karışma ile cümle
karışma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Ve sonra karışmaya başlarlar.En dan beginnen ze wél te mengen.
Ve sonra karışmaya başlarlar.그리고 나서 물과 기름이 섞이기 시작합니다.
Ve sonra karışmaya başlarlar.Sau đó chúng bắt đầu trộn đều.
Ve sonra karışmaya başlarlar.Şi apoi, încep să se amestece.
Ve sonra karışmaya başlarlar.Sitten ne alkavat sekoittua.
Ve sonra karışmaya başlarlar.Und dann fangen sie an sich zu vermischen.
Ve sonra karışmaya başlarlar.Wtedy już się mieszają. Wtedy już się mieszają.
Ve sonra karışmaya başlarlar.Y entonces empiezan a mezclarse.
Ve sonra karışmaya başlarlar.И тогава започват да се смесват.
Ve sonra karışmaya başlarlar.Тогда они начинают смешиваться.
Ve sonra karışmaya başlarlar.ואז הם מתחילים להתערבב.
Ve sonra karışmaya başlarlar.فاننا سنلاحظ انهما - الزيت والماء - يختلطان
Ve sonra karışmaya başlarlar.之後 佢哋開始融合
Ve tabii ki kafanız karışmasın. -A pochopitelně se nenechte zmást. Kdyby tady stálo vyřešte rovnici, že? Tohle je pouze výraz.
Ve tabii ki kafanız karışmasın. -Dan tentu saja, jangan bingung ini. Jika mereka berkata, memecahkan persamaan ini, kan?
Ve tabii ki kafanız karışmasın. -E, claro, não ficar nesse confuso. Se eles disseram, resolver esta equação, certo?
Ve tabii ki kafanız karışmasın. -E ovviamente, non confondetevi. Se avessero detto, risolvete questa equazione, giusto?
Ve tabii ki kafanız karışmasın. -Et bien sûr, ne reçoivent pas ce confus. Si ils ont dit, de résoudre cette équation, à droite ?
Ve tabii ki kafanız karışmasın. -Hier moet je goed opletten. Als ze zeggen: los de vergelijking op. Dat is gewoon een uitdrukking.
Ve tabii ki kafanız karışmasın. -Oczywiście, nie czujcie się zagubieni. Jeśli powiedzą:"Rozwiąż to równanie".
Ve tabii ki kafanız karışmasın. -Om de frågade, lös ekvationen Det här är bara ett uttryck.
Ve tabii ki kafanız karışmasın. -Persze!
Ve tabii ki kafanız karışmasın. -Und natuerlich, lass dich nicht verwirren. Wenn sie gesagt haetten, loese die Gleichung
Ve tabii ki kafanız karışmasın. -Và tất nhiên, không nên nhầm lẫn này. Nếu họ nói, giải quyết các phương trình này, quyền?
Ve tabii ki kafanız karışmasın. -Y por supuesto, no te confundas con esto. Si dijeran "resuelve esta ecuación"... ¿vale?
Ve tabii ki kafanız karışmasın. -И, конечно, не это путать. Если они сказали, решить это уравнение, право?
Ve tabii ki kafanız karışmasın. -И разбира се, не го обърквайте. Ако казват, решете уравнението, нали? Това е само израз.
Ve tabii ki kafanız karışmasın. -כמובן, אל תבלבלו זה. אם הם אמרו, לפתור משוואה זו, נכון?
Ve tabii ki kafanız karışmasın. -وبالطبع، لن ترتبكوا اذا طلب منا ان نحل هذه المعادلة، صحيح؟
Ve tabii ki kafanız karışmasın. -この式を解く場合は これが答えだ。
Yani 57/8 -- aynı renk yapayım, böylece işlemimiz karışmaz.57/8 minus 19/4.
Yani 57/8 -- aynı renk yapayım, böylece işlemimiz karışmaz.Então vamos fazer a mesma cor, 57/8- para que você não misturar processo.
Yaptıklarımızı silelim ki kafanız karışmasın. .Déjame borrar algo de mi trabajo por que no quiero confundirte.
Yaptıklarımızı silelim ki kafanız karışmasın. .Ik zal eerst wat van mijn werk uitwissen want ik wil je niet in verwarring brengen.
Yaptıklarımızı silelim ki kafanız karışmasın. .칸을 조금 만들어볼게요 계산이 뒤죽박죽이 되니까요
Yaptıklarımızı silelim ki kafanız karışmasın. .Most hadd töröljem ki az ide felírtak egy részét mert nem akarom, hogy zavart okozzanak!
Yaptıklarımızı silelim ki kafanız karışmasın. .Pozwólcie, że zetrę część tego, bo nie chcę cię wprowadzić w błąd.
Yaptıklarımızı silelim ki kafanız karışmasın. . Ya da kalsın.Lad os lige slette noget af det her. .
Yaptıklarımızı silelim ki kafanız karışmasın. .Και επιτρέψτε μου να σβησω κάποια από αυτα που έγραψα γιατι δεν θελω να σας μπερδέψω.
Yaptıklarımızı silelim ki kafanız karışmasın. .これであなたを混乱させたくありませんから. そうですね.今ここにあるそのままにしておきましょう.
Yaşamda mutluluğa ulaşmışım, elektronlarıma karışma.Ich habe Zufriedenheit in meinem Leben erreicht. Leg dich nicht mit meinen Elektronen an!
Yaşamda mutluluğa ulaşmışım, elektronlarıma karışma."Já už jsem takhle úplně šťastný. Takže si nezahrávejte s mými elektrony:"
Yaşamda mutluluğa ulaşmışım, elektronlarıma karışma.나는 인생에서 행복을 얻었어. 내 전자를 혼란시키지마."
Yaşamda mutluluğa ulaşmışım, elektronlarıma karışma.Se eu tivesse atingido a felicidade na vida. Não brinque com meu elétron.
Yaşamda mutluluğa ulaşmışım, elektronlarıma karışma.Yo tengo felicidad en la vida.
Yaşamda mutluluğa ulaşmışım, elektronlarıma karışma.Я досяг щастя у житті. Не займайте мої електрони.
Yaşamda mutluluğa ulaşmışım, elektronlarıma karışma.لقد حصلت على السعادة في الحياة فلا تعبثوا بالكتروناتي
Yaşanmış iki şeyin , bir karışma dokusu var.탐: 두가지 현상이 일어나면 거기엔 상호 간섭 무늬가 생깁니다, 그리고 다음 현상이 발생하죠.
Yaşanmış iki şeyin , bir karışma dokusu var.TS: Có hai việc đã xảy ra -- có một mẫu hình giao thoa, và rồi điều thứ ba xảy ra.
Yaşanmış iki şeyin , bir karışma dokusu var.TS: Da, două lucruri care se întîmplă, avem o figură de interferență, apoi apare un al treilea lucru.
Yaşanmış iki şeyin , bir karışma dokusu var.TS: Duas coisas que aconteceram, há um padrão de interferência, e então acontece uma terceira coisa.
Yaşanmış iki şeyin , bir karışma dokusu var.TS: Due cose che sono accadute, c'è un pattern di interferenza, e poi accade una terza cosa.
Yaşanmış iki şeyin , bir karışma dokusu var.TS: Dwie rzeczy, które się wydarzyły, jest to wzór interferencji i trzecia rzecz się pojawia.
Yaşanmış iki şeyin , bir karışma dokusu var.TS: Két dolog, ami történt -- van egy interferencia minta, majd egy harmadik dolog történik.
Yaşanmış iki şeyin , bir karışma dokusu var.TS: Sí, dos cosas que ocurren, hay un patrón de interferencia, y luego ocurre una tercera cosa.
Yaşanmış iki şeyin , bir karışma dokusu var.TS: Twee dingen die gebeurden, er is een storingspatroon, en dan gebeurt er een derde ding.
Yaşanmış iki şeyin , bir karışma dokusu var.TS: Zwei Dinge die geschehen -- Da ist ein Interferenzmuster und dann passiert eine dritte Sache.
Yaşanmış iki şeyin , bir karışma dokusu var.ΤΣ: Δύο πραγμάτων που συνέβησαν -- υπάρχει ένα παρεμβατικό μοτίβο, και ξαφνικά κάτι τρίτο συμβαίνει.
Yaşanmış iki şeyin , bir karışma dokusu var.ТШ: Две събития, преплитащи се и едно трето, което се е случило след това.
Yaşanmış iki şeyin , bir karışma dokusu var.ТШ: Двух явлений -- и благодаря интерференции рождается что-то новое.