karanlıkta ile cümle

karanlıkta kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
Ben odaya girdiğimde ve ışıkları açtığımda Tom karanlıkta oturuyordu.Tom was just sitting in dark when I entered the room and turned on the lights.
Bizi karanlıktan aydınlığa götür.Lead us from darkness to light.
Tom karanlıkta yalnızdı.Tom was alone in the dark.
Pek çoğu, geceleri karanlıktan korkarlar.Many are afraid of darkness at night.
Karanlıkta bütün renkler birdir.All colours will agree in the dark.
Böyle karanlıkta nasıl bir şey görebiliyordu?How could he see anything in such darkness?
Tom'u karanlıkta tutmak adil değildir.It isn't fair to keep Tom in the dark.
Karanlıktan korkarım.I'm scared of the dark.
Bazen karanlıktan korkuyorum.Sometimes I'm scared of the dark.
Anahtarları karanlıkta el yordamıyla aradı.I groped around in the dark for keys.
El fenerim için karanlıkta etrafı yokladım.I groped around in the dark for my flashlight.
Kediler gerçekten karanlıkta görebilir mi?Can cats really see in the dark?
Gerçekten karanlıktan korktuğumu düşünüyor musunuz?Do you really think I'm afraid of the dark?
Tom Mary'yi karanlıktan sonra tek başına dışarı çıkmaması için uyardı.Tom warned Mary not to go out by herself after dark.
Burada karanlıkta tamamen tek başınıza oturarak ne yapıyorsunuz?What are you doing sitting here in the dark all by yourself?
Flaş çalışmıyordu, bu yüzden o karanlıkta resim çekemedi.The flash wasn't working, so he couldn't take a picture in the dark.
Turistler karanlıktan önce yolculuklarını bitirmeli.Travelers should finish their journey before dark.
Tom karanlıkta oturuyordu, sigara içiyordu.Tom was sitting in the dark, smoking a cigarette.
Tom karanlıkta oturuyordu, puro içiyordu.Tom was sitting in the dark, smoking a cigar.
Ben karanlıktan sonra mezarlık tarafında yürümekten kaçınmaya çalışıyorum.I try to avoid walking by the cemetery after dark.
Karanlıktan korkmak için bir neden göremiyorum.I have never seen any reason to be frightened of the dark.
Köpekler karanlıkta görürler.Dogs see in the dark.
Karanlıkta öpüştük.We kissed in the dark.
Palyaço karanlıktan korkuyor.The clown is afraid of the dark.
Tom karanlıktan sonra oraya geldi.Tom arrived there after dark.
Dünyanın geri kalanı ışıktayken karanlıkta olmaktan nefret ediyorum.I hate to be in the dark when all the rest of the world is in light.
Karanlıkta burada olmamamız gerekir.We shouldn't be here in the dark.
Tom ve Mary karanlıkta yürümeyi denedi ancak hipotermiden öldüler.Tom and Mary attempted to hike in the dark, but died of hypothermia.
Ben nadiren karanlıktan sonra dışarı çıkarım.I rarely go out after dark.
Karanlıktan sonra eve yürümenin güvenli olduğunu düşünüyor musun?Do you think it's safe to walk home after dark?
Tom karanlıktan çok korkar.Tom is very afraid of the dark.
Karanlıkta yalnız başına yukarı çıkmak istemiyorum.I don't want to go upstairs alone in the dark.
Karanlıktan sonra neredeyse hiç dışarı çıkmam.I almost never go out after dark.
Sami hava karanlıktan sonra neredeyse hiç dışarı çıkmaz.Sami almost never goes out after dark.
Tom karanlıktan sonra neredeyse hiç dışarı çıkmaz.Tom almost never goes out after dark.
Tom artık karanlıktan korkmuyor.Tom is no longer afraid of the dark.
Bizi karanlıktan çıkaracak birine ihtiyacımız var.We need someone to lead us out of the darkness.
Karanlıktan sonra Boston'da yürürken güvende hissediyor musun?Do you feel safe walking in Boston after dark?
Leyla karanlıkta bekliyordu.Layla was waiting in the darkness.
Sami karanlıkta bekliyordu ve Leyla bir avdı.Sami was waiting in the darkness and Layla was the prey.
Tom, karanlıktan sonra neredeyse hiç dışarıya çıkmaz.Tom hardly ever goes out after dark.
Büyümüştüm, ama karanlıktan korkmaktan vazgeçmedimI grew up, but I have not stopped fearing the dark.
Karanlıkta yürüyen kör bir adama el feneri tutma.Do not show a torch to a blind man walking in the dark.
Aniden bir soyguncu karanlıktan çıktı.Suddenly a robber stepped out of the darkness.
Karanlıktan çıkarak ışığa çıktı.He stepped out of the darkness into the light.
Kısa devre yüzünden aniden karanlıktaydık.Because of a short circuit, we were suddenly in the dark.
Tom karanlıktan sonra eve gitmek istemiyor.Tom doesn't want to get home after dark.
Tom karanlıktan sonra eve gitmek istemedi.Tom didn't want to get home after dark.
Tom karanlıktan korkmuyor.Tom isn't afraid of the dark.
Karanlıktan sonra tek başıma dışarı çıkmam.I don't go out by myself after dark.
Tom karanlıkta akşam yemeği yedi.Tom ate dinner in the dark.
Sami herkesi karanlıkta tutuyor.Sami is keeping everyone in the dark.
Onu karanlıkta yapmaya alışık değilim.I'm not used to doing that in the dark.
Sami karanlıkta hareket eden bir şey gördü.Sami saw something moving in the dark.
Sami karanlıkta bir yerdeydi.Sami was somewhere in the dark.
Tanrı ışığın iyi olduğunu gördü ve onu karanlıktan ayırdı.And God saw the light that it was good; and he divided the light from the darkness.
Arkadaşlar parlayan yıldızlar gibidir, karanlıkta ortaya çıkarlar.Friends are the stars shining; they appear in the dark.
Hizmetçilerine karanlıkta yemek yedirdi.He made his servants eat in the dark.
Yıldızlar karanlıkta daha ışıltılı parlar.Stars shine brighter in the darkness.
Felix karanlıktaki tüm o seslerden gerçekten korkuyordu.Felix was really scared of all those noises in the dark.

İlgili Sayfalar