Bu nedenle "küreselleşme karşıtlığı" terimi yanıltıcı olarak görülmektedir.بِنِاءأً على ذلك فإنَّ مُصطلح "مُتلازِمة الفم الحارِق الثَّانويَّة" يُعتَبَر خاطِئ من ناحِية التَّسمِية.
Küreselleşme karşıtlığı, kurumsal kapitalizmin küreselleşmesine karşı eleştirel bir toplumsal harekettir.إن الحركة المناهضة للعولمة هي حركة نشطاء على مستوى العالم تنتقد عولمة الرأسمالية.
Tüm karşıtlıklara rağmen hayatta kal, biz senin kefiliniz Libya, Libya, Libya!Sobreviver a tudo, nós somos o seu resgate Líbia, Líbia, Líbia!
Yine yer ve gök karşıtlığında Gök hep üstün ve baskın durumdadır.Ele criou o céu, a terra e o céu superior e deu-Kumu Honua o jardim.
Antinatalizm ya da doğum karşıtlığı, doğuma negatif değer veren felsefi bir görüştür.Antinatalismo ou anti-natalismo é uma posição filosófica que atribui um valor negativo ao nascimento.
Aynı dönemde Avrupa ülkelerinin kolonilerinde sömürgecilik karşıtlığı yükselişe geçti.Ao mesmo tempo, movimentos anticoloniais estavam em ascensão nas colônias de nações europeias.
Bu nedenle "küreselleşme karşıtlığı" terimi yanıltıcı olarak görülmektedir.Para outras pessoas, a expressão "mudança de sexo" é totalmente imprecisa.
Bu "kayan hafıza engeli" bir karşıtlığı taklit etmek için kullanılır.Esta "memória de bloco deslizante" pode ser usada para simular um contador.
Eğer karşıtlıklar arasındaki savaş olmasaydı hiçbir şey olmazdı.Nada existiria se não existisse, ao mesmo tempo, o seu oposto.
Karşıtlığın ve gücün bu kombinasyonunda bir devrimci öznelliğin oluşumu yatar".We hebben gezien welke variatie en souplesse Ensor in zijn schilderijen brengt ...".
Tenasüp olması için mânaca alâkalı kelimeler arasında karşıtlık ilgisinin bulunmaması gerekir.Over verschil in smaak moet men geen ruzie maken.
Antinatalizm ya da doğum karşıtlığı, doğuma negatif değer veren felsefi bir görüştür.Antynatalizm – stanowisko filozoficzne przypisujące negatywną wartość narodzinom.
Yahudilere ve Yahudiliğe karşı bir karşıtlık yoktur.Mowy przeciwko judaizantom i Żydom.
Aynı dönemde Avrupa ülkelerinin kolonilerinde sömürgecilik karşıtlığı yükselişe geçti.W tym samym czasie w koloniach rosły w siłę ruchy antykolonialne.
Özellikle İsrail'e karşıtlık ile 1950-1960'larda yükselişe geçmiştir.Instytucja powstała po emigracji do Izraela w latach 50. i 60.
1986’daki Çernobil Kazası sonrasında nükleer güç kurulumuna karşıtlık artmıştır.Efter Tjernobylolyckan 1986 blev det större fokus på säkerheten på de ryska kärnkraftverken.
Bu tabirler asimetrik karşıtlık oluştururlar.Dess motsats är asymmetri.
Şiddet karşıtlığı (Sözlü ve Fiziksel).Сітка (фізична або логічна).
Bu tabirler asimetrik karşıtlık oluştururlar.Фасади мають асиметричне вирішення.
Yahudilere ve Yahudiliğe karşı bir karşıtlık yoktur.Не повернулися до села і євреї.
Bu tutum onları uygarlık karşıtlığına götürmüştür.Ця робота вберегла його від участі в громадянській війні.
Pantürkizm, devrim karşıtlığı ve ajanlıkla suçlandı.Звинувачувалась у антирадянській агітації та пропаганді.
Aynı topraklarda yaşayan birden fazla millet arasında yıllar içinde etnik karşıtlıklar gelişmiştir.S vícero národnostmi žijícími na stejném území se v průběhu let rozvíjely etnické antagonizmy.
Zamanla artan yabancı karşıtlığı, 1900'da Boxer Ayaklanması'na önayak olmuştur.Zbývajících asi 30 kusů pak bylo vybito během povstání boxerů roku 1900.
Bununla birlikte Doğu/Batı karşıtlığının tam tanımı belirsizlikler taşımaktadır.Vztahy mezi Východem a Západem se přesto vyznačovaly zjevným napětím.
Yine yer ve gök karşıtlığında Gök hep üstün ve baskın durumdadır.Jiří Navrátil: O nebeském a lidském.
Antinatalizm ya da doğum karşıtlığı, doğuma negatif değer veren felsefi bir görüştür.Antinatalismul sau antinatalitatea este o poziție filosofică care atribuie o valoare negativă nașterii.
Şiddet karşıtlığı (Sözlü ve Fiziksel).Respingerea violenței (atât fizică cât și verbală).
1386 yılına kadar Lazar ve Türkler arasında karşıtlık yaşanmadı.După acest eveniment, nu s-a mai remarcat nici o ostilitate între Lazăr și turci până în 1386.
Soğuk Savaş'ın keskin karşıtlığı ile birlikte "üç dünya" yaklaşımı ortaya çıktı.În timpul Războiului Rece a apărut o nouă definiție a vestului.
Eğer karşıtlıklar arasındaki savaş olmasaydı hiçbir şey olmazdı.Dacă Primul Război Mondial nu ar fi avut loc ...
Şiddet karşıtlığı (Sözlü ve Fiziksel).Történelmi, kontrasztív és proszpektív megközelítés).
Yine yer ve gök karşıtlığında Gök hep üstün ve baskın durumdadır.Nämä ovat taivas (天 tiān), maa (地 dì) ja ihminen (人 rén).
Tüm karşıtlıklara rağmen hayatta kal, biz senin kefiliniz Libya, Libya, Libya!Elä halki vastoinkäymisten, me olemme sinun vaalijasi, Libya, Libya, Libya!
Bu nedenle "küreselleşme karşıtlığı" terimi yanıltıcı olarak görülmektedir.Käyttönimi "kidutuksen vastainen yleissopimus" on siis jossain määrin harhaanjohtava.
Bu tabirler asimetrik karşıtlık oluştururlar.Symmetrian vastakohta on asymmetria.
Bu işleyişte sorun her zaman karşıtlıklardan birinin üstün tutulmasıdır.Aina tuomioistuimen ratkaisukaan ei tyydytä riidan osapuolia.
Aynı dönemde Avrupa ülkelerinin kolonilerinde sömürgecilik karşıtlığı yükselişe geçti.Την ίδια στιγμή, αντιαποικιοκρατικά κινήματα ήταν σε άνοδο στις αποικίες των ευρωπαϊκών εθνών.
Aynı dönemde Avrupa ülkelerinin kolonilerinde sömürgecilik karşıtlığı yükselişe geçti.Samtidig voksede anti-koloniale bevægelser frem i de europæiske landes kolonier.
Anti emperyalizm, emperyalizm karşıtlığını belirtir.Imperial undertrykkelse skaber had.
Grubun şarkılarının sözleri geleneksel olarak Satanizm ve Hristiyan karşıtlığı üzerinedir.Gruppens lyriske temaer har tradisjonelt handlet om satanisme og anti-kristendom.
Kendisinin çağdaşları ile karşıtlık içinde bulunduğunu görmüş ve topluluk içinde yaşamaktan uzaklaşmıştır.Han så det som sin oppgave å motvirke villfarelsen innenfra.
Aynı dönemde Avrupa ülkelerinin kolonilerinde sömürgecilik karşıtlığı yükselişe geçti.Pada saat yang sama, gerakan anti-kolonial berkembang di negara-negara koloni Eropa.
Anti-komünizmden küreselleşme karşıtlığına: milliyetçi muhafazakâr entelijansiya.Menentang Diktator: Konspirasi Rahasia Anti-Hitler.
Zamanla artan yabancı karşıtlığı, 1900'da Boxer Ayaklanması'na önayak olmuştur.Kerusuhan anti-misionaris menjadi bagian dari lanskap tersebut, berpuncak pada Pemberontakan Boxer pada 1900.
Bu tabirler asimetrik karşıtlık oluştururlar.Keseimbangan ini bersifat asimetris.
Antik Filipinlilerin kökeni hakkında birçok karşıtlık içeren görüş vardır.Có một vài thuyết đối lập liên quan đến nguồn gốc của người Philippines cổ đại.
Temel cebir teoreminin ve ikinci dereceden karşıtlık yasasının ilk tatmin edici ispatlarını sundu.Ông đã đưa ra chứng minh đầu tiên của định lý cơ bản của đại số và của luật tương hỗ bậc hai.
Küreselleşme karşıtlığı, kurumsal kapitalizmin küreselleşmesine karşı eleştirel bir toplumsal harekettir.Phong trào chống toàn cầu hoá là một phong trào xã hội phê phán về toàn cầu hóa kinh tế.
Yahudilere ve Yahudiliğe karşı bir karşıtlık yoktur.我々は異教徒と平等では断じてない。
Antinatalizm ya da doğum karşıtlığı, doğuma negatif değer veren felsefi bir görüştür.反出生主義(はんしゅっしょうしゅぎ、英: Antinatalism)とは、子供を持つ事に対して否定的な意見を持つ哲学的な立場である。
Temel cebir teoreminin ve ikinci dereceden karşıtlık yasasının ilk tatmin edici ispatlarını sundu.彼は代数学の基本定理と平方剰余の相互法則に、最初の満足できる証明を与えた。
Aynı topraklarda yaşayan birden fazla millet arasında yıllar içinde etnik karşıtlıklar gelişmiştir.由于分属不同国家已长达一个多世纪,波兰内部存在一定的分歧。
Temel cebir teoreminin ve ikinci dereceden karşıtlık yasasının ilk tatmin edici ispatlarını sundu.它也是给出代数基本定理和二次互反律令人满意的证明的第一人。
Antik Filipinlilerin kökeni hakkında birçok karşıtlık içeren görüş vardır.고대 필리핀인들의 기원에 대해 상반되는 여러 개의 학설이 있다.
1386 yılına kadar Lazar ve Türkler arasında karşıtlık yaşanmadı.След битката няма данни за военни действия между Лазар и турците до 1386.
Birinci Dünya Savaşı’na karşıtlığından dolayı SPD’den ayrıldı, daha sonra ise geri döndü.Уес се връща в групата за пускането на The Unquestionable Truth (Part 1), след което отново напуска.
1986’daki Çernobil Kazası sonrasında nükleer güç kurulumuna karşıtlık artmıştır.Аварията в Чернобил през 1986 година, поставя под сериозен въпрос ядрената безопасност.
Temel karşıtlık Ak ve Al biçiminde açıkça belirginleşir.Думата е остаряла както по форма, така и по значение.
Bu tabirler asimetrik karşıtlık oluştururlar.Borg ih smatra nedostojnim asimilaciji.