karanlıklar ile cümle

karanlıklar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Sonsuz karanlıkların içinde yaşar.Kráter věčné tmy
Fakat Karanlıklar Efendisi bir daha insanların gözüne asla adil görünemedi.Vederea ochiului drept nu a mai putut fi însă recuperată niciodată.
Sonsuz karanlıkların içinde yaşar.Örök sötétség.
Sonsuz karanlıkların içinde yaşar.Μετά επικρατεί αιώνιο σκοτάδι.
Karanlıklar içindedir.De (og vennene deres) henger sammen hele sommeren.
"Karanlıkların İçinde", Manço'nun tek aranjmanı oldu.Di kecamatan ini terdapat sebuah persimpangan yakni Simpang Manna.
Bir de bakarlar ki karanlıklar içinde kalmışlar."また落石も若干見られる。
Bir de bakarlar ki karanlıklar içinde kalmışlar."常常悄悄地盯著人。
Sonsuz karanlıkların içinde yaşar.他希望世间陷入永久的黑暗。
Lord Darkar (2. sezon): Karanlıkların ve kötülüklerin efendisidir.光绪二年,襲和碩睿親王。
Karanlıklar içindedir.能潛行於影子之間。
Sonsuz karanlıkların içinde yaşar.영구적인 그늘의 근처에 있다.
Melekler kadar güzel suratının altında karanlıkları saklayan bir kadın.Taylan'la evli ve bir oğlu var.방황하던 이십대 때 명숙의 말썽쟁이 딸 제니와 결혼해 아들 건호가 있다.
Bir de bakarlar ki karanlıklar içinde kalmışlar."וראו: מינות (יהדות).
Bir de bakarlar ki karanlıklar içinde kalmışlar."U nekim se opažaju kameni temelji.
Sadece "Karanlıkların Sanatında" Görülmüştür.Videli so ga samo v svetlem obdobju mraka.
Sonsuz karanlıkların içinde yaşar.Jie geba išgyventi visiškoje tamsoje.
Beni çukurun dibine, Karanlıklara, derinliklere attın.(87:7) Ты положил меня в ров преисподний, во мрак, в бездну.
Beni çukurun dibine, Karanlıklara, derinliklere attın.(88:7) Tu m`as jeté dans une fosse profonde, Dans les ténèbres, dans les abîmes.
Beni çukurun dibine, Karanlıklara, derinliklere attın.Chúa đã để tôi nằm nơi hầm cực sâu , Tại chốn tối_tăm trong vực thẳm .
Beni çukurun dibine, Karanlıklara, derinliklere attın.Chúa đã để tôi nằm nơi hầm cực sâu, Tại chốn tối tăm trong vực thẳm.
Beni çukurun dibine, Karanlıklara, derinliklere attın.Du har lagt mig i den underste Grube, på det mørke, det dybe Sted;
Beni çukurun dibine, Karanlıklara, derinliklere attın.Du hast mich in die Grube hinuntergelegt, in die Finsternis und in die Tiefe.
Beni çukurun dibine, Karanlıklara, derinliklere attın.Eigenlijk hoor ik al bij de gestorvenen, de mensen aan wie U niet meer denkt en die door U zijn vergeten.
Beni çukurun dibine, Karanlıklara, derinliklere attın.Engkau melemparkan aku ke lubang yang dalam, ke liang kubur yang dalam dan gelap
Beni çukurun dibine, Karanlıklara, derinliklere attın.주께서 나를 깊은 웅덩이 어두운 곳 음침한 데 두셨사오며
Beni çukurun dibine, Karanlıklara, derinliklere attın.M'ai aruncat în groapa cea mai de jos, în întunerec, în adîncuri.
Beni çukurun dibine, Karanlıklara, derinliklere attın.Me has puesto en la honda fosa, en lugares tenebrosos, en lugares profundos
Beni çukurun dibine, Karanlıklara, derinliklere attın.Položil si me v jamo najglobočjo, v kraje temne, v globočine.
Beni çukurun dibine, Karanlıklara, derinliklere attın.Puseste-me na cova mais profunda, em lugares escuros, nas profundezas.
Beni çukurun dibine, Karanlıklara, derinliklere attın.Μ' εβαλες εις τον κατωτατον λακκον, εις το σκοτος, εις τα βαθη.
Beni çukurun dibine, Karanlıklara, derinliklere attın.Положил си ме в най-дълбокия ров, В тъмни места, в бездните.
Beni çukurun dibine, Karanlıklara, derinliklere attın.שתני בבור תחתיות במחשכים במצלות׃
Beni çukurun dibine, Karanlıklara, derinliklere attın.‎وضعتني في الجب الاسفل في ظلمات في اعماق‎.
Beni çukurun dibine, Karanlıklara, derinliklere attın.你 把 我 放 在 極 深 的 坑 裡 、 在 黑 暗 地 方 、 在 深 處
Beni çukurun dibine, Karanlıklara, derinliklere attın.你 把 我 放 在 極深 的 坑裡 、 在 黑暗 地方 、 在 深處
Bu toplanan karanlıklarda,迫り来る影の中で
Düşman beni kovalıyor, Ezip yere seriyor. Çoktan ölmüş olanlar gibi, Beni karanlıklarda oturtuyor.(142:3) Враг преследует душу мою, втоптал в землю жизнь мою, принудил меня жить во тьме, как давно умерших, –
Düşman beni kovalıyor, Ezip yere seriyor. Çoktan ölmüş olanlar gibi, Beni karanlıklarda oturtuyor.Il nemico mi perseguita, calpesta a terra la mia vita, mi ha relegato nelle tenebre come i morti da gran tempo
Düşman beni kovalıyor, Ezip yere seriyor. Çoktan ölmüş olanlar gibi, Beni karanlıklarda oturtuyor.원수가 내 영혼을 핍박하며 내 생명을 땅에 엎어서 나로 죽은지 오랜 자 같이 흑암한 곳에 거하게 하였나이다
Düşman beni kovalıyor, Ezip yere seriyor. Çoktan ölmüş olanlar gibi, Beni karanlıklarda oturtuyor.Mijn vijand achtervolgt mij. Hij wil mij doden en mij het dodenrijk injagen, de duisternis in.
Düşman beni kovalıyor, Ezip yere seriyor. Çoktan ölmüş olanlar gibi, Beni karanlıklarda oturtuyor.כי רדף אויב נפשי דכא לארץ חיתי הושיבני במחשכים כמתי עולם׃
Düşman beni kovalıyor, Ezip yere seriyor. Çoktan ölmüş olanlar gibi, Beni karanlıklarda oturtuyor.‎لان العدو قد اضطهد نفسي سحق الى الارض حياتي. اجلسني في الظلمات مثل الموتى منذ الدهر‎.
Düşman beni kovalıyor, Ezip yere seriyor. Çoktan ölmüş olanlar gibi, Beni karanlıklarda oturtuyor.原 來 仇 敵 逼 迫 我 、 將 我 打 倒 在 地 . 使 我 住 在 幽 暗 之 處 、 像 死 了 許 久 的 人 一 樣
Düşman beni kovalıyor, Ezip yere seriyor. Çoktan ölmüş olanlar gibi, Beni karanlıklarda oturtuyor.原 來仇 敵 逼迫 我 、 將 我 打倒 在地 . 使我 住在 幽暗 之 處 、 像 死 了 許久 的 人 一 樣
Fakat evlenmezlerse, Bu toplanan karanlıklarda,Ale ak nie, je možné, že v tejto narastajúcej temnote,
Fakat evlenmezlerse, Bu toplanan karanlıklarda,Ale jeśli tak się nie stanie, może się okazać, iż we wzbierającym mroku
Fakat evlenmezlerse, Bu toplanan karanlıklarda,Ale pokud ne, je možné, že v té narůstající temnotě
Fakat evlenmezlerse, Bu toplanan karanlıklarda, Dunedain sonunda düşebilir, bir daha doğmamak üzere.De ha nem, akkor lehet, hogy ebben a duzzadó sötétségben a dúnadánok elbuknak és sosem emelkednek fel újra.
Fakat evlenmezlerse, Bu toplanan karanlıklarda, Dunedain sonunda düşebilir, bir daha doğmamak üzere.Pero si no, puede ser, en esta oscuridad, que la caída Dúnedain haya llegado al fin, para no levantarse más.
Fakat evlenmezlerse, Bu toplanan karanlıklarda, Dunedain sonunda düşebilir, bir daha doğmamak üzere.Если же этого не случится, возможно, что в этой сгущающейся тьме, дунаданы не выстоят и исчезнут навсегда.
"İnsanların yüreklerinin karanlıklarına ışık göndermek, işte bu bir sanatçının görevidir.""A trimite lumină în întunecimea inimii oamenilor, asta e datoria unui artist."
"İnsanların yüreklerinin karanlıklarına ışık göndermek, işte bu bir sanatçının görevidir.""Enviar luz a la oscuridad de los corazones de los hombres, ese es el deber del artista".
"İnsanların yüreklerinin karanlıklarına ışık göndermek, işte bu bir sanatçının görevidir.""Fényességet küldeni az emberi szív mélységébe: ez a művész hivatása."
"İnsanların yüreklerinin karanlıklarına ışık göndermek, işte bu bir sanatçının görevidir.""Iluminar a escuridão do coração do homem, "é o dever do artista."
"İnsanların yüreklerinin karanlıklarına ışık göndermek, işte bu bir sanatçının görevidir.""인간의 가슴속 어두운 곳에 빛을 비추는 것, 그런 것이 예술가의 임무이다."
"İnsanların yüreklerinin karanlıklarına ışık göndermek, işte bu bir sanatçının görevidir.""Licht senden in die Tiefe des menschlichen Herzens, das ist des Künstlers Beruf."
"İnsanların yüreklerinin karanlıklarına ışık göndermek, işte bu bir sanatçının görevidir.""Licht te sturen naar de duisternis van het hart van mensen, dat is de taak van een artiest."
"İnsanların yüreklerinin karanlıklarına ışık göndermek, işte bu bir sanatçının görevidir.""Nhiệm vụ cao quý của âm nhạc là chiếu sáng vào những góc tối sâu thẳm trong trái tim con người."
"İnsanların yüreklerinin karanlıklarına ışık göndermek, işte bu bir sanatçının görevidir.""Poslat světlo to temnoty srdcí, to je posláním umělce."

İlgili Sayfalar