karışmak ile cümle
karışmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
O tür bir şeye karışmak istemem.I don't want to get involved in that sort of thing.
O işe karışmak istemiyorum.I don't want to get involved in that business.
Onlar münakaşaya karışmak istemediler.They did not wish to become embroiled in the dispute.
O, karışmak istemedi.She didn't want to get involved.
Kavgaya karışmak istemediler.They did not want to get involved in the fighting.
Tom karışmak istemiyordu.Tom didn't want to get involved.
Tom kavgaya karışmak istemiyordu, fakat başka seçeneği yoktu.Tom didn't want to get involved in the fight, but he had no choice.
Ben karışmak istemiyorum.I don't want to be involved.
Buna neden karışmak isteyeyim?Why would I want to have anything to do with this?
Bir kavgaya karışmaktan kaçınmalısın.You should avoid getting into a fight.
Sana karışmak istemedim.I didn't want to involve you.
Söze karışmaktan nefret ederim ama bir şey söylemem gerekiyor.I hate to interrupt, but I need to say something.
Benim senin işlerine karışmak gibi bir niyetim yok.I don't have any intention of meddling into your affairs.
Yapmak istediğim son şey karışmaktır.The last thing I want to do is butt in.
Gerçekten buna karışmak istemiyorum.I really don't want to get into this.
Kafası karışmak kolaydır.It's easy to get confused.
İnsanların arasına karışmaktan hoşlanmıyorum.I don't like socializing.
Ben karışmak istemedim.I didn't mean to meddle.
Fadıl işe karışmak istemedi.Fadil didn't want to get involved.
Tom karışmak zorunda değildi.Tom didn't have to get involved.
Sami buna karışmak istemedi.Sami didn't want to be involved in that.
Karışmak istemedim.I didn't want to interfere.
Mısır tanrıları doğanın düzenine olduğu gibi insanların yaşamlarına da karışmaktaydılar.Egyptian gods were involved in human lives as well as in the overarching order of nature.
Fakat zaman geçtikçe durumlar karışmaktadır.But time itself seems to be confused.
Bu, bisikletlilerin trafiğe karışmak zorunda kalması anlamına gelir.MEANlNG CYCLlSTS MUST MERGE WlTH MOTORlZED TRAFFlC.
Seni alemlerden (başkalarının işine karışmaktan) menetmemiş miydik? dediler."Did we not restrain you," they said, "from (entertaining) creatures from the outside world?"
Dediler ki: "Biz seni 'herkes(in işin)e karışmaktan' alıkoymamış mıydık?""Did we not restrain you," they said, "from (entertaining) creatures from the outside world?"
"Biz seni, elalemin işine karışmaktan men etmemiş miydik?" dediler."Did we not restrain you," they said, "from (entertaining) creatures from the outside world?"
Rus hükûmeti duruma karışmak veya müdahale etmekle ilgili suçlamaları reddetti.The Russian government denied accusations of being involved or of interfering in the situation.
Hiçbir şey onu başkalarının aşk hayatlarına karışmaktan daha fazla mutlu edemez.Nothing delights her more than meddling in the love lives of others.
Belarus ise ABD'yi içişlerine karışmakla suçladı.Belarus, in turn, has accused the United States of interfering in its internal affairs.
Tekrar tekrar ırkçılığı teşvik etmek ve şiddet eylemlerine karışmakla suçlandı.It has been repeatedly accused of promoting racism and being involved in acts of violence.
Karışmak istemeyen Zeus görevi Truvalı Paris'e verdi.Not wanting to get involved, Zeus assigned the task to Paris of Troy.
5 Ekim 2005'te Calvi'nin öldürülmesine karışmakla suçlanan beş kişinin yargılanmasına Roma'da başlandı.El 5 de octubre de 2005, el juicio de las cinco personas acusadas del asesinato de Calvi comenzó en Roma.
G. Németh'e göre,Bulgar (Bulganmak/Bulanmak) “karışmak” anlamına gelmektedir.En gaélico escocés brìgh significa "médula" y "poder".
Sürekli çirkinliğiyle alay eden halkın içine karışmaktan hiç hoşlanmaz.No!», esclamata ogni volta che vuole negare un favore a qualcuno.
Hayat kadınları son birkaç aydır kayıplara karışmaktadır.Durante l'ultimo ventennio la società fu coinvolta in alcune disavventure.
Fakat zaman geçtikçe durumlar karışmaktadır.Ma, come sempre, le situazioni si complicano.
Hayat kadınları son birkaç aydır kayıplara karışmaktadır.Несколько месяцев возлюбленные были счастливы.
Fakat gerçek, Trey'in gerçekten pis işlere yeniden karışmakta olduğudur.و بذلك يمكن القول بأن ثيودريك استطاع توحيد ممالك القوط من جديد.
Mısır tanrıları doğanın düzenine olduğu gibi insanların yaşamlarına da karışmaktaydılar.Deuses egípcios estavam envolvidos nas vidas humanas, bem como na ordem geral da natureza.
"Boşluğa Karışmak, Kaybolmak, Ölmek..."Hei de torcer até morrer, morrer, morrer...
Hayat kadınları son birkaç aydır kayıplara karışmaktadır.De slachtoffers kwamen tijdens de laatste maanden van de oorlog om het leven.
Sığınaktaki insanlar için sık sık ruhların arasına karışmak zorunda kalmıştır.In Vogeldorp werd de opzichteres dikwijls te bemoeizuchtig gevonden door de bewoners.
Artık analog yayın tarihe karışmaktadır.Serviciul de cablu analogic este încă oferit.
Tom karışmak istemiyordu.Tom nu a vrut să se amestece.
Tom kavgaya karışmak istemiyordu, fakat başka seçeneği yoktu.Tom nu a vrut să se amestece în dispută, dar nu a avut de ales.
O tür bir şeye karışmak istemem.Nu vreau să fiu implicat în așa ceva.
İnsanların arasına karışmaktan hoşlanmıyorum.Nu-mi place să mă amestec printre oameni.
İnsanların arasına karışmaktan hoşlanmıyorum.Nu-mi place să socializez.
Kafası karışmak kolaydır.Este ușor să devii confuz.
Afgan hükümetinden yetkililer, Pakistan istihbarat ajansı ISI'yi olaylara karışmakla suçladı.Intia syytti tästä terroriteosta Pakistanin tiedustelupalvelua.
Mısır tanrıları doğanın düzenine olduğu gibi insanların yaşamlarına da karışmaktaydılar.Οι θεοί των Αιγυπτίων είχαν ανάμειξη στις ανθρώπινες ζωές όπως και την ευρύτερη τάξη της φύσης.
5 Ekim 2005'te Calvi'nin öldürülmesine karışmakla suçlanan beş kişinin yargılanmasına Roma'da başlandı.Στις 5 Οκτωβρίου του 2005,η δίκη των 5 κατηγορουμένων για τη δολοφονία του Κάλβι ξεκίνησε στη Ρώμη.
Artık analog yayın tarihe karışmaktadır.Άρα, η παραγοντοποίηση είναι πλέον γνωστή.
G. Németh'e göre,Bulgar (Bulganmak/Bulanmak) “karışmak” anlamına gelmektedir.Dalam bahasa Ryukyu, "chanpuru" berarti "campur aduk".
Bulgar (Bulganmak/Bulanmak) “karışmak” anlamına gelmektedir.「バルジ」は「膨らみ」という意味。
Artık analog yayın tarihe karışmaktadır.現在は直猶心流鎖鎌術が併伝されている。
Mısır tanrıları doğanın düzenine olduğu gibi insanların yaşamlarına da karışmaktaydılar.人間 神々が自らの姿を模して物質界に創造した種族。
Afgan hükümetinden yetkililer, Pakistan istihbarat ajansı ISI'yi olaylara karışmakla suçladı.阿富汗解放组织成员指责巴基斯坦三军情报局参与了这起谋杀事件。