Tom'a çatındaki karı temizletmek için ne kadar ödemek zorunda kaldın?How much did you have to pay Tom to get him to shovel the snow off your roof?
Onun bir karısı ve üç çocuğu var.He has a wife and three children.
Sana karımın bir resmini göstereyim.Let me show you a picture of my wife.
Kışın burada çok karımız var.We have a lot of snow here in the winter.
O, karısı onu terk ettikten sonra oldukça kindar oldu.He became quite vindictive after his wife left him.
Bu karışıklığı toparlayabilir misin?Can you clean up this mess?
Sizi buna karıştırdığım için üzgünüm.I'm sorry I got you mixed up in this.
Karımı gördün mü?Have you seen my wife?
Karım beni terk etti.My wife left me.
Söze karışacak mısın?Are you going to break in?
Karım İsveçli.My wife is Swedish.
O, karımın arkadaşıdır.She's my wife's friend.
Neden Tom'a karışıyorsun?Why are you getting involved with Tom?
O Parlamento Bakanı kamu fonları ile karısının elbiselerini almakla suçlandı.That Minister of Parliament was accused of buying his wife's dresses with public funds.
Sen sadece karım değilsin. Sen benim en iyi arkadaşımsın.You're not just my wife. You're my best friend.
Tom kafası karışmıştı.Tom was perplexed.
Karımın arkadaşı ziyarete geldiğinde, konuşmaya fırsat bulmayı zor bulurum.When my wife's friend comes to visit, I find it hard to get a word in edgeways.
Karım hâlâ ebeveynlerimle tanışmadı.My wife still hasn't met my parents.
Sen beni Tom'la karıştırıyorsun.You're confusing me with Tom.
Bir karım var.I have a wife.
Tom yanlışlıkla şekeri tuzla karıştırdı.Tom mistook the sugar for salt.
Boyunu aşan işlere karıştın.You're in way over your head.
Karışma hakkın yoktu.You had no right to interfere.
"Onunla tanıştın mı?" "Hayır ama karısıyla tanıştım.""Have you met him?" "No, but I've met his wife."
Karın evde mi?Is your wife home?
Beni bu işe karıştırma.Leave me out of it.
Eve karına git.Go home to your wife.
Burnunu karıştırma!Do not pick your nose!
Tom'un pantolonunda karıncalar var.Tom has ants in his pants.
Kitabını karısına ithaf etti.He dedicated his book to his wife.
Tom'un şimdi kafası karışmış.Tom is confused now.
Tom sık sık para konusunda karısıyla tartışıyor.Tom often argues with his wife about money.
Ev karışık.The house is a mess.
Oda karışık.The room is a mess.
Bu yer karışık.This place is a mess.
Saçın karışık.You hair is a mess.
Tom ufak bir kazaya karıştı.Tom was involved in a minor accident.
Karımı sana tanıtabilir miyim?May I present my wife to you?
Sizi karımla tanıştırabilir miyim?May I introduce you to my wife?
İşler karışık.Things are complicated.
Tom'un kafası biraz karışık.Tom is a bit confused.
Bunun hepsi çok kafa karıştırıcı.It's all very confusing.
Tom bizim karıştığımız aynı belaya karışmadan önce bu sadece bir zaman meselesi.It's only a matter of time before Tom runs into the same trouble we did.
Tom gibi insanlar sık sık kavgaya karışırlar.People like Tom often get into fights.
Tom her zaman kavgaya karışan insan türü olmuştur.Tom has always been the kind of guy who gets into fights.
Tom ve karısı bir kız evlat edindiler.Tom and his wife adopted a girl.
Tom'u karısı üç ay önce onu terk etti.Tom's wife left him three months ago.
Tom sık sık kardeşi ile karıştırılıyor.Tom is often mistaken for his brother.
Karın telefonda. Acil olduğunu söylüyor.Your wife's on the phone. She says it's urgent.
Tom geç kalacağını söylemek için karısını aradı.Tom called his wife to say he'd be late.
Karımla yaşamak istiyorum.I want to live with my wife.
Sanırım Tom ortalığı karıştırmak için geldi.I think Tom has come to make trouble.
Geçen hafta bir kavgaya karıştık.We got into a fight last week.
Karısı ikiz doğurdu.His wife gave birth to twins.
Tom beni ağabeyimle karıştırdı.Tom mistook me for my older brother.
Tom beni erkek kardeşimle karıştırdı.Tom mistook me for my brother.
Süt ve çikolata tozunu birbirine karıştırdım ve daha sonra su ekledim.I mixed milk and chocolate powder together and then added water.
Tom bir kaşıkla kahvesini karıştırdı.Tom stirred his coffee with a spoon.
Tom korkmuştu ve kafası karışmıştı.Tom is frightened and confused.
Tom kızgındı ve kafası karışıktı.Tom was angry and confused.