Ana içeriğe geç
Sözlük

karıştırmış ile cümle

karıştırmış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
11
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Jane'i kız kardeşiyle karıştırmış olabilirsin.You may have mistaken Jane for her sister.
Jane'i kız kardeşi ile karıştırmış olabilirsin.You might have mistaken Jane for her sister.
Beni ağabeyimle karıştırmış görünüyorsun.You seem to have mistaken me for my older brother.
Beni biriyle karıştırmış olmalısınız.You must have me confused with someone else.
Döndüklerinde Gauss iyiydi fakat Sophie isminin söylenmesi onun aklını karıştırmıştı.As it turned out, Gauss was fine, but he was confused by the mention of Sophie's name.
Birçok araştırmacı bu iki mezhebi birbirine karıştırmıştır.This has caused some researchers to confuse them with one another.
Sonrasında çalışmalarını One Piece ile karıştırmıştır.He then mixed them a piece of Synthpop.
Kafanızı karıştırmış olabilirim.I think I might have just confused you.
Maslow'un ihtiyaç hiyerarşisini karıştırmış gibiyiz, birazcık.We have confused Maslow's hierarchy of needs, just a little bit.
- Umarım hikayeyi anlayabilmişsinizdir çünkü benim kafamı biraz karıştırmıştı. -Anyway, I hope people kind of get on this story, because it's got me pretty troubled.
Bu, kafanızı karıştırmış olabilir, o nedenle gerçek sayılarla bir örnek yapalım. -That might be very confusing to you, so let's actually try to do it with some real numbers.
Mutluluğu pek çok diğer şeyle karıştırmıştım duygusuzluk, yozlaşma ve bencillik gibi.I mistook happiness for a lot of other things, like numbness or decadence or selfishness.
Umuyorum ki bu son örnekle aklınızı iyice karıştırmışımdır.I hope I thoroughly confused you in that last problem.
Sadece sırayı karıştırmıslardı bence, o kadar.Was that wrong?" They just switched.
Yemeklere birşeyler karıştırmış olabilirler mi?Could they have put something in it?
Umarım bu son cümleyle kafanızı karıştırmışımdır.Hopefully I confused you with that last statement.
Diğerleri günahlarını itiraf ettiler, onlar salih bir ameli bir başka kötüyle karıştırmışlardır.But there are others who admit their sins of mixing good deeds with evil.
Onlar iyi işi kötüyle karıştırmışlardı.Perhaps God will redeem them.
İşadamı sonrasında, başbakan da dahil olmak üzere üst düzey yetkilileri işe karıştırmıştı.The businessman then implicated top officials, including the prime minister.
Beni biriyle karıştırmış olmalısınız.Sie müssen mich mit jemandem verwechselt haben.
Başkasıyla karıştırmıştı ya da gerçektan babasını görmüştü.Er übertraf den Vater an Können und Ansehen.
Sonrasında çalışmalarını One Piece ile karıştırmıştır.Anschließend wurde er mit einem einzigen Streich enthauptet.
Bir yabancı omzuma arkadan dokundu. Beni başka birisiyle karıştırmış olmalı.Un étranger m'a tapé sur l'épaule par derrière. Il a dû me prendre pour quelqu'un d'autre.
Beni biriyle karıştırmış olmalısınız.Vous m'avez sûrement confondu avec quelqu'un d'autre.
Başkasıyla karıştırmıştı ya da gerçektan babasını görmüştü.Il est très souvent confondu avec son père ou pris pour lui.
Birçok araştırmacı bu iki mezhebi birbirine karıştırmıştır.Aun así, muchos medios confunden ambas construcciones.
Başkasıyla karıştırmıştı ya da gerçektan babasını görmüştü.Curioso di sapere come mai ci fosse un altro uomo con la sua faccia, domandò la verità ai suoi genitori.
Bir yabancı omzuma arkadan dokundu. Beni başka birisiyle karıştırmış olmalı.Незнакомец похлопал меня по плечу сзади. Он, должно быть, принял меня за кого-то другого.
Fix ise onu soyguncu ile karıştırmıştır.Нечестный компаньон обокрал его.
Başkasıyla karıştırmıştı ya da gerçektan babasını görmüştü.Она понимает, что встретилась лицом к лицу со своим настоящим отцом.
Birçok araştırmacı bu iki mezhebi birbirine karıştırmıştır.Ряд исследователей пытается объединить оба подхода.
Başkasıyla karıştırmıştı ya da gerçektan babasını görmüştü.أو لأنها أحبت، أو شوهدت مع شاب ما.
Başkasıyla karıştırmıştı ya da gerçektan babasını görmüştü.Men verwarde hem zelfs met zijn vader in zijn eigen stad.
Başkasıyla karıştırmıştı ya da gerçektan babasını görmüştü.Kto Mnie zobaczył, zobaczył także i Ojca.
Birçok araştırmacı bu iki mezhebi birbirine karıştırmıştır.Wielu współczesnych uczonych łączy te dwa aspekty.
Başkasıyla karıştırmıştı ya da gerçektan babasını görmüştü.Där kom han emellertid till klarhet med sig själv och bröt med fadern.
Birçok araştırmacı bu iki mezhebi birbirine karıştırmıştır.Många forskare tvivlar dock på båda uppgifterna.
Başkasıyla karıştırmıştı ya da gerçektan babasını görmüştü.«Він розгледів особистість батька, показав його таким, яким той був насправді.
Başkasıyla karıştırmıştı ya da gerçektan babasını görmüştü.Někdo se ho pokusil zabít, ale spletl si ho s jeho bratrem.
Son olarak sıralanan gruplar müziklerine genellikle metal öğelerini de karıştırmışlardır.Posledních 5 také často přimíchávalo do své hudby metalové prvky.
Son olarak sıralanan gruplar müziklerine genellikle metal öğelerini de karıştırmışlardır.Ultimele cinci trupe au introdus adeseori elemente metal în muzica lor.
Başkasıyla karıştırmıştı ya da gerçektan babasını görmüştü.Jó viszonyt ápolt édesapjával és büszkén tekintett rá.
Fix ise onu soyguncu ile karıştırmıştır.Charlie odaszaladt hozzá, és elzavarta a rablót.
Başkasıyla karıştırmıştı ya da gerçektan babasını görmüştü.Πλην όμως είχε προλάβει να το διαβάσει και φαίνεται πως το 'δειξε του πατέρα της.
Başkasıyla karıştırmıştı ya da gerçektan babasını görmüştü.Moderen besøgte – eller havde besøg af – slægtninge.
Başkasıyla karıştırmıştı ya da gerçektan babasını görmüştü.Moren besøkte, eller hadde besøk av, slektninger.
Çalışma metodları Amerikan prodüktörlerin kafasını karıştırmıştı.Den amerikanske produsenten Rob-E bidro også med produksjon.
Başkasıyla karıştırmıştı ya da gerçektan babasını görmüştü.Mula-mula, ia menduga bahwa ia melihat Ai dari pandangan ayahnya.
Başkasıyla karıştırmıştı ya da gerçektan babasını görmüştü.Cô thường hay tỏ ra ganh tị khi thấy anh trai cô đang nói chuyện hay gặp gỡ với một cô gái khác.
Başkasıyla karıştırmıştı ya da gerçektan babasını görmüştü.密かに逢瀬を重ねていたが、父に露見。
Bu iddia İsa'nın kardeşi olup olmadığı konusunda kafaları karıştırmıştır.それは楠見が自分の父ではないかという疑いであった。
Döndüklerinde Gauss iyiydi fakat Sophie isminin söylenmesi onun aklını karıştırmıştı.ガウスが無事であることが分かったのはいいが、ガウスはソフィーという名前を言われたことに混乱していた。
Başkasıyla karıştırmıştı ya da gerçektan babasını görmüştü.但他與其說是在看父親,不如更像是在看一個陌生人。
Başkasıyla karıştırmıştı ya da gerçektan babasını görmüştü.היא מסבירה לבן זוגה כי מישהו פגע, שרף את אחוזת אביה.
Başkasıyla karıştırmıştı ya da gerçektan babasını görmüştü.Više puta sukobljavao se i mirio s ocem.
Sonrasında çalışmalarını One Piece ile karıştırmıştır.Nakon toga guta čitav plijen u jednom komadu.
Başkasıyla karıştırmıştı ya da gerçektan babasını görmüştü.Prosila ga je naj jo vzdigne k sebi ali pa jo gre zatožit očetu.
Birçok araştırmacı bu iki mezhebi birbirine karıştırmıştır.Mnogo strateških videoiger ta dva elementa prepleta.
Başkasıyla karıştırmıştı ya da gerçektan babasını görmüştü.Kes on näinud mind, see on näinud Isa.
Açıkça, bu soru iş arkadaşlarının kafasını karıştırmıştı çünkü hemen yanında, onunla birlikte oturuyorlardı.Detta förvirrade hans kollegor, förstås, eftersom de satt där med honom.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod