Hâlâ karanlıkken kalktım.I got up while it was still dark.
Işık söndü ve biz karanlıkta kaldık.The light went out and we were left in the dark.
Karanlık çöküyor.Darkness is falling.
Alacakaranlık karanlıkla birleşti.The twilight merged into darkness.
En karanlık yer şamdanın altıdır.The darkest place is under the candlestick.
Herkes bir aydır, ve hiç kimseye göstermediği karanlık bir yüzü vardır.Everyone is a moon, and has a dark side which he never shows to anybody.
Herkes bir aydır, ve herhangi birine asla göstermeyeceği karanlık bir tarafı vardır.Everyone is a moon, and has a dark side which he never shows to anybody.
Hava karanlık, bu yüzden adımlarına dikkat et.It's dark, so watch your step.
O karanlıktan çok korkar.She is terrified of the dark.
Karanlık ve fırtınalı bir geceydi.It was a dark and stormy night.
Kediler karanlık olduğunda bile görebilir.Cats can see things even when it's dark.
Kediler, karanlık yerlerde bile görebilirler.Cats can see even in dark places.
Karanlıktan fırlayan köpekten dolayı şoka girdim.I was shocked by the dog that sprang out of the darkness.
Çocuklar bazen karanlıktan korkarlar.Children are sometimes afraid of the dark.
Bu oda çok karanlık.This room is too dark.
Gökyüzü karanlıktı.The sky was dark.
Uzun boylu adam, yakasına pembe bir karanfil takmıştı.The tall man wore a pink carnation in his lapel.
Karanlık olduğunda görmek için bir el feneri kullanabilirsiniz.When it's dark you can use a flashlight to see.
Bu evler karanlık ve kirli.These houses were dark and dirty.
Çabuk, lambayı söndür, karanlıkta saklanmak istiyorum.Quick, turn off the lamp, I want to hide in the darkness.
Kediler karanlıkta görür mü?Do cats see in the dark?
Önce gitmekten korkuyorum, hava çok karanlık.I'm afraid to go first, it's too dark.
Yaşlı bir adam karanlık bir yolda yalnız oturuyordu.An elderly man was sitting alone on a dark path.
Karanlıktan korkar mısın?Are you afraid of the dark?
Karanlıkta görmek biraz zordur, değil mi?It's kind of difficult to see in the dark, isn't it?
Burası gerçekten karanlık. Bir şey göremiyorum.It's really dark in here. I can't see anything.
Bu sadece Arjantin tarihindeki en karanlık sayfalarından biridir!This is simply one of the darkest pages in the history of Argentina!
Tom hizmetçilerine karanlıkta yemek yedirdi.Tom made his servants eat in the dark.
Tom karanlıktan korkuyor.Tom is afraid of the dark.
Tom, karanlıktan sonra kendi başına dışarı çıkmamak için yeterince mantıklıydı.Tom had enough sense to not go out by himself after dark.
Dışarısı karanlık.It's dark outside.
Dışarısı zifiri karanlık.It's pitch black outside.
Zifiri karanlıktı.It was pitch-black.
Karanlıkta araba sürmek uçmak gibidir.Driving in the dark feels like flying!
Zifiri karanlık bir geceydi.It was a pitch black night.
Karanlıkta bir şekil gördüm.I saw a shape in the dark.
Tom'un gözleri henüz karanlığa alışmamıştı, bu yüzden o bir şey göremedi.Tom's eyes weren't yet accustomed to the dark, so he couldn't see a thing.
Tom gözlerini karanlığa alıştırmak için bir süre bekledi.Tom waited a while to let his eyes adjust to the darkness.
Tom tamamen karanlık olmadan uyuyamayacağını söylüyor.Tom says that he can't sleep unless it's completely dark.
Tom okul için evden ayrıldığında hava hâlâ karanlıktı.It was still dark when Tom left home for school.
Burası karanlık. Bir el fenerin var mı?It's dark in here. Do you have a flashlight?
Ben karanlıktan korkuyorum.I'm afraid of the dark.
O her zaman karanlık bir havayla sarılır.He was always wrapped by a dark air.
Aysız gece karanlıktı.It was a dark, moonless night.
Baba benimle kal! Karanlıktan korkarım.Stay with me, dad! I'm afraid of the dark.
Karanlıktan korkuyorum.I have a fear of the dark.
Ben karanlık bir yerde onunla karşılaşmak istemiyorum.I wouldn't like to meet him in a dark place.
Yağmurda karanlık olmaz mı?Won't it be dark in the rain?
Yağmurda karanlık değil mi?Is it not dark in the rain?
Her yer karanlık olduğu için herhangi bir şey göremiyorum.I can't see anything because the whole place is dark.
Bir çocuk karanlıktan korkar.A child is afraid of the dark.
Çocuk karanlıktan korkuyor.The child is afraid of the dark.
Baykuşlar karanlıkta görebilirler.Owls can see in the dark.
Çok karanlık.It's very dark.
Tom'un arkasından karanlık bir gölge geçti.A dark shadow passed behind Tom.
Ruhun karanlık gecesi hayatın ortasındaki ölümdür.The dark night of the soul is death in the midst of life.
Oda çok karanlık ve ürkütücü görünüyor.The room seems awfully dark and spooky.
Çocuk karanlıktan korkardı.The boy was afraid of the dark.
Delikanlı karanlıktan korkuyor.The boy is afraid of the dark.
O karanlıkta parlıyor.It glows in the dark.