karşılık ile cümle
karşılık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Bir metreküp, 1000 litreye karşılık gelmektedir.A cubic meter corresponds to 1000 liters.
Sen bana her zaman sert karşılık verirsin, değil mi?You always talk back to me, don't you?
Karşılık olarak her zaman bir soru sorabilirsin.You can always ask a question in return.
Ebeveynlerine karşılık vermemelisin.You shouldn't talk back to your parents like that.
Öyle karşılık vermemelisin.You shouldn't talk back like that.
Tartışma karşılıklı saygıya dayalıdır.Discussion is based upon mutual respect.
Yöneticilerle karşılıklı oturduk.We sat face to face with executives.
Bob'a kalırsa, bir şey dönüyor. Buna karşılık, Jane çok dikkatli.As far as Bob is concerned, anything goes. By contrast, Jane is very cautious.
Bana o şekilde karşılık verme.Don't talk back to me like that.
Biz hedefe ulaşmak için karşılıklı yardımın gerekli olduğu sonucuna vardık.We concluded that mutual aid was essential for attaining the goal.
Kanıt, bir önceki ifadeye karşılık gelir.The evidence corresponds to his previous statement.
Köpek John adına karşılık veriyor.The dog answers to the name John.
Bu planı gerçekleştirmek karşılıklı olarak yararımıza olacaktır.It will be to our mutual benefit to carry out the plan.
Bu sorun, karşılıklı yanlış anlamadan ortaya çıktı.This problem arose from the mutual misunderstanding.
Biz karşılıklı ödünlerle sorunu çözdük.We solved the problem by mutual concessions.
Karşılıklı çıkarlar bulursanız, birbirinizle anlaşırsınız.Find mutual interests, and you will get along with each other.
Biz birbirimizle karşılıklı yemeğe oturduk.We sat down to dinner in opposition to each other.
Oğlum bugünlerde karşılık vermiyor, o yeni bir sayfa açmış olmalı.My son doesn't talk back these days; he must have turned over a new leaf.
Amcamdan karşılıksız bir akşam yemeği yedim.I sponged a dinner off my uncle.
Bunu karşılıksız aldım.I bought this outright.
Ben onun sahtekarlığına karşılık veremem.I can't answer for his dishonesty.
Onun misafirperverliğine karşılık olarak ona bir demet gül verdim.I gave a bunch of roses to her in return for her hospitality.
Karşılıklı anlayış, barışı sağlar.Mutual understanding makes for peace.
Onun onu sevdiğini herkes bilir ve karşılıklı olarak.Everybody knows that he likes her and vice versa.
Haritadaki mavi çizgiler nehirlere karşılık gelir.The blue lines on the map correspond to rivers.
Ateşe ateşle karşılık vermek zorundayız.We've got to fight fire with fire!
Japon shogi satranca karşılık gelir.Japanese shogi corresponds to chess.
O bana bir parça pastaya karşılık bir portakal verdi.He gave me an orange in exchange for a piece of cake.
O, derhal karşılık verdi.He retorted immediately.
Onlar karşılıklı ilgi alanları konusunda sizinle konuşmak istiyorlar.They want to talk to you about areas of mutual interest.
Ona karşılık vermeyecek kadar akıllıdır.She knows better than to answer back to him.
Dostluk karşılıklı anlayışla oluşur.Friendship consists of mutual understanding.
O, onların teklifine şaşırtıcı bir öneri ile karşılık verdi.He countered their proposal with a surprising suggestion.
Ateşe ateşle karşılık vermeyin.Don't fight fire with fire.
Başkan Roosevelt, Japonya'da hemen karşılık vermemeye karar verdi.President Roosevelt decided not to strike back at Japan immediately.
Bir kilo ketçap, iki kilo domatese karşılık gelir.A kilo of ketchup is equivalent to two kilos of tomatoes.
Tom'a karşılık vermesen iyi olur.You'd better not talk back to Tom.
Bir tür karşılıklı anlayış olmalı.There must be some sort of give-and-take.
Tom yerleri Mary ile karşılıklı değiştirebilmeyi diliyor.Tom wishes he could swap places with Mary.
Karşılıksız aşkı sevmiyorum; aşkımızın karşılıklı olmasını istiyorum.I don't like unrequited love; I want our love to be mutual.
Limonlar karşılıksız bir aşk anlamına gelirken portakallar mutlu bir aşk anlamına gelir,Oranges signify a happy love, while lemons - an unrequited one.
Bir arkadaşlığı sürdürmek için, karşılıklı sevgi olması gerekir.To maintain a friendship, there must be mutual affection.
Bir arkadaşlığı sürdürmek için, karşılıklı sevgi olmalı.To maintain a friendship, there must be mutual affection.
Çek karşılıksız çıktı.The check bounced.
Duygu karşılıklıdır.The feeling is mutual.
Karşılık olarak sana bir şey öneremiyorum.I can't offer you anything in return.
Ateşle karşılık ver.Return fire.
Tom bana ağır biçimde hakaret etti ama ben ona aynen karşılık verdim.Tom insulted me severely, but I gave him tit for tat.
Bu karşılıklı anlaşmaya dayalıydı.It was consensual.
Tom ateşle karşılık verdi.Tom returned fire.
Tom'un çeki karşılıksız çıktı.Tom's check bounced.
Bana karşılık verme.Don't talk back to me.
Bana karşılık vermeyin.Don't talk back to me.
Küstahça bir karşılık verme duymak istemiyorum.I don't want to hear any backtalk.
Keşke iyiliğe karşılık verebilsem.I only wish I could return the favor.
Tom'la Mary sahilde oturup karşılıklı konuştular.Tom and Mary sat on the beach and talked to each other.
Bizim karşılıklı sorunumuza bir çözüm bulmak için birlikte çalışmamız gerekmektedir.We need to work together to find a solution to our mutual problem.
Tom Mary'yi seviyor ama duygu karşılıklı değil.Tom loves Mary, but the feeling is not mutual.
Onu seviyorum, ama duygu karşılıklı değil.I love her, but the feeling is not mutual.
Onlar karşılıklı anlaşmayla boşandılar.They divorced by mutual agreement.