karanlık ile cümle
karanlık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Aşağıya in th th 'karanlık' orada çiçek bahçeleri şeyler stirrin olacak '.Στο Θ 'κήπους λουλούδι εκεί έξω τα πράγματα θα είναι stirrin "κάτω στο σκοτάδι ου".
Aşağıya in th th 'karanlık' orada çiçek bahçeleri şeyler stirrin olacak '.В й 'цветники там все будет stirrin' внизу, в темной-го ".
Aşağıya in th th 'karanlık' orada çiçek bahçeleri şeyler stirrin olacak '.В ти "цветни градини, там нещата ще бъде stirrin" долу в тъмното ти ".
Aşağıya in th th 'karanlık' orada çiçek bahçeleri şeyler stirrin olacak '.У й 'квітники там все буде stirrin' внизу, в темній-го ".
Aşağıya in th th 'karanlık' orada çiçek bahçeleri şeyler stirrin olacak '.בשנת ה 'גינות שם דברים יהיה ומערבבים למטה בחושך' ה.
Aşağıya in th th 'karanlık' orada çiçek bahçeleri şeyler stirrin olacak '.في ال "حدائق الزهور الى هناك سوف تكون الأمور stirrin' في الأسفل عشر في الظلام ".
Aşırı karanlık bir bölgeden geldim, ve bu yüzden dünyayı aydınlatmak istiyorum.Ahonnan jövök, az egy rémisztően sötét hely. Ezért akarom megvilágítani a világot.
Aşırı karanlık bir bölgeden geldim, ve bu yüzden dünyayı aydınlatmak istiyorum.Am venit dintr-un loc foarte intunecat. Si de aceea vreau sa iluminez lumea.
Aşırı karanlık bir bölgeden geldim, ve bu yüzden dünyayı aydınlatmak istiyorum.He venido de un lugar de intensa oscuridad. Y por eso quiero iluminar el mundo.
Aşırı karanlık bir bölgeden geldim, ve bu yüzden dünyayı aydınlatmak istiyorum.Ich bin aus einem sehr düsteren Ort gekommen. Daher will ich die Welt erleuchten.
Aşırı karanlık bir bölgeden geldim, ve bu yüzden dünyayı aydınlatmak istiyorum.Ik kom uit een diep duistere plek. Daarom wil ik de wereld verlichten.
Aşırı karanlık bir bölgeden geldim, ve bu yüzden dünyayı aydınlatmak istiyorum.Jag har kommit från en plats av intensivt mörker. Och det är därför som jag vill lysa upp världen.
Aşırı karanlık bir bölgeden geldim, ve bu yüzden dünyayı aydınlatmak istiyorum.Je viens d'un lieu où règne une obscurité intense. Et c'est pourquoi je voudrais illuminer le monde.
Aşırı karanlık bir bölgeden geldim, ve bu yüzden dünyayı aydınlatmak istiyorum.저는 칠흙같은 어둠에 둘러싸인 곳에서 왔습니다. 그래서 세상에 빛을 비추고 싶습니다.
Aşırı karanlık bir bölgeden geldim, ve bu yüzden dünyayı aydınlatmak istiyorum.Přišel jsem z místa intenzivní temnoty. Proto chci svět osvítit.
Aşırı karanlık bir bölgeden geldim, ve bu yüzden dünyayı aydınlatmak istiyorum.Prišiel som z miesta intenzívnej temnoty. Preto chcem osvietiť svet.
Aşırı karanlık bir bölgeden geldim, ve bu yüzden dünyayı aydınlatmak istiyorum.Provengo da un luogo di tenebre. Ed è per questo che voglio illuminare il mondo."
Aşırı karanlık bir bölgeden geldim, ve bu yüzden dünyayı aydınlatmak istiyorum.Przybyłem z miejsca, którym zawładnęła ciemność. Dlatego chcę oświecić cały świat.
Aşırı karanlık bir bölgeden geldim, ve bu yüzden dünyayı aydınlatmak istiyorum.Saya datang dari tempat yang penuh kegelapan. Oleh karena itu saya ingin menerangi dunia.
Aşırı karanlık bir bölgeden geldim, ve bu yüzden dünyayı aydınlatmak istiyorum.Tôi đến từ một nơi tăm tối. Và đó là lí do tôi muốn chiếu sáng thế giới.
Aşırı karanlık bir bölgeden geldim, ve bu yüzden dünyayı aydınlatmak istiyorum."Vim de um lugar de intensa escuridão. "E é por isso que quero iluminar o mundo."
Aşırı karanlık bir bölgeden geldim, ve bu yüzden dünyayı aydınlatmak istiyorum.Έχω έρθει από ένα μέρος έντονου σκοταδιού. Και γι' αυτό θέλω να φωτίσω τον κόσμο.
Aşırı karanlık bir bölgeden geldim, ve bu yüzden dünyayı aydınlatmak istiyorum.Идвам от място с интензивна тъмнина. И затова искам да осветя света.
Aşırı karanlık bir bölgeden geldim, ve bu yüzden dünyayı aydınlatmak istiyorum.Я прийшов із місць глибокої темряви. Тому я хочу зробити світ світлішим!
Aşırı karanlık bir bölgeden geldim, ve bu yüzden dünyayı aydınlatmak istiyorum.Я пришёл из мест глубокой тьмы. Поэтому я хочу сделать мир светлее!
Aşırı karanlık bir bölgeden geldim, ve bu yüzden dünyayı aydınlatmak istiyorum.אני בא ממקום של אפלה עמוקה. ולכן אני רוצה להאיר את העולם כולו.
Aşırı karanlık bir bölgeden geldim, ve bu yüzden dünyayı aydınlatmak istiyorum.لقد جئت من مكان شديد الظلام. ولهذا السبب أرغب في إضاءة العالم.
Aşırı karanlık bir bölgeden geldim, ve bu yüzden dünyayı aydınlatmak istiyorum.それが私が世界に光を与えたいと望む理由です 私の名前はパプサイです
Aslında görünmez madde demek gerekir ancak biz karanlık maddeyi görünür kıldık.Ar trebui numită materie invizibilă, dar noi am făcut-o vizibilă.
Aslında görünmez madde demek gerekir ancak biz karanlık maddeyi görünür kıldık.Devia chamar-se matéria invisível que nós tornamos visível.
Aslında görünmez madde demek gerekir ancak biz karanlık maddeyi görünür kıldık.Dovrebbe essere chiamata materia invisibile, anche se qui l'abbiamo resa visibile.
Aslında görünmez madde demek gerekir ancak biz karanlık maddeyi görünür kıldık.Es sollte besser unsichtbare Materie heißen, aber die dunkle Materie haben wir sichtbar gemacht.
Aslında görünmez madde demek gerekir ancak biz karanlık maddeyi görünür kıldık.Het zou onzichtbare materie genoemd moeten worden. maar de donkere materie hebben we zichtbaar gemaakt.
Aslında görünmez madde demek gerekir ancak biz karanlık maddeyi görünür kıldık.Igazából láthatatlan anyagnak kéne hívni, nem pedig láthatóvá tett sötét anyagnak.
Aslında görünmez madde demek gerekir ancak biz karanlık maddeyi görünür kıldık.눈에 보이지 않는 물질이라고 불러야만 합니다만 마치 우리들 눈에 보이는 것처럼 나타낸 것입니다.
Aslında görünmez madde demek gerekir ancak biz karanlık maddeyi görünür kıldık.On devrait l'appeler matière invisible, mais c'est la matière sombre que nous avons rendu visible.
Aslında görünmez madde demek gerekir ancak biz karanlık maddeyi görünür kıldık.Powinna być nazwana niewidzialną materią, a nie uwidocznioną ciemną materią.
Aslında görünmez madde demek gerekir ancak biz karanlık maddeyi görünür kıldık.Se debería llamar materia invisible, pero la materia oscura la hemos hecho visible.
Aslında görünmez madde demek gerekir ancak biz karanlık maddeyi görünür kıldık.Θα έπρεπε να ονομάζετε αόρατη ύλη, αλλά την σκοτεινή ύλη την κάναμε ορατή.
Aslında görünmez madde demek gerekir ancak biz karanlık maddeyi görünür kıldık.Би трябвало да се нарича невидима материя, но тъмната материя е превърната от нас във видима.
Aslında görünmez madde demek gerekir ancak biz karanlık maddeyi görünür kıldık.Ее следует называть невидимой материей, но мы ее сделали видимой.
Aslında görünmez madde demek gerekir ancak biz karanlık maddeyi görünür kıldık.Мали б назвати її невидимою матерією, але ми зробили темну матерію видимою.
Aslında görünmez madde demek gerekir ancak biz karanlık maddeyi görünür kıldık.צריך לקרוא לו חומר בלתי-נראה, אבל את החומר השחור הפכנו לנראה.
Aslında görünmez madde demek gerekir ancak biz karanlık maddeyi görünür kıldık.ويجب ان تسمى بالمادة الخفية، وحولنا هذه المادة المخفية الى مادة مرئية.
Aslında görünmez madde demek gerekir ancak biz karanlık maddeyi görünür kıldık.私たちが目に見えるようにしたのです 黄色の部分は
Aslında onların odaları daha karanlık ve küçüktü... ...sonra onlar da sokağın karşısına gözlerini diktiler.Aber die Zimmer waren dunkler und kleiner. Und die ungeraden Zahlen schauten zu uns.
Aslında onların odaları daha karanlık ve küçüktü... ...sonra onlar da sokağın karşısına gözlerini diktiler.Ale ve skutečnosti byli jejich pokoje tmavé a malé, a oni také zírali jiným do oken přes ulici.
Aslında onların odaları daha karanlık ve küçüktü... ...sonra onlar da sokağın karşısına gözlerini diktiler.De a szobák sötétebbek és kisebbek. A páratlan oldal minket bámult.
Aslında onların odaları daha karanlık ve küçüktü... ...sonra onlar da sokağın karşısına gözlerini diktiler.De fapt, camerele lor erau mai mici şi mai întunecate şi ei priveau lung, la rândul lor, peste drum.
Aslında onların odaları daha karanlık ve küçüktü... ...sonra onlar da sokağın karşısına gözlerini diktiler.Maar in feite waren hun kamers kleiner en donkerder en zij staarden ook naar de overkant van de straat.
Aslında onların odaları daha karanlık ve küçüktü... ...sonra onlar da sokağın karşısına gözlerini diktiler.Y los de las impares miraban a los de enfrente.
Aslında onların odaları daha karanlık ve küçüktü... ...sonra onlar da sokağın karşısına gözlerini diktiler.Αλλά στην πραγματικότητα τα δωμάτιά τους ήταν πιο σκοτεινά και μικρά και αυτοί κοιτούσαν επίσης στον δρόμο.
Aslında onların odaları daha karanlık ve küçüktü... ...sonra onlar da sokağın karşısına gözlerini diktiler.А всъщност стаите им бяха по-малки и тъмни и те също гледаха към отсрещната страна.
Aslında onların odaları daha karanlık ve küçüktü... ...sonra onlar da sokağın karşısına gözlerini diktiler.Но комнаты были темными, квартиры - меньшими. И те, что с нечетной стороны, смотрели на тех, кто жил напротив.
Ateş adım adım ilerliyor ve beni karanlıktan çıkarıyorAlcanzando un nivel febril que me está sacando de la ooscuridad
Ateş adım adım ilerliyor ve beni karanlıktan çıkarıyorAlcanzando un nivel febril que me está sacando de la oscuridad
Ateş adım adım ilerliyor ve beni karanlıktan çıkarıyorDosahuji vrcholu vzrušení, a to mě odvrací ze tmy
Ateş adım adım ilerliyor ve beni karanlıktan çıkarıyorIl atteint le comble de l'excitation et m'emporte hors de l'obscurité
Aydaki karanlık düzlükHav (maria)
Aydaki karanlık düzlükMånehav