karşıt ile cümle
karşıt kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
İdam cezası karşıtları Teksas'taki oranların tarihteki en düşük seviye olması ile teselli buluyorlardı.בעונש המוות. מתנגדי עונש המוות מוצאים נחמה בעובדה שהתמיכה בעונש המוות נמצאת בשפל של כל הזמנים.
İdam cezası karşıtları Teksas'taki oranların tarihteki en düşük seviye olması ile teselli buluyorlardı.死刑反対派は大いに喜んでいます 過去最低とはどういう意味かわかりますか?
İkincisi, Hindistandaki yolsuzluk karşıtı hareketDále je tu protikorupční hnutí v Indii.
İkincisi, Hindistandaki yolsuzluk karşıtı hareketĎalej je tu protikorupčné hnutie v Indii.
İkincisi, Hindistandaki yolsuzluk karşıtı hareketD'autre part, dans un mouvement contre la corruption en Inde.
İkincisi, Hindistandaki yolsuzluk karşıtı hareketEl segundo, es el movimiento anticorrupción de India.
İkincisi, Hindistandaki yolsuzluk karşıtı hareketIl secondo, è il movimento anti-corruzione in india.
İkincisi, Hindistandaki yolsuzluk karşıtı hareketÎn al doilea rând, e vorba de mişcarea anti-corupţie din India.
İkincisi, Hindistandaki yolsuzluk karşıtı hareketKedua, pergerakan anti korupsi di India.
İkincisi, Hindistandaki yolsuzluk karşıtı hareket둘째로, 인도에서의 반부패 운동입니다.
İkincisi, Hindistandaki yolsuzluk karşıtı hareketMásodsorban, az indiai korrupció ellenes mozgalom.
İkincisi, Hindistandaki yolsuzluk karşıtı hareketPo drugie, ruch na rzecz anty-korupcji.
İkincisi, Hindistandaki yolsuzluk karşıtı hareketSegundo, é acerca do movimento anti-corrupção na Índia.
İkincisi, Hindistandaki yolsuzluk karşıtı hareketTen tweede in verband met de anticorruptiebeweging in India.
İkincisi, Hindistandaki yolsuzluk karşıtı hareketThứ hai, là phong trào chống tham nhũng ở Ấn Độ.
İkincisi, Hindistandaki yolsuzluk karşıtı hareketZweitens, geht es um die Anti-Korruptions Bewegung in Indien.
İkincisi, Hindistandaki yolsuzluk karşıtı hareketΔεύτερον, έχει σχέση με το κίνημα ενάντια στην διαφθορά στην Ινδία.
İkincisi, Hindistandaki yolsuzluk karşıtı hareketИ, во-вторых, в анти-коррупционном движении в Индии.
İkincisi, Hindistandaki yolsuzluk karşıtı hareketНа второ място е движение за борба с корупцията в Индия.
İkincisi, Hindistandaki yolsuzluk karşıtı hareketПо-друге, це є анти-корупційний рух в Індії.
İkincisi, Hindistandaki yolsuzluk karşıtı hareketובנוסף, התנועה נגד השחיתות בהודו.
İkincisi, Hindistandaki yolsuzluk karşıtı hareketثانيا ، حول الحركة المناهضة للفساد في الهند.
İkincisi, Hindistandaki yolsuzluk karşıtı hareketこれは大きな問題です
İletişim yoluyla nasıl sorum çözeceklerini, karşıt fikirleri tartışarak nasıl değerlendirecekleri göster.Probleme löst und widersprüchliche Ideen debattiert.
İletişim yoluyla nasıl sorum çözeceklerini, karşıt fikirleri tartışarak nasıl değerlendirecekleri göster.皆の環境が同じなら、遺伝は関係なくなってくる。
İnançlıyım, mesela Orta Doğu'daki barış olası; karşıt görüşü destekleyen bir sürü kanıta rağmen.Imam vero, denimo, da je mir na Bližnjem vzhodu možen, kljub čedalje večjemu številu dokazov o nasprotnem.
İnançlıyım, mesela Orta Doğu'daki barış olası; karşıt görüşü destekleyen bir sürü kanıta rağmen.Jag tror till exempel att fred i Mellanöstern är möjlig trots de ständiga bevisen om motsatsen.
İnançlıyım, mesela Orta Doğu'daki barış olası; karşıt görüşü destekleyen bir sürü kanıta rağmen.예를 들어, 지금까지의 모든 증거가 반대 편을 가리킴에도 불구하고 저는 중동에 평화가 가능하다고 믿습니다.
İnançlıyım, mesela Orta Doğu'daki barış olası; karşıt görüşü destekleyen bir sürü kanıta rağmen.Verím napríklad, že mier na Blízkom východe je možný napriek nekonečnému hromadeniu sa dôkazov o opaku.
İnançlıyım, mesela Orta Doğu'daki barış olası; karşıt görüşü destekleyen bir sürü kanıta rağmen.Още имам вяра, че например мирът в Близкия Изток е възможен, въпреки постоянните доказателства за обратното.
İnançlıyım, mesela Orta Doğu'daki barış olası; karşıt görüşü destekleyen bir sürü kanıta rağmen.Я вірую у те, що мир на Близькому Сході можливий, попри масу доказів, які вказують на протилежне.
İnançlıyım, mesela Orta Doğu'daki barış olası; karşıt görüşü destekleyen bir sürü kanıta rağmen.יש לי אמונה, למשל, ששלום במזרח התיכון אפשרי למרות הראיות ההולכות ומצטברות שההפך מזה קורה.
İnançlıyım, mesela Orta Doğu'daki barış olası; karşıt görüşü destekleyen bir sürü kanıta rağmen.عندي إيمان، مثلا، أن السلام في الشرق اﻷوسط ممكن على الرغم من الدﻻئل المتراكمة بعكس ذلك.
İnançlıyım, mesela Orta Doğu'daki barış olası; karşıt görüşü destekleyen bir sürü kanıta rağmen.そうは行かないという証拠が 大量に積み上げられる中でも 実現可能であると信じています 確信はありません
İngiltere Viyana ve Roma'yla oldu ki karşıt bir denge oluştursun.Anglia ținea mereu cont de el.
İngiltere Viyana ve Roma'yla oldu ki karşıt bir denge oluştursun.Anh sẽ hợp sức với Áo và Ý để tạo ra thế cân bằng
İngiltere Viyana ve Roma'yla oldu ki karşıt bir denge oluştursun.Británie vždy vyvažovala.
İngiltere Viyana ve Roma'yla oldu ki karşıt bir denge oluştursun.Es gab eine Ausgeglichenheit, eine fünfseitige Balance. Großbritannien hat immer das Gleichgewicht angestrebt.
İngiltere Viyana ve Roma'yla oldu ki karşıt bir denge oluştursun.Gran Bretaña se reunía con Viena y Roma para proporcionar un contrapeso.
İngiltere Viyana ve Roma'yla oldu ki karşıt bir denge oluştursun.영국은 오스트리아, 이태리와 함께하여 균형을 유지했습니다.
İngiltere Viyana ve Roma'yla oldu ki karşıt bir denge oluştursun.la Gran Bretagna si alleava con Vienna e Roma per controbilanciare.
İngiltere Viyana ve Roma'yla oldu ki karşıt bir denge oluştursun.la Grande-Bretagne s'alliait à Vienne et à Rome pour faire contrepoids.
İngiltere Viyana ve Roma'yla oldu ki karşıt bir denge oluştursun.Se Paris se juntava a Berlim, a Grã-Bretanha juntava-se a Viena e a Roma para contrabalançar.
İngiltere Viyana ve Roma'yla oldu ki karşıt bir denge oluştursun.Wielka Brytania dla przeciwwagi wiązała się z Wiedniem i Rzymem.
İngiltere Viyana ve Roma'yla oldu ki karşıt bir denge oluştursun.Британия сходилась с Веной, а Рим составлял противовес.
İngiltere Viyana ve Roma'yla oldu ki karşıt bir denge oluştursun.Великобритания подкрепя Виена и Рим, за да се поддържа балансът.
İngiltere Viyana ve Roma'yla oldu ki karşıt bir denge oluştursun.בריטניה חברה לוינה ורומא כדי לספק משקל נגד.
İngiltere Viyana ve Roma'yla oldu ki karşıt bir denge oluştursun.بريطانيا ستنضم إلى فيينا وروما لإحداث توازن مضاد.
İngiltere Viyana ve Roma'yla oldu ki karşıt bir denge oluştursun.そう
İnsanlar her şeye karşıttır ama tüm seçenekleri tutmak zorundayız.Az emberek tehát antimindenfélék, de muszáj minden opciót szem előtt tartani.
İnsanlar her şeye karşıttır ama tüm seçenekleri tutmak zorundayız.Deci oamenii sunt anti-orice, și trebuie să păstrăm toate opțiunile pe masă.
İnsanlar her şeye karşıttır ama tüm seçenekleri tutmak zorundayız.Die Leute sind also gegen alles und wir müssen alle Möglichkeiten offen halten.
İnsanlar her şeye karşıttır ama tüm seçenekleri tutmak zorundayız.사람들이 툭하면 반대하니까 협상에 대비해 온갖 선택권을 준비해놓고 있어야 합니다
İnsanlar her şeye karşıttır ama tüm seçenekleri tutmak zorundayız.La gente è contro qualunque cosa, e dobbiamo pensare a tutte le opzioni.
İnsanlar her şeye karşıttır ama tüm seçenekleri tutmak zorundayız.Las personas son anti-todo, tenemos que mantener todas las opciones sobre la mesa.
İnsanlar her şeye karşıttır ama tüm seçenekleri tutmak zorundayız.Les gens sont contre tout, il nous faut donc garder toutes les options sur la table.
İnsanlar her şeye karşıttır ama tüm seçenekleri tutmak zorundayız.Mensen zijn anti-alles. We moeten dus alle opties openhouden.
İnsanlar her şeye karşıttır ama tüm seçenekleri tutmak zorundayız.Thế tức là con người chỉ trích tất cả mọi thứ, và thế nên chúng ta cần cân nhắc tất cả mọi sự lựa chọn.
İnsanlar her şeye karşıttır ama tüm seçenekleri tutmak zorundayız.Znajdą się ludzie przeciwni wszystkiemu, więc na wszelki wypadek trzeba mieć różne rozwiązania.
İnsanlar her şeye karşıttır ama tüm seçenekleri tutmak zorundayız.Οπότε οι άνθρωποι είναι κατά όλων, και πρέπει να κρατήσουμε όλα τα ενδεχόμενα ανοιχτά.