Bizim için bu kolay bir karar değildi.This wasn't an easy decision for us.
Yani sonuçta gelmeye karar verdin.So you decided to come after all.
Sadece Tom'a karşı sabırlı ol. Onun sonunda doğru kararı vereceğinden eminim.Just be patient with Tom. I'm sure he'll eventually make the right decision.
Gitmemeye karar verdi.He decided not to go.
Bazen doğru kararın ne olduğunu merak ediyorsun.Sometimes you wonder what the right decision is.
Hava kararıyor.It's getting dark.
Kendi kararını vermelisin.You should make up your own mind.
Kendi kararınızı verin.Make up your own mind.
Kazanana karar vermek için oy kullanacağız.We will vote to decide the winner.
Eşim ve ben ikizler için isimler üzerinde karar veremiyoruz.My wife and I can't decide on names for the twins.
Hangi arabayı alacağıma karar veremiyorum.I can't decide which car to buy.
Boston'a hangi yoldan gideceğime karar veremiyorum.I can't decide which route to take to Boston.
Artık kararımı erteleyemiyorum.I can't delay my decision any longer.
Şu anda onun hakkında bir karar veremiyorum.I can't make a decision about that right now.
Ben kendi başıma karar veremem.I can't make decisions by myself.
Tom onun kendi kararlarını alamaz.Tom can't make his own decisions.
Senin için bu kararı veremem.I can't make that decision for you.
İlk olarak Tom'a danışmadan o kararı veremem.I can't make that decision without consulting Tom first.
Önce Tom'la konuşmadan o kararı veremem.I can't make that decision without talking to Tom first.
Şirketimize katılmaya karar verdiğin için ne kadar mutlu olduğumu söyleyemem.I can't tell you how happy I am that you've decided to join our company.
Ben bundan daha iç karartıcı bir şey düşünemiyorum.I can't think of anything more depressing than that.
Bundan daha iç karartıcı bir şey düşünemiyorum.I can't think of anything more depressing than that.
Tom tavsiyeni görmezden gelmeye karar verdi.Tom has decided to ignore your advice.
Onu atmayı düşündüm ama onu saklamaya karar verdim.I thought about throwing it away, but decided to keep it.
Onun üzerinde düşündüm ve gitmemeye karar verdim.I thought it over and decided not to go.
Onun üzerinde düşündüm ve Tom'a her şeyi söylemeye karar verdim.I thought it over and decided to tell Tom everything.
Biz herhangi önemli kararlar vermeden önce birbirimize danışmamız gerektiğini düşündüm.I thought we agreed to consult each other before we made any major decisions.
Bensiz başlamaya karar vermiş olabileceğini düşündüm.I thought you might have decided to start without me.
Ben İngilizce yazmayı durdurmaya karar verdim.I have decided to stop writing in English.
Arkadaşlığımızı bitirmeye karar verdim.I've decided to end our friendship.
Bütün çocuklar hava kararmadan önce uyudu.All the children fell asleep before it got dark.
Dava açmamaya karar verdim.He decided not to press charges.
Kendi kararlarını vermelisin.You must make your own decisions.
O, kararını verdi.He made up his mind.
O kararını verdi.She made up her mind.
Tom'a karar verdirelim.Let's have Tom decide.
Senin karar vermeni istiyorum.I want you to make the decision.
Gitmek isteyip istemediğime henüz karar vermedim.I haven't decided yet if I want to go.
Kararını tekrar düşünmeni istiyorum.I want you to reconsider your decision.
Bunlar yalnız vermek istediğim kararlar.These are decisions I want to make alone.
Tom'un neden gitmemeye karar verdiğini öğrenmek istiyorum.I'd like to find out why Tom decided not to go.
Bunlar vermeme yardım etmeni istediğim kararlardır.These are decisions I want you to help me make.
Kararımız hakkında Tom'u bilgilendirmemi ister misin?Do you want me to inform Tom about our decision?
Ne tür insan olmak istediğine karar vermen gerekiyor.You need to decide what kind of person you want to be.
Tom ile yapmak için daha fazla bir şey istemediğine karar verdim.I decided I didn't want anything more to do with Tom.
Bu hava karardıktan sonra bile oldukça güvenli bir yerdir.It's usually a pretty safe place, even after dark.
Şimdi bizimle gidip gitmeyeceğine karar verme zamanı.Now's the time to decide if you want to go with us or not.
Ben senin benim senin kararından mutlu olmadığımı düşünmeni istemem.I don't want you to think that I'm not happy with your decision.
Belki sonunda artık burada yaşamak istemediğine karar vereceksin.Maybe eventually you'll decide you don't want to live here anymore.
Kesinlikle yapmak istediğin tek şey hava karardıktan sonra tek başına dışarı çıkmak.One thing you definitely don't want to do is to go out alone after dark.
Şimdi gerçekten evlenmek isteyip istemediğine karar verme zamanı.Now's the time to decide whether you really want to get married or not.
Bizim kararımızla mutlu görünmüyorsun.You don't seem to be happy with our decision.
Kararını ver.Make up your mind.
Karar ver.Make up your mind.
Ben karar vermedim.I haven't made up my mind.
Karar vermedim.I haven't decided.
Henüz bir karar vermedim.I haven't made a decision yet.
Kararını verdin mi?Have you made up your mind?
Bir karar verdin mi?Have you made a decision?
Karar veremiyor musun?Can't you make up your mind?