Bu yıl alınacak olan kararlar bu ülkenin kaderini gerçekten belirleyecektir.Οι αποφάσεις που θα ληφθούν αυτή τη χρονιά θα καθορίσουν κυριολεκτικά τη μοίρα αυτής της χώρας.
Bu yıl alınacak olan kararlar bu ülkenin kaderini gerçekten belirleyecektir.Решения, които ще бъдат взети тази година, ще определят буквално съдбата на тази страна.
Bu yıl alınacak olan kararlar bu ülkenin kaderini gerçekten belirleyecektir.Решения, которые будут приняты в этом году, без преувеличения определят участь этой страны.
Bu yıl alınacak olan kararlar bu ülkenin kaderini gerçekten belirleyecektir.Рішення, яке приймуть у цьому році, визначить долю цієї землі.
Bu yıl alınacak olan kararlar bu ülkenin kaderini gerçekten belirleyecektir.ההחלטות שתתקבלנה השנה יקבעו, פשוטו כמשמעו, את גורל הארץ הזו.
Bu yıl alınacak olan kararlar bu ülkenin kaderini gerçekten belirleyecektir.و القررات التي سوف تصدر هذا العام سوف تحدد " حرفياً " مصير هذا البلد.
Bu yıl alınacak olan kararlar bu ülkenin kaderini gerçekten belirleyecektir.この土地の運命が決まります タールタンの人々は
Bu yüzden anlamalısınız ki; bu tarz kararlar insanların çoğunluğu tarafından verilemezAinsi vous comprenez que les décisions ne sont pas prises par la majorité de la population.
Bu yüzden anlamalısınız ki; bu tarz kararlar insanların çoğunluğu tarafından verilemezPortanto, dá para entender que as decisões não são feitas pela maioria das pessoas.
Bu yüzden anlamalısınız ki; bu tarz kararlar insanların çoğunluğu tarafından verilemezЕто защо сами разбирате, че решенията няма да се вземат от мнозинството хора.
Bu yüzden bilgisayarların vardığı kararlar keyfi değil gerçek fiziksel nedenlere dayanan kararlar olacaktır.De aceea deciziile, în loc să fie arbitrare, se vor baza pe nevoile reale fizice.
Bu yüzden bilgisayarların vardığı kararlar keyfi değil gerçek fiziksel nedenlere dayanan kararlar olacaktır.Por lo tanto sus decisiones, en vez de ser arbitrarias, se basarán en necesidades físicas reales.
Bu yüzden bu kanıtlara tek tek bakıp her biri için kararlar vereceğiz여러분들이 여기 네 가지 것들을 한 번 잘 살펴보시고,
Bu yüzden bu kanıtlara tek tek bakıp her biri için kararlar vereceğiz「いや地球が平らな証拠だ」、
Bu yüzden dünyadan 100... ...sanatçı kararlaştırıp buldum.그래서 저는 세계각국의 100명의 예술가를 만들어 냈어요.
Bu yüzden dünyadan 100... ...sanatçı kararlaştırıp buldum.Also tat ich es, ich erfand einhundert Künstler aus der ganzen Welt.
Bu yüzden dünyadan 100... ...sanatçı kararlaştırıp buldum.Azt csináltam, hogy kitaláltam 100 művészt a világ minden tájáról.
Bu yüzden dünyadan 100... ...sanatçı kararlaştırıp buldum.Ceea ce am făcut a fost să inventez o sută de artişti din toată lumea.
Bu yüzden dünyadan 100... ...sanatçı kararlaştırıp buldum.Então o que eu fiz foi inventar uma centena de artistas de todos os cantos do mundo.
Bu yüzden dünyadan 100... ...sanatçı kararlaştırıp buldum.E quindi mi sono inventato cento artisti provenienti da tutto il mondo.
Bu yüzden dünyadan 100... ...sanatçı kararlaştırıp buldum.Ik deed het volgende: ik bedacht honderd kunstenaars uit de hele wereld.
Bu yüzden dünyadan 100... ...sanatçı kararlaştırıp buldum.Lo que hice fue inventar un centenar de artistas de todo el mundo.
Bu yüzden dünyadan 100... ...sanatçı kararlaştırıp buldum.Nên điều mà tôi đã làm là tôi nghĩ ra một trăm nghệ sĩ từ khắp nơi trên thế giới.
Bu yüzden dünyadan 100... ...sanatçı kararlaştırıp buldum.Takže som to urobil tak, že som vytvoril sto umelcov zo všetkých kútov sveta.
Bu yüzden dünyadan 100... ...sanatçı kararlaştırıp buldum.Takže, vymyslel jsem stovku umělců z celého světa.
Bu yüzden dünyadan 100... ...sanatçı kararlaştırıp buldum.Wymyśliłem więc stu artystów z różnych części świata.
Bu yüzden dünyadan 100... ...sanatçı kararlaştırıp buldum.Αυτό λοιπόν που έκανα ήταν ότι επινόησα εκατό καλλιτέχνες απ' όλο τον κόσμο.
Bu yüzden dünyadan 100... ...sanatçı kararlaştırıp buldum.И това, което направих, беше - създадох сто артиста от цял свят.
Bu yüzden dünyadan 100... ...sanatçı kararlaştırıp buldum.И я просто изобрёл сто художников со всего мира.
Bu yüzden dünyadan 100... ...sanatçı kararlaştırıp buldum.אז מה שעשיתי זה המצאתי מאה אמנים מכל רחבי העולם.
Bu yüzden dünyadan 100... ...sanatçı kararlaştırıp buldum.فما كان مني إلا أن اخترعت مائة فنان من حول العالم
Bu yüzden dünyadan 100... ...sanatçı kararlaştırıp buldum.世界中の100人の芸術家を捏造しました 彼らの生い立ちや人生における情熱
"Çok da önemsediğimiz kararlar değil bunlar.""Acestea sunt decizii de care nu ne pasă."
"Çok da önemsediğimiz kararlar değil bunlar.""A noi non interessano queste decisioni."
"Çok da önemsediğimiz kararlar değil bunlar.""Ce sont des décisions auxquelles nous sommes indifférents."
"Çok da önemsediğimiz kararlar değil bunlar.""Đây là những quyết định chúng ta không quan tâm đến."
"Çok da önemsediğimiz kararlar değil bunlar.""Det her er beslutninger vi er ligeglade med."
"Çok da önemsediğimiz kararlar değil bunlar.""Detta är beslut som inte är så viktiga för oss."
"Çok da önemsediğimiz kararlar değil bunlar.""Dies sind Entscheidungen die uns nicht kümmern."
"Çok da önemsediğimiz kararlar değil bunlar.""Dit zijn beslissingen waar we niet om geven."
"Çok da önemsediğimiz kararlar değil bunlar.""Emme välitä näistä päätöksistä."
"Çok da önemsediğimiz kararlar değil bunlar.""Ini adalah keputusan - keputusan yang kita tidak peduli"
"Çok da önemsediğimiz kararlar değil bunlar.""Isso são decisões que não nos preocupam."
"Çok da önemsediğimiz kararlar değil bunlar.""이런 결정은 별로 관심을 안 가지는 것들이니까."
"Çok da önemsediğimiz kararlar değil bunlar.""Takéto rozhodnutia sú nezaujímavé."
"Çok da önemsediğimiz kararlar değil bunlar.""Te odločitve so postranske"
"Çok da önemsediğimiz kararlar değil bunlar.""Tohle jsou rozhodnutí na kterých nezáleží."
"Çok da önemsediğimiz kararlar değil bunlar.""To są decyzje, na których nam nie zależy."
"Çok da önemsediğimiz kararlar değil bunlar.""Αυτές είναι αποφάσεις για τις οποίες δε νοιαζόμαστε."
"Çok da önemsediğimiz kararlar değil bunlar.""Това са решения, които не ни интересуват".
"Çok da önemsediğimiz kararlar değil bunlar.""Эти решения нас не волнуют".
"Çok da önemsediğimiz kararlar değil bunlar.""אלה החלטות שלא אכפת לנו מהן."
"Çok da önemsediğimiz kararlar değil bunlar."" هذه القرارات التي لا نهتم بها."
"Çok da önemsediğimiz kararlar değil bunlar."事実 これはあなたが死んだ後に
Çoktan başladılar bile. Bu ise kendi kararlarını kendilerinin verebildiği, göreve dayalı bir yöntem.Oparta na zadaniach, sami podejmują wszystkie decyzje.
Çoktan başladılar bile. Bu ise kendi kararlarını kendilerinin verebildiği, göreve dayalı bir yöntem.Вони вже починають його, і цей метод базується на завданні, де вони можуть самостійно приймати рішення.
Çoktan kararlaştırılmış.Ça a déjà été décidé.
Çoktan kararlaştırılmış.Det er allerede blevet bestemt
Çoktan kararlaştırılmış.Det har redan bestämmts.
Çoktan kararlaştırılmış.E ceva ce s-a decis, deja.