Kurşunlanan ceset daha sonra karakolun bahçesine gömülecektir.El cuerpo fue enterrado más adelante en el jardín de la mansión.
Bir şeyler önemli olan bizi, girdiğinizde, polis istasyonu, aynı polis karakolu.Como es de suponerse, al mismo que ella se va, hay problemas en la estación de policía.
Jandarma karakolu diğer köylere de hizmet veren tek kuruluştur.Es el único ärm guardián que puede usar otros arms.
Polis karakolunun nerede olduğunu biliyor musunuz?Sapete dove si trova la stazione di polizia?
Mahallede jandarma karakolu bulunmaktadır.Sono presenti gli uffici della Polizia di Frontiera.
Bana polis karakolunun nerede olduğunu söyle.Скажите, где находится отделение милиции.
Lütfen bana karakolun nerede olduğunu söyleyin.Скажите, пожалуйста, где полицейский участок.
Serbest bırakılan rehineler Riza Park'taki polis karakolunu götürüldüler.Отпущенные заложники были сопровождены в огороженный полицией участок в парке Ризал.
1921 yılında köye bir jandarma karakolu kurulmuştur.В 1921 году в городе был размещён французский гарнизон.
Mahallede ayrıca polis karakolu bulunmaktadır.Также на улице находится местное отделение полиции.
Bu sırada aynı yolu kullanan araçlar Koçyurdu Karakolunu tarafından durdurulmuş bekletiliyordu.Дорога, по которой я ехал, была забита до отказа.
Günümüzde her ayın 7 ve 20'sinde karakolun ikmali sağlanmakta ve personel değişimi yapılmaktadır.وفي يومنا هذا يتم تزويد المخفر بالوقود وتغير الحماية في اليوم السابع واليوم العشرين من كل شهر.
30 Temmuzda, militanlar, Mısır El-Arish’teki bir polis karakoluna saldırdılar ve altı kişiyi öldürdüler.في 30 يوليو، شن مسلحون هجوما على مركز للشرطة المصرية في العريش، مما أسفر عن مقتل ستة.
Aras Nehri'nin ayırdığı sınırın güvenliği askeri hudut karakolu ile sağlanmaktadır."رابط جأش الحدود" يتعزّز بقياده القوات البرية".
Karakolun konumuموقع قسم الشرطة
Mahallede ayrıca polis karakolu bulunmaktadır.Nesta região há uma delegacia de polícia.
Şekerli karakoluna bağlıdır.Het ligt aan het Laukkujärvi.
Portekiz ticaret karakolu 1487'de kuruldu, ancak muhtemelen çok geçmeden kent terk edildi.Een Portugese handelspost werd in Ouadane opgericht in 1487 maar werd vrij snel terug verlaten.
İki gün sonra da Siirt'te bir polis karakolu hedef alınmıştır.Dwa dni później zaatakowano posterunek policji w Siirt.
Yine bu karakolda yaptığı “işgüzarlıklar”, onun bu sefer bir sınır karakoluna sürgün edilmesiyle sonuçlanır.Aresztowany kolejny raz, tym razem na granicy Generalnego Gubernatorstwa, został skierowany do Arbeitsamtu.
Mahallede ayrıca polis karakolu bulunmaktadır.W miejscowości znajduje się posterunek policji.
Kurşunlanan ceset daha sonra karakolun bahçesine gömülecektir[4].Następnie zwłoki zostały zakopane w dołku w ogrodzie posterunku [3].
Sandalye odası, Antarktika'daki eski Kadim Karakolu gibi, Atlantis'de de bir kontrol sandalyesi bulunmaktadır.Кімната Крісла - як і аванпост Древніх в Антарктиді, Атлантида також має крісло.
Bunun ardından karakolu rehin alan silahlı grup, güvenlik güçlerine teslim oldu.Nad budovou krouží policejní helikoptéra, jejíž posádka jej vyzývá, aby se vzdal.
Polis karakolu ve belediye binası Square bölgesinde bulunmaktadır.Primăria, precum și sediul Poliției sunt în satul Bod.
Serbest bırakılan rehineler Riza Park'taki polis karakolunu götürüldüler.Ostaticii au fost eliberați din hotelul de lux.
Mahallede ayrıca polis karakolu bulunmaktadır.A városban rendőrőrs található.
Jandarma karakolu da bulunmaktadır.Itt van a rendőrkapitányság is.
24 Eylül 2011 tarihinde PKK Belenoluk Jandarma Karakolu'na saldırdı.2 syyskuuta 2011 ONLF hyökkäsi sotilassaattueen kimppuun.
Portekiz ticaret karakolu 1487'de kuruldu, ancak muhtemelen çok geçmeden kent terk edildi.Portugalilainen kauppa-asema perustettiin kaupunkiin vuonna 1487, mutta 1500-luvulta alkaen kaupunki rapistui.
Chard bölgede kalıp karakolu savunma kararı alır.Samaan aikaan Heather pääsee poliisiasemalle kuulusteluihin turvaan.
Bombacı arabasını polis karakolu yakınında infilak ettirdi.Gallinari avasi välittömästi tulen poliisiautoa kohti.
Kurşunlanan ceset daha sonra karakolun bahçesine gömülecektir.Το πτώμα του δράστη βρίσκεται αργότερα εντός του κτηρίου.
Bombacı arabasını polis karakolu yakınında infilak ettirdi.Pengebom meledakkan kendaraannya di bagian belakang kantor polisi.
Bir şeyler önemli olan bizi, girdiğinizde, polis istasyonu, aynı polis karakolu.Một đêm về đến trạm Bá Lăng, bị viên úy coi trạm ngăn lại.
Şekerli karakoluna bağlıdır.大蔵省に入省する。
Bir şeyler önemli olan bizi, girdiğinizde, polis istasyonu, aynı polis karakolu.内務省に入り、戦後、警察庁に転じ警察畑を歩む。
Mahallede ayrıca polis karakolu bulunmaktadır.エリア内には警察署がある。
Komiser Gordon'ın karısı olan Sarah Essen, Joker ile polis karakolunda karşılaşır.海藤警部 ライコウの顔見知りの警部で、東京警察署に勤務している。
Bir şeyler önemli olan bizi, girdiğinizde, polis istasyonu, aynı polis karakolu.경찰의 체면을 중시하고, 경찰청 장관 자리를 노리고 있다.
Andre Braugher: Kaptan Raymond "Ray" Jacob Holt karakolun yeni şefidir.ריימונד ג'ייקוב "ריי" הולט (אנדרה בראואר): מפקד המחלק.
Bir şeyler önemli olan bizi, girdiğinizde, polis istasyonu, aynı polis karakolu.בכניסה ליישוב, לצד שביל הגישה אליו, שוכנת תחנת משטרת מעלות-תרשיחא.
Köyde jandarma karakolu vardır.В селото има жандармерия.
Bildirinin yayınlanmasının akabinde 30 silâhlı protestocu Erebuni polis karakoluna baskın düzenledi.Organizator je demonstracije prekinil, nakar je policija pridržala okoli 30 protestnikov.
Yine bu karakolda yaptığı “işgüzarlıklar”, onun bu sefer bir sınır karakoluna sürgün edilmesiyle sonuçlanır.Ponovno je končal v bolnišnici, tokrat ga je poveljstvo poslalo na okrevanje v Nemčijo.
Bir şeyler önemli olan bizi, girdiğinizde, polis istasyonu, aynı polis karakolu.Bendradarbiaujant su policijos komisariatu, vienu metu parke budėjo raitoji policija.
Ayrıca Jandarma Karakolu Mevcuttur.Ja on ka politseijaoskond.
Şehirlerin ileri karakolu vazifesindedir.Variku on linnaosa Tartu edelaosas.
PKK Tunceli'de bir karakolu bastı, 20 asker hayatını kaybetti.SS soomusgrenaderide pataljon kaotas võitluses 20 soomustransportööri.
Beni karakola götüdüler, Karakolun bodrum katına. Bir hücreye kapattılar.Họ đưa tôi đến sở cảnh sát, tầng hầm của sở cảnh sát, rồi họ đưa tôi vào khám
Beni karakola götüdüler, Karakolun bodrum katına. Bir hücreye kapattılar.Zawieźli mnie na posterunek i wsadzili do celi.
Beni karakola götüdüler, Karakolun bodrum katına. Bir hücreye kapattılar.Ze namen me mee naar het politiebureau, en zetten me in een cel in de kelder van het politiebureau.
Beni karakola götüdüler, Karakolun bodrum katına. Bir hücreye kapattılar.Привезли меня в участок, отправили в подвал, посадили там в камеру.
Beni karakola götüdüler, Karakolun bodrum katına.Mi hanno portato alla centrale, nel seminterrato della centrale.
Beni karakola götüdüler, Karakolun bodrum katına.Priviezli ma na policajnú stanicu, do suterénu policajnej stanice.
En iyisi polis çağıralım. Polis karakolu mu?Najlepiej będzie jak cię oddamy w ręce policji.
En iyisi polis çağıralım. Polis karakolu mu?Nejlepší bude, když se o tebe postará policie.
Johnson Hinton, Harlem'deki bir karakolun arka odasında, kafatası çatlamış şekilde yatıyordu.Johnson Hinton lag it einem Schädelbeinbruch in einem Hinterzimmer einer Polizeiwache in Harlem.
Johnson Hinton, Harlem'deki bir karakolun arka odasında, kafatası çatlamış şekilde yatıyordu.그의 두개골 골절, 힌 튼 존슨 다시 방에 누워 할 렘 경찰서.
Johnson Hinton, Harlem'deki bir karakolun arka odasında, kafatası çatlamış şekilde yatıyordu.انكسرت جمجمته، جونسون هينتون جلس في الغرفة الخلفية مركز شرطة هارلم.