Ana içeriğe geç
Sözlük

karış karış ile cümle

karış karış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
4
HECE
5
ORT. KELİME
O Parlamento Bakanı kamu fonları ile karısının elbiselerini almakla suçlandı.That Minister of Parliament was accused of buying his wife's dresses with public funds.
Tom kafası karışmıştı.Tom was perplexed.
Sen beni Tom'la karıştırıyorsun.You're confusing me with Tom.
Tom yanlışlıkla şekeri tuzla karıştırdı.Tom mistook the sugar for salt.
Boyunu aşan işlere karıştın.You're in way over your head.
Karışma hakkın yoktu.You had no right to interfere.
"Onunla tanıştın mı?" "Hayır ama karısıyla tanıştım.""Have you met him?" "No, but I've met his wife."
Beni bu işe karıştırma.Leave me out of it.
Burnunu karıştırma!Do not pick your nose!
Kitabını karısına ithaf etti.He dedicated his book to his wife.
Tom'un şimdi kafası karışmış.Tom is confused now.
Tom sık sık para konusunda karısıyla tartışıyor.Tom often argues with his wife about money.
Ev karışık.The house is a mess.
Oda karışık.The room is a mess.
Bu yer karışık.This place is a mess.
Saçın karışık.You hair is a mess.
Tom ufak bir kazaya karıştı.Tom was involved in a minor accident.
İşler karışık.Things are complicated.
Tom'un kafası biraz karışık.Tom is a bit confused.
Bunun hepsi çok kafa karıştırıcı.It's all very confusing.
Tom bizim karıştığımız aynı belaya karışmadan önce bu sadece bir zaman meselesi.It's only a matter of time before Tom runs into the same trouble we did.
Tom gibi insanlar sık sık kavgaya karışırlar.People like Tom often get into fights.
Tom her zaman kavgaya karışan insan türü olmuştur.Tom has always been the kind of guy who gets into fights.
Tom ve karısı bir kız evlat edindiler.Tom and his wife adopted a girl.
Tom'u karısı üç ay önce onu terk etti.Tom's wife left him three months ago.
Tom sık sık kardeşi ile karıştırılıyor.Tom is often mistaken for his brother.
Tom geç kalacağını söylemek için karısını aradı.Tom called his wife to say he'd be late.
Sanırım Tom ortalığı karıştırmak için geldi.I think Tom has come to make trouble.
Geçen hafta bir kavgaya karıştık.We got into a fight last week.
Karısı ikiz doğurdu.His wife gave birth to twins.
Tom beni ağabeyimle karıştırdı.Tom mistook me for my older brother.
Tom beni erkek kardeşimle karıştırdı.Tom mistook me for my brother.
Süt ve çikolata tozunu birbirine karıştırdım ve daha sonra su ekledim.I mixed milk and chocolate powder together and then added water.
Tom bir kaşıkla kahvesini karıştırdı.Tom stirred his coffee with a spoon.
Tom korkmuştu ve kafası karışmıştı.Tom is frightened and confused.
Tom kızgındı ve kafası karışıktı.Tom was angry and confused.
Bu karışık bir soru.That's a complex question.
Tom'la bir kavgaya karıştın mı?Did you get in a fight with Tom?
Tom karısıyla Fransa'da okurken tanıştı.Tom met his wife when he was studying in France.
Karışım çok kuru olduğu zaman, bir çay kaşığı soğuk su daha ekle.Add more cold water a teaspoon at a time if the mixture is too dry.
Masai insanları, süt ve sığır kanının bir karışımını içerler.The Masai people drink a mixture of milk and cattle blood.
Karısının ölümünden bu yana, Tom çocukların hem annesi hem babası oldu.Since his wife died, Tom has been mother and father in one to the children.
Bu karışıklıktan nasıl kurtulurum?How do I get out of this mess?
Tom'un karısı onu terk etti.Tom's wife has left him.
Neden buna karıştığını bilmiyorum.I don't know why you're involved in this.
Tom'un karısı ikizlere hamile.Tom's wife is pregnant with twins.
Benim de senin kadar kafam karıştı.I'm just as confused as you are.
Galiba karıştırıyoruz.We seem to be confused.
İş ve dostluk karışmaz.Business and friendship don't mix.
Aralarında karıştırma tehlikesi var.There is danger of confusion between them.
Karışıklığı önlemek için taban da etiketlendi.In order to avoid confusion, the bottom is labelled too.
Öyle görünüyor ki kafam karıştı.It looks like I messed up.
O, vasiyetinde karısına bir servet bıraktı.In his will, he left a fortune to his wife.
Doğal olarak, karısı her zaman haklıdır.Naturally, the wife is always right.
Onun karısı, benim bir arkadaşımdır.His wife's a friend of mine.
İlk başta, işler çok kafa karıştırıcıydı.At first, things were very confusing.
Tom kafası karışmış gibi görünüyor.Tom became confused.
Tom biraz aklı karışmış gibi görünüyordu.Tom seemed a little disoriented.
Üzgünüm, Tom, seni karıştırmak istemedim.Sorry, Tom, I didn't want to get you involved.
O özel bir karışım.It's a special blend.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod