Onun emekli olma kararı hepimizi şaşırttı.His decision to retire surprised all of us.
O, kararına ciddi bir hata olarak baktı.She looked on his decision as a grave mistake.
Cesur kararı sayesinde krizi atlatmayı başardı.Thanks to his bold decision, he was able to ride out the crisis.
Onun hayatı hakimin kararına bağlı.His life hangs on the judge's decision.
Kararı kırmızı arabadan yana oldu.He decided on the red car.
O, bütün bu konularda son kararı verdi.He made the final decision on all such matters.
O sonunda Paris'te tanıştığı kızla evlenme kararını verdi.He finally made up his mind to marry the girl he had met in Paris.
O, komitenin kararı hakkında bilgilendirilmediğinden şikayet etti.He complained that he had not been informed of the committee's decision.
O yurt dışında okumak için kararını verdi.He made up his mind to study abroad.
Bir itfaiyeci olmak için kararını verdi.He made up his mind to be a fireman.
Bir öğretmen olmak için kararını verdi.He made up his mind to be a teacher.
O onların kararına kendini teslim etmek zorunda kaldı.He had to submit himself to their decision.
O, babasının kararına boyun eğdi.He acquiesced in his father's decision.
Sonunda yurtdışına gitmek için kararını verdi.She finally made up her mind to go abroad.
O, kararını bana bildirdi.She informed me of her decision.
Bir sekreter olmak için kararını verdi.She made up her mind to be a secretary.
Ben, benim avukatıma danıştıktan sonra, kararımı bildireceğim.I'll let you know my decision after I have consulted my solicitor.
Sorun kararı kimin vereceğidir.The question is who will make the decision.
Hava kararınca İnsanlar buralarda toplanıyor.People gather around here when it gets dark.
Yurtdışında okuma kararım ebeveynlerimi şaşırttı.My decision to study abroad surprised my parents.
Düşün ve kararını bana bildir.Think it over and let me know what you decide.
Kararımı bildirmek için ona bir mektup gönderdim.I sent him a letter to let him know my decision.
O, kararı duyunca umutları alt üst olmuştu.Her hopes were dashed when she heard the verdict.
Eski işini bırakıp kendi işine başlaması kararı gerçekten işe yaradı.His decision to quit his old job and start his own business really paid off.
O senin kararın.It's your decision.
Ben avukatıma danıştıktan sonra sana kararımı bildireceğim.I'll let you know my decision after I have consulted my lawyer.
Mahkeme kararını temyiz ettiler.They appealed the court's decision.
Birçok kişi yargıcın kararı ile aynı fikirde değildi.Many people disagreed with the judge's decision.
Mary oğlunun evlenme kararına karşı çıktı.Mary opposed her son's decision to get married.
Tom'un evlenme kararı ailesini şaşırttı.Tom's decision to get married surprised his family.
Çocuklar hava kararıncaya kadar dışarıda oynadılar.The children played outside until dark.
Vergilerin azaltılması kararını alkışladık.We applaud the decision to lower taxes.
İstifasını sunma kararı aldı.He decided to submit his resignation.
Komitenin kararını nihai olarak kabul edeceklerini söylediler.They said they would accept the committee's decision as final.
O, kararından pişman değildi.He did not regret his decision.
Douglas, kararın doğru olduğuna inandığını söyledi.Douglas said he believed the decision was correct.
Bu kararı nasıl verdiğini daha sonra açıkladı.He explained later how he made this decision.
Amerikalıların çoğu kararı destekledi.Most Americans supported the decision.
Bu kararın önemli sonuçları vardı.This decision had important results.
Kongre ekim ayında kararı onayladı.Congress approved the resolution in October.
O, üniversiteye gitmek için kararını verdi.She made up her mind to go to college.
Malcom birçok mahkeme kararında onun adını görmekten usandığı için Tom'u öldürdü.Malcom killed Tom because he was tired of seeing his name in lots of sentences.
O derhal kararını verdi.He made up his mind right away.
Tom bir gazeteci olmak için kararını verdi.Tom made up his mind to become a newspaperman.
Tom hemen kararını veremedi.Tom couldn't make up his mind right away.
Tom'un beni affetmesini rica etmek için kararımı verdim.I've made up my mind to ask Tom to forgive me.
Tom nihai kararı Mary'ye bıraktı.Tom left the final decision to Mary.
Tom evi satmak için Mary'ye kararını bildirdi.Tom informed Mary of his decision to sell the house.
Tom ve Mary bir hafta süreyle partiyi erteleme kararı aldı.Tom and Mary agreed to postpone the party for a week.
Mary'nin benimle evlenmesini istemek için kararımı verdim.I've made up my mind to ask Mary to marry me.
Tom erken emeklilik kararı aldı.Tom opted for early retirement.
O şirketten istifa etmek için kararını verdi.She's made up her mind to quit the company.
Tom'un önümüzdeki Pazartesi gününden önce vereceği önemli bir kararı var.Tom has an important decision to make before next Monday.
Tom, kararının nedenlerini açıkladı.Tom explained the reasons for his decision.
Tom kararı ertelemeye karar verdi.Tom decided to postpone the decision.
Tom son kararı vermenin ona kaldığına karar verdi.Tom decided it was up to him to make the final decision.
Tom'un doğru kararı vereceğine dair aklımda hiç şüphe yoktu.There was no doubt in my mind that Tom would make the right decision.
O, bir pilot olmak için kararını verdi.He made up his mind to become a pilot.
O, üniversitede tıp okumak için kararını verdi.He made up his mind to study medicine at university.
Tom arabayı satın almak için kararını verdi.Tom made up his mind to buy the car.