekülleri karbon içeren bir kimyasaldır.An organic compound is a chemical whose molecules contain carbon.
Susuz karbonat ester polar aprotik çözücüler voltaj aralığını genişletir.Non-aqueous carbonate ester polar aprotic solvents extend the voltage range.
Bunlar etilen karbonat, dimetil karbonat, dietil karbonat ve propilen karbonatı içerir.These include ethylene carbonate, dimethyl carbonate, diethyl carbonate, and propylene carbonate.
HiNa'nın pilleri, Na-Fe-Mn-Cu bazlı oksit katot ve antrasit bazlı karbon anoda dayanmaktadır.HiNa's batteries are based on Na-Fe-Mn-Cu based oxide cathodes and anthracite-based carbon anode.
Bor, kararlı kovalent bağlı moleküler ağlar oluşturma kabiliyeti açısından karbona benzer.Boron is similar to carbon in its capability to form stable covalently bonded molecular networks.
"Bor" ile ilgili çoğu çalışma, az miktarda karbon içeren numuneleri içerir.Most studies of "boron" involve samples that contain small amounts of carbon.
Darth Vader onu karbon içinde dondurur.Vader will Luke dafür in Karbonit einfrieren.
Soğutma gazı ise karbondioksittir (CO2).Das Reaktorkühlmittel war Kohlendioxid (CO2).
Örneğin, elmas, grafit ve fulleren karbon farklı allotroplarıdır.Graphit, Diamant, Fullerene sowie Graphen sind Modifikationen von Kohlenstoff.
Bu çarpmanın etkisiyle sol kanadın karbon-karbon paneli ile güçlendirilmiş ön kenarına büyük zarar vermişti.Durch den Aufprall wurde der linke vordere Kotflügel des Campingwagens beschädigt.
Çin, Dünya'nın en büyük karbon dioksit salınımcısıdır.Die Volksrepublik China ist die Nation mit dem höchsten CO2-Ausstoß der Welt.
Mors (Rusça: морс) karbonatlı olmayan Rus meyveli bir içecektir.Mors (russisch морс) ist ein russisches Fruchtsaftgetränk, das aus Beerenobst gewonnen wird.
Bu olaya da karbonizasyon denir.Diese Reaktion nennt man Carbonatisierung.
1898 - Caleb Bradham, ürettiği karbonatlı içeceğin adını "Pepsi-Cola" olarak değiştirdi.1898: Der Apotheker Caleb Bradham benennt das von ihm erfundene Getränk Brad's Drink in Pepsi-Cola um.
Ülkelerin karbon gazı salınımlarını azaltmalarına dair bir karar içermiyor.Indien akzeptiert keine bindenden Verpflichtungen zur Reduzierung der Treibhausgas-Emissionen.
Daha sonra Siluriyen-Devoniyen yaşlı, üste doğru derinleşen, kalın bir karbonat istifi geliyor.Nach Süden überschobene Kristallindecken devonisch/karbonischen Alters.
1958 yılında atmosferdeki 315 ppm/m3 karbondioksit oranı 2004'te 379 ppm/m3 olmuştur.So betrug die durchschnittliche Konzentration von Stickstoffdioxid im Jahr 2014 54 mg/m3.
Tekstilbeton ya da diğer adıyla Karbonbeton’un geliştirilmesinde önde gelen isimlerden biridir.Er ist einer der führenden Köpfe bei der Entwicklung des Textilbetons bzw. Carbonbetons.
Bcc, blind carbon copy): Kapalı Karbon Kopya olarak da bilinir.Diese erhalten dann eine sogenannte Blindkopie (BCC, Blind Carbon Copy).
Koyu, karbon bir yüzeyi vardır ve yansıtabilirliği 0,08'dir.Sie besitzt eine dunkle, kohlenstoffhaltige Oberfläche mit einer Albedo von 0,08.
Karbon, evrende hidrojen, helyum ve oksijenden sonra kitlesel olarak dördüncü en bol elementtir.Im Weltall ist Sauerstoff nach Wasserstoff und Helium das dritthäufigste Element.
Karbon östenit içinde katı çözelti olarak kalmaya meyillidir.Im Inneren verbleibt noch Kohlenstoff.
Odun kömürü saf karbondan ibaret değildir.Kein Wald bedeutete auch keine Holzkohle.
Kalsiyum karbonat, diğer karbonat türleriyle hemen hemen aynı özellikleri taşır.Wässrige Caesiumcarbonatlösungen reagieren analog den anderen Alkalicarbonaten basisch.
Karbon fiber üretimi dünya üzerinde gittikçe artmaktadır.Die Weltproduktion an Silikonen steigt ständig.
Karbon 14'ün yarılanma ömrü 5730 yıldır.Le carbone 14 a une demi-vie de 5 730 ans.
Bu yöntemde, 2 ingot kullanılır ve biri metal, diğeri karbon içindir.Dans ce processus, deux lingots sont utilisés, l'un pour le métal et l'autre pour le carbone.
Sapropellerdeki organik karbon konsantrasyonları ağırlıkça %2'yi aşar.Les concentrations de carbone organique dans les sapropèles dépassent souvent les 2 % de leur poids.
Bu gazın bileşenlerinden karbonun üç doğal izotopu vardır.Le carbone a trois isotopes naturels.
Hidroksil grupları, bu karbonlardan üçüne bağlanır.Les groupements hydroxyle sont liés à 3 des carbones.
Joseph Black karbondioksitin özellikleri hakkında çalışırken, mumun onun içinde yanmadığını buldu.Joseph Black, en étudiant les propriétés du gaz carbonique, avait remarqué qu'une bougie s'y éteignait.
Karbon tabanlı aerojeller, ilk kez 1980'li yılların sonlarında üretilmeye başlandı.Les premières coques en carbone suivies des mâts carbone apparurent à la fin des années 1980.
11 Ekim 2012 tarihinde 55 Cancri e'nin bir karbon gezegen olabileceği açıklanmıştır.11 octobre 2012 : 55 Cancri e pourrait être une super-terre en diamant.
Fosfat grubu şekerin 5' karbonuna bağlıdır.Au carbone no 5 du sucre est lié le groupe phosphate.
Soğutma gazı ise karbondioksittir (CO2).La combustion dégage du gaz carbonique (CO2).
Bir ağaç ömrü boyunca 1 ton karbondioksit emmektedir.Un tonne de bois stocke en moyenne une tonne de CO2.
Bu radyoizotopların bazıları Trityum, Karbon-14, Fosfor-32’dir.Parmi les radioisotopes, on trouve notamment le tritium, le carbone 14 ou le phosphore 32.
Karbonlu yüzeye sahip koyu C-tipi asteroitler sınıfının en büyüğüdür.C'est le plus grand des astéroïdes de type C, qui sont dotés d'une surface carbonée.
Han Solo, Luke için planlanan karbon dondurucuda dondurulur.Han Solo est congelé dans la carbonite.
Karbondisülfür dikkatli depolanmalı ve taşınmalıdır.Le batardeau en béton doit être démoli et évacué.
Bu tahmin 500 ila 2.500 gigaton karbon (GtC) anlamına gelir.Des estimations plus récentes portent cette estimation à 550 Gigatonnes équivalent CO2 (Gt éq.
Diğer karbon ve hidroksil grubu ise oksijene bitişik olan karbonlardan birine bağlıdır.Les autres carbones et le groupement hydroxyle sont attachés à un des atomes de carbone attachés à l'oxygène.
Bagetler sadece tahta olmayıp karbon, metal bagetler de mevcuttur.Le carénage n'est plus en fibre de carbone, mais en plastique.
Karbonhidratları üretildikleri ya da depolandıkları yerlerden kullanıldıkları yerlere doğru taşırlar.Ils stockent dans des dépôts cachés des armes qu'ils ont trouvées ou fabriquées eux-mêmes.
Azotlu bazlar pentoz halkasının 1' karbonuna bağlıdır.Une base nucléique se lie au carbone 1 du pentose.