karıştı ile cümle
karıştı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Yardımı reddetmen olayları karıştırdı.Your refusal to help complicated matters.
Yardım etmeyi reddetmen işleri karıştırdı.Your refusal to help complicated matters.
Ken'in sorusuyla Bay Hashimoto'nun kafası karıştı.Mr Hashimoto was confused by Ken's question.
Süt, su ile karıştırılmış.The milk was adulterated with water.
Süt ve yumurtayı birlikte karıştır.Blend milk and eggs together.
Sanat ile hayatı karıştırmayın.Never confuse art with life.
Biz bir trafik kazasına karıştık.We got involved in a traffic accident.
En sonunda kafa karıştıran labirentten dışarı çıkabildim.I finally found my way out of the confusing maze.
Sonunda kafa karıştırıcı labirentin çıkış yolumu buldum.I finally found my way out of the confusing maze.
Mary konuşmamıza karıştı.Mary broke in on our conversation.
İşleri karıştıracağım.I'm going to rock the boat.
Lütfen kartları dikkatlice karıştır.Please shuffle the cards carefully.
Dick bir trafik kazasına karıştı.Dick had a traffic accident.
Birçok şey oldu ve programım karıştı.A lot of things happened and my schedule was messed up.
O ülke, ulusumuzun iç işlerine karıştı.That country intervened in the internal affairs of our nation.
Bu malzeme, su ile karıştırılır.This substance will mix with water.
Margarini tereyağı ile karıştırdın mı?Did you mistake the margarine for butter?
Avusturya ile Avustralya'yı karıştırma.Don't confuse Austria with Australia.
Ben seni erkek kardeşimle karıştırdım.I mistook you for my brother.
Yalnızlık ile izole edilmeyi birbirine karıştırmamak gerek. Bunlar iki farklı şey.We shouldn't confuse solitude with isolation. They are two separate things.
Ben bir trafik kazasına karıştım.I was involved in a traffic accident.
İşini kişisel işlerin ile karıştırmaman gerekir.You should not confuse business with personal affairs.
Milliyetçilik, vatanseverlikle karıştırılmamalıdır.Nationalism is not to be confused with patriotism.
Hatlar karıştı.The lines are crossed.
Şeker ile tuzu birbiriyle karıştırma.Don't confuse sugar with salt.
İşi zevkle karıştırma.Don't mix business with pleasure.
Biz ikiziz. İnsanlar genellikle beni erkek kardeşimle karıştırıyor.We are twins. People often mistake me for my brother.
Amcam trafik kazasına karıştı.My uncle was involved in the traffic accident.
Dayım trafik kazasına karıştı.My uncle was involved in the traffic accident.
Ben her zaman, John'u Paul ile karıştırıyorum.I'm always confusing John with Paul.
Ben her zaman John'u ve onun ikiz erkek kardeşini karıştırırım.I always confuse John and his twin brother.
Ben küçük bir tartışmaya karıştım.I was involved in a petty argument.
Ben münakaşaya karıştım.I was involved in the quarrel.
O meseleye karıştırılmak istemiyorum.I don't want to be involved in that matter.
Belaya karıştım.I was involved in the trouble.
Seni işe karıştırmak istemedim.I didn't want to bring you in.
İşi eğlenceyle karıştırmaktan hoşlanmıyorum.I don't like to mix business with pleasure.
Bazen "curve"'ü "carve" ile karıştırıyorum.At times I confuse curve with carve.
Onun suça karıştığını duydum.I heard of his involvement in crime.
İşi ve oyunu karıştıran bir iş bulmak istiyorum.I want to get a job that mixes work and play.
Biz onu bir Amerikalı ile karıştırdık.We took him for an American.
Seni ilk gördüğümde kız kardeşinle karıştırdım.I mistook you for your sister when I first saw you.
Yağı suyla karıştıramazsın.You can't mix oil with water.
Mavi boyayı sarı boyayla karıştır.Blend the blue paint with the yellow paint.
Mavi boya ile kırmızı boyayı karıştırın.Blend the red paint with the blue paint.
Öğretmen bizim adlarımızı karıştırdı.The teacher mixed up our names.
Sendikanın liderleri, daha yüksek ücret için ortalığı karıştırıyorlardı.The leaders of the Union agitated for higher wages.
Herkes beni erkek kardeşimle karıştırıyor.Everyone mistakes me for my brother.
Kafam karıştı.I'm confused.
Sevgi ile merhameti asla karıştırmayın.Never confuse pity with love.
Onun yalanı konuları karıştırdı.His lie complicated matters.
Siyah ceketi karanlığa karıştı.His black coat blended into the darkness.
Onun sorularıyla kafam çok karıştı.I was very confused by his questions.
Eski püskü bazı şeylerle karıştırdı.He is mixed up with something shabby.
Beni her zaman kız kardeşimle karıştırır.He always mistakes me for my sister.
Çayına süt koydu ve onu karıştırdı.He put milk into his tea and stirred it.
O bir sepet üzümü karıştırarak inceliyor.She is picking over a basket of grapes.
Skandala karıştığını itiraf ediyor.He admits being involved in the scandal.
O, olaya karıştığını inkar etti.He denied having been involved in the affair.
O bir halt karıştırıyor.He's up to no good.