Kararına katılmıyorum.I don't disagree with your decision.
Kararınızı hevesle bekliyorum.I eagerly await your decision.
Ne söylersen söyle farketmez, kararımı değiştirmeyeceğim.No matter what you may say, I won't change my mind.
Tom'a kararımı söylemem gerekene kadar kalan bir saatten daha az zamanım var.I have less than an hour left until I have to tell Tom my decision.
Kararım hakkında Tom'a bilgi verdim.I informed Tom of my decision.
Bunu bir daha yapmama kararı aldım.I'd decided not to do that again.
Doğru kararı vereceğini biliyorum.I know you'll make the right decision.
Son kararımı verdim.I made the final decision.
O benim kararımdı.It was my decision.
Kararın hakkında nasıl hissediyorsun?How do you feel about your decision?
Tom'un doğru kararı vereceğinden eminim.I'm sure Tom will make the right decision.
Ben bu öğleden sonra sana kararımı vereceğim.I'll give you my decision this afternoon.
Benim kararıma güvenmeni istiyorum.I'm asking you to trust my judgment.
Kararımızla ilgili olarak Tom'u bilgilendireceğim.I'll inform Tom about our decision.
O kararı sana bırakacağım.I'll leave that decision to you.
Tom'un verecek bir kararı vardı.Tom had a decision to make.
Kendi kararımı vereceğim.I'll make up my own mind.
Yarın Tom için mahkeme kararı açıklanacak.Tomorrow, the verdict for Tom will be announced.
Kışın hava erken kararır.In winter it gets dark early.
Yapmak benim kararımdı.It was my decision to make.
Bu senin kararın değil.This isn't your decision.
Bu, senin kararın değil.It isn't your decision.
Bu, sizin kararınız değil.It isn't your decision.
Bu senin kararın.This is your decision.
Bu benim kararım değildi.It wasn't my decision.
Bu benim kararım.It's my decision.
Bu sizin kararınız değil.That's not your decision.
O benim kararım değil.That's not my decision.
Bu benim kararım değil.It's not my decision.
O bir son dakika kararıydı.It was a last minute decision.
Hukuk fakültesine gitmek için kararını verdin, değil mi?You made up your mind to go to law school, didn't you?
O, hukuk fakültesine gitmek için kararını verdi.He made up his mind to go to law school.
Hâlâ verecek birkaç büyük kararımız var.We still have a couple of big decisions to make.
Hâlâ verecek birkaç çok büyük kararımız var.We still have a couple of huge decisions to make.
Hâlâ verecek birkaç kararımız var.We still have a few decisions to make.
Kararına katılmadığım için üzgünüm.I'm sorry to disagree with your decision.
Hükümetin kararı üzerine büyüyen öfke var.There's growing anger over the government's decision.
Tom bir itfaiyeci olmak için kararını verdi.Tom made up his mind to be a firefighter.
Hayatım kararıyor.My life is falling apart.
O, kararını verdi ve onu değiştirmeyi reddediyor.He's made up his mind and refuses to change it.
Yarına kadar kararı erteleyelim.Let's put off the decision until tomorrow.
Bu kararı ne zaman verdin?When did you make this decision?
Biz onların kararını hoş karşıladık.We welcomed their decision.
Tom'un kararına saygı duymalıyız.We must respect Tom's decision.
Tom'un kararıyla şaşırdık.We were surprised by Tom's decision.
Verecek bir kararın var.You have a decision to make.
Tom'un verecek bir kararı var.Tom has a decision to make.
Tom henüz kararımızdan bilgilendirilmedi.Tom hasn't yet been informed of our decision.
Yeni yıl kararını yerine getirecek misin?Will you keep your New Year's resolution?
Hakimin yeni kanıtları duyduğunda kararını değiştireceğini düşünüyor musunuz?Do you think the judge will reverse his decision when he hears the new evidence?
Keşke kararını versen.I wish you'd make up your mind.
Ben iç çamaşırı giymeye son verme kararı aldım.I've decided to stop wearing underwear.
Tom bunun kendi kararı olduğunu biliyor.Tom knows it's his call.
Kararınızı vermeden önce tüm sonuçları çok dikkatli düşünün.Think very carefully of all the implications, before you make your decision.
Yeni yıl kararım zayıflamaktı.My New Year's resolution was to lose weight.
Kararını haklı çıkarmak zorunda değilsin.You don't have to justify your decision.
Tom'un kendi kararını vermesine izin vermeliyiz.We should let Tom make up his own mind.
Sen doğru kararı verdiğine emin misin?Are you certain you've made the right decision?
Kararını vermen için otuz dakikan var.You have thirty minutes to make your decision.
Kararını vermek zorundasın.You have to make up your minds.