karanlık ile cümle
karanlık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
Bana iman eden hiç kimse karanlıkta kalmasın diye, dünyaya ışık olarak geldim.我 到 世上 來 、 乃是 光 、 叫 凡 信 我 的 不住 在 黑暗裡
" Bana kalırsa Bolşevikler geldiği zaman... ...çok ama çok karanlık bir gündü."E penso che deve essere stata una giornata molto brutta, quando sono arrivati i bolscevichi.
" Bana kalırsa Bolşevikler geldiği zaman... ...çok ama çok karanlık bir gündü."Et je pense que ça a dû être un jour très, très sombre quand les bolcheviks sont arrivés.
" Bana kalırsa Bolşevikler geldiği zaman... ...çok ama çok karanlık bir gündü." 볼쉐비키들이 도착했던 날은 틀림없이 아주 어두운 날이었다고 생각합니다
" Bana kalırsa Bolşevikler geldiği zaman... ...çok ama çok karanlık bir gündü."Myślę, że to musiał być bardzo ciemny dzień, kiedy Bolszewicy przybyli.
" Bana kalırsa Bolşevikler geldiği zaman... ...çok ama çok karanlık bir gündü."Op een heel erg donkere dag arriveerden de Bolsjewieken.
" Bana kalırsa Bolşevikler geldiği zaman... ...çok ama çok karanlık bir gündü."Și cred că trebuie să fi fost o zi foarte, foarte sumbră când au ajuns bolșevicii.
" Bana kalırsa Bolşevikler geldiği zaman... ...çok ama çok karanlık bir gündü."Úgy képzelem, hogy nagyon-nagyon sötét volt aznap, amikor megjöttek a bolsevikok.
" Bana kalırsa Bolşevikler geldiği zaman... ...çok ama çok karanlık bir gündü."Und ich glaube es muss ein sehr, sehr dunkler Tag gewesen sein als die Bolschewiken kamen.
" Bana kalırsa Bolşevikler geldiği zaman... ...çok ama çok karanlık bir gündü."Và tôi nghĩ đó phải là một ngày rất, rất đen tối khi đảng Bolsheviks thành lập.
" Bana kalırsa Bolşevikler geldiği zaman... ...çok ama çok karanlık bir gündü."Y pienso que debe haber sido un día muy, muy oscuro cuando llegaron los bolcheviques.
" Bana kalırsa Bolşevikler geldiği zaman... ...çok ama çok karanlık bir gündü."Думаю, что это, конечно, был очень ужасающий день, когда пришли большевики.
" Bana kalırsa Bolşevikler geldiği zaman... ...çok ama çok karanlık bir gündü.Мисля, че е бил един много, много черен ден, когато болшевиките пристигнали.
" Bana kalırsa Bolşevikler geldiği zaman... ...çok ama çok karanlık bir gündü."ולדעתי זה היה כנראה יום שחור מאד כשהבולשביקים הגיעו.
" Bana kalırsa Bolşevikler geldiği zaman... ...çok ama çok karanlık bir gündü."واعتقد انه كان يوما مظلما جدا جدا عندما وصل البلاشفة.
" Bana kalırsa Bolşevikler geldiği zaman... ...çok ama çok karanlık bir gündü.とても暗い日だったに違いない 彼らは楽しい時を過ごしたかもしれないが
Bazen karanlıktan tümüyle faydalansınlar diye gece yarısına kadar bekliyorum.Astept chiar până la miezul nopţii pentru a le da profita pe deplin întuneric.
Bazen karanlıktan tümüyle faydalansınlar diye gece yarısına kadar bekliyorum.Ich warte sogar bis Mitternacht, damit sie den Vorteil der Dunkelheit nutzen können.
Bazen karanlıktan tümüyle faydalansınlar diye gece yarısına kadar bekliyorum.Ik heb zelfs wachten tot middernacht om hen te geven het volledige voordeel van de donker.
Bazen karanlıktan tümüyle faydalansınlar diye gece yarısına kadar bekliyorum.lesník nôž a celý deň je štart.
Bazen karanlıktan tümüyle faydalansınlar diye gece yarısına kadar bekliyorum.Még várni éjfélig, hogy nekik A teljes mértékben kihasználják a sötétben.
Bazen karanlıktan tümüyle faydalansınlar diye gece yarısına kadar bekliyorum.Sem celo počakati do polnoči, da se jim celoti izkoristijo temi.
Bazen karanlıktan tümüyle faydalansınlar diye gece yarısına kadar bekliyorum.Tandis que moi, j'attends jusqu'à minuit pour leur donner le plein avantage des ténèbres
Bazen karanlıktan tümüyle faydalansınlar diye gece yarısına kadar bekliyorum.Vždy jsem čekal až do půlnoci, aby měli výhodu temnoty.
Bazen karanlıktan tümüyle faydalansınlar diye gece yarısına kadar bekliyorum.Woodsman veitsi ja koko päivän alku.
Bazen karanlıktan tümüyle faydalansınlar diye gece yarısına kadar bekliyorum.Аз дори да чака до полунощ, за да им даде се възползват в пълна степен на тъмно.
Bazen karanlıktan tümüyle faydalansınlar diye gece yarısına kadar bekliyorum.ولكن عادة ما أعطي لهم صيد الملابس... a حطاب سكين وتبدأ يوم كامل.
Bazen karanlıktan tümüyle faydalansınlar diye gece yarısına kadar bekliyorum.森の住人のナイフ と丸一日のスタート。 私もそれらを与えるために真夜中まで待って 最大限に活用暗い。
Bedenin ışığı gözdür. Gözün sağlamsa, bütün bedenin de aydınlık olur. Gözün bozuksa, bedenin de karanlık olur.네 몸의 등불은 눈이라 네 눈이 성하면 온 몸이 밝을 것이요 만일 나쁘면 네 몸도 어두우리라
Bedenin ışığı gözdür. Gözün sağlamsa, bütün bedenin de aydınlık olur. Gözün bozuksa, bedenin de karanlık olur.נר הגוף הוא העין לכן בהיות עינך תמימה גם כל גופך יאור ובהיותה רעה וחשך גם גופך׃
Bedenin ışığı gözdür. Gözün sağlamsa, bütün bedenin de aydınlık olur. Gözün bozuksa, bedenin de karanlık olur.سراج الجسد هو العين. فمتى كانت عينك بسيطة فجسدك كله يكون نيّرا. ومتى كانت شريرة فجسدك يكون مظلما.
Bedenin ışığı gözdür. Gözün sağlamsa, bütün bedenin de aydınlık olur. Gözün bozuksa, bedenin de karanlık olur.你 眼 睛 就 是 身 上 上 的 燈 、 你 的 眼 睛 若 瞭 亮 、 全 身 就 光 明 . 眼 睛 若 昏 花 、 全 身 就 黑 暗
Bedenin ışığı gözdür. Gözün sağlamsa, bütün bedenin de aydınlık olur. Gözün bozuksa, bedenin de karanlık olur.你 眼睛 就是 身上 上 的 燈 、 你 的 眼睛 若瞭亮 、 全身 就 光明 . 眼睛 若 昏花 、 全身 就 黑暗
"Ben, belki de hep yağmur yağdı ya da İngiltere'de karanlık görünüyordu düşündüm," Mary "dedi."Ajattelin ehkä se aina satoi tai näyttää tumman Englannissa", Maria sanoi.
"Ben, belki de hep yağmur yağdı ya da İngiltere'de karanlık görünüyordu düşündüm," Mary "dedi."Azt gondoltam, talán mindig esett az eső, vagy nézett sötét Angliában," Mária mondta.
"Ben, belki de hep yağmur yağdı ya da İngiltere'de karanlık görünüyordu düşündüm," Mary "dedi."Ho pensato che forse pioveva sempre guardato scuro o in Inghilterra", ha detto Maria.
"Ben, belki de hep yağmur yağdı ya da İngiltere'de karanlık görünüyordu düşündüm," Mary "dedi."Ich dachte, vielleicht ist es immer geregnet oder schaute in England dunkel", sagte Mary.
"Ben, belki de hep yağmur yağdı ya da İngiltere'de karanlık görünüyordu düşündüm," Mary "dedi."Ik dacht misschien is het altijd regende of zag er donker in Engeland," zei Mary.
"Ben, belki de hep yağmur yağdı ya da İngiltere'de karanlık görünüyordu düşündüm," Mary "dedi."Jag tänkte att kanske det alltid regnade och såg mörkt i England", sade Maria.
"Ben, belki de hep yağmur yağdı ya da İngiltere'de karanlık görünüyordu düşündüm," Mary "dedi."Jeg troede, det måske altid regnede eller så mørkt i England," sagde Mary.
"Ben, belki de hep yağmur yağdı ya da İngiltere'de karanlık görünüyordu düşündüm," Mary "dedi."Je pensais peut-être qu'il pleuvait toujours sombres ou regardé en Angleterre", dit Marie.
"Ben, belki de hep yağmur yağdı ya da İngiltere'de karanlık görünüyordu düşündüm," Mary "dedi."나는 아마도 그것은 항상 비가이나 영국의 어두운 같아서,"메리 고 말했다.
"Ben, belki de hep yağmur yağdı ya da İngiltere'de karanlık görünüyordu düşündüm," Mary "dedi."M-am gândit, probabil, întotdeauna plouat sau uitat întunecată în Anglia", a spus Maria.
"Ben, belki de hep yağmur yağdı ya da İngiltere'de karanlık görünüyordu düşündüm," Mary "dedi."Mislil sem, morda je vedno deževalo ali temno pogledal v Angliji," je dejal Mary.
"Ben, belki de hep yağmur yağdı ya da İngiltere'de karanlık görünüyordu düşündüm," Mary "dedi."Myślałem, że może zawsze padało i nie wyglądała ciemne w Anglii," Maryja rzekła.
"Ben, belki de hep yağmur yağdı ya da İngiltere'de karanlık görünüyordu düşündüm," Mary "dedi."Myslela jsem, že to vždycky pršelo a vypadalo temné v Anglii," řekla Mary.
"Ben, belki de hep yağmur yağdı ya da İngiltere'de karanlık görünüyordu düşündüm," Mary "dedi."Myslela som, že to vždy pršalo a vyzeralo temné v Anglicku," povedala Mary.
"Ben, belki de hep yağmur yağdı ya da İngiltere'de karanlık görünüyordu düşündüm," Mary "dedi."Pensei que talvez ele sempre choveu ou estavam escuras na Inglaterra", disse Mary.
"Ben, belki de hep yağmur yağdı ya da İngiltere'de karanlık görünüyordu düşündüm," Mary "dedi."Pensé que tal vez siempre llovía o se veía oscuro en Inglaterra", dijo María.
"Ben, belki de hep yağmur yağdı ya da İngiltere'de karanlık görünüyordu düşündüm," Mary "dedi."Saya pikir mungkin selalu hujan atau tampak gelap di Inggris," kata Mary.
"Ben, belki de hep yağmur yağdı ya da İngiltere'de karanlık görünüyordu düşündüm," Mary "dedi."Tôi nghĩ có lẽ nó luôn luôn trời mưa hoặc nhìn tối ở Anh," Mary nói.
"Ben, belki de hep yağmur yağdı ya da İngiltere'de karanlık görünüyordu düşündüm," Mary "dedi."Νόμιζα ότι ίσως πάντα βρέξει ή θα φαινόταν σκοτεινό στην Αγγλία," είπε η Μαρία.
"Ben, belki de hep yağmur yağdı ya da İngiltere'de karanlık görünüyordu düşündüm," Mary "dedi."Мислех, че може би винаги е валяло или изглеждаха тъмни в Англия", каза Мери.
"Ben, belki de hep yağmur yağdı ya da İngiltere'de karanlık görünüyordu düşündüm," Mary "dedi."Я думав, може, вона завжди дощ або було темно в Англії", сказала Мері.
"Ben, belki de hep yağmur yağdı ya da İngiltere'de karanlık görünüyordu düşündüm," Mary "dedi."Я думал, может быть, она всегда дождь или было темно в Англии", сказала Мэри.
"Ben, belki de hep yağmur yağdı ya da İngiltere'de karanlık görünüyordu düşündüm," Mary "dedi."חשבתי שאולי זה תמיד ירד גשם או נראה כהה באנגליה," אמרה מרי.
"Ben, belki de hep yağmur yağdı ya da İngiltere'de karanlık görünüyordu düşündüm," Mary "dedi.وقال "اعتقدت دائما ربما أمطرت أو بدت مظلمة في انكلترا ،" وقالت ماري.
"Ben, belki de hep yağmur yağdı ya da İngiltere'de karanlık görünüyordu düşündüm," Mary "dedi."え!ない!"マーサは彼女の黒のリード線のブラシの間で彼女のかかと上に座って、言った。
Bence artık karanlık reaksiyonlar hakkında bir şeylerCreo que estamos listos para aprender un poco acerca de
Bence artık karanlık reaksiyonlar hakkında bir şeyler öğrenmeye hazırız.이제 암반응에 대해 조금 배울 준비가 된 것 같습니다.