Ana içeriğe geç
Sözlük

karış karış ile cümle

karış karış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
11
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
Her fikir doğru ve hataların bir karışımıdır.Every opinion is a mixture of truth and mistakes.
Yardımı reddetmen olayları karıştırdı.Your refusal to help complicated matters.
Yardım etmeyi reddetmen işleri karıştırdı.Your refusal to help complicated matters.
O, havaalanına vardıktan sonra karısı ile bir telefon görüşmesi yaptı.Upon arriving at the airport, he made a phonecall to his wife.
Hava bizim göremediğimiz gazların karışımından oluşuyor.Air is a mixture of gases that we cannot see.
Hava birçok gazın karışımıdır.Air is a mixture of several gases.
Hava gazların karışımıdır.Air is a mixture of gases.
Hava, çeşitli gazların bir karışımıdır.Air is a mixture of various gases.
Gökyüzü,deniz ile karışmış gibi göründü.The sky seemed to blend with the sea.
Ken'in sorusuyla Bay Hashimoto'nun kafası karıştı.Mr Hashimoto was confused by Ken's question.
Süt, su ile karıştırılmış.The milk was adulterated with water.
Süt ve yumurtayı birlikte karıştır.Blend milk and eggs together.
Acele işe şeytan karışır.More haste, less speed.
Birçok karışıklıktan sonra, antlaşma sonuçlandırıldı.The treaty has been concluded after many twists and turns.
Sanat ile hayatı karıştırmayın.Never confuse art with life.
Denizin ve gökyüzünün renkleri birbirine karışıyor.The colors of the sea and the sky blend into each other.
Biz bir trafik kazasına karıştık.We got involved in a traffic accident.
Onun karısı onu parmağında oynatır.His wife leads him by the nose.
Karısı onu terkettikten sonra, Harold üşüttü.After his wife left him, Harold went nuts.
Sanırım karısı kasabanın dışına gidiyor.I think his wife is going out of town.
Bir milletin para ve mali politikalarının yeterli karışımına sahip olması önemlidirIt is important for a nation to have an adequate mix of monetary and fiscal policies.
Ona karşı duygularımız karışık.Our feelings towards him are mixed.
Onu gördüğünde Bay Long'un karısının hatırını sormayı unutma.Don't forget to ask after Mr Long's wife when you see him.
Karısının ikinci kuzeni Yahudi yargı meclisinin üyesiydi.His wife's second cousin was a member of the Jewish ruling council.
Hiç karışma.Let well enough alone.
En sonunda kafa karıştıran labirentten dışarı çıkabildim.I finally found my way out of the confusing maze.
Sonunda kafa karıştırıcı labirentin çıkış yolumu buldum.I finally found my way out of the confusing maze.
Mary konuşmamıza karıştı.Mary broke in on our conversation.
Bob onu kendi karısı yaptı.Bob made her his wife.
Bob Jane'e onun kişisel işlerine karışmamasını söyledi.Bob told Jane not to interfere in his personal affairs.
Fred başarmak istediği amaçlardan karısına bahsetti.Fred told his wife about the goals that he wanted to accomplish.
İşleri karıştıracağım.I'm going to rock the boat.
Sanırım onun karısını öldürme nedeni hâlâ bir sır.I think the reason that he killed his wife is still a mystery.
Yeni evli Japon erkek niçin karısı hakkında kötü bir şey söyledi?Why did the newly married Japanese man say something bad about his wife?
Lütfen kartları dikkatlice karıştır.Please shuffle the cards carefully.
Tom karısından üç inç daha uzundur.Tom is three inches taller than his wife is.
Tom'un karısı onun özgürlüğünü kısıtlıyordu.Tom's wife keeps him on such a short rope.
Sadece Tom'dan değil aynı zamanda karısından da ödünç para aldım.I borrowed money not only from Tom, but from his wife, too.
Tom okurken ona karışma.Do not interfere with Tom while he is reading.
Tom bu günkü durumunu karısına borçludur.Tom owes what he is today to his wife.
Ted, karısı Elizabeth'i seviyor.Ted loves his wife Elizabeth.
Dick bir trafik kazasına karıştı.Dick had a traffic accident.
Seninle görüşmek istediğim karışık bir sorunum var.I have a complicated matter I want to discuss with you.
Birçok şey oldu ve programım karıştı.A lot of things happened and my schedule was messed up.
O tür bir şeye karışmak istemem.I don't want to get involved in that sort of thing.
O işe karışmak istemiyorum.I don't want to get involved in that business.
Haber büyük karışıklık yarattı.The news created a lot of confusion.
Adam karısıyla arkadaşlık kurdu.The man took up with his wife.
Şu adam zayıf ama karısı şişman.That man is skinny, but his wife is fat.
Adam karısı gelinceye kadar istasyonda beklemeye karar verdi.The man decided to wait at the station until his wife came.
Adam ve karısı dışarı fırladı.Out rushed the man and his wife.
Adam ve karısı birbirlerine yardım etti.The man and his wife helped each other.
Kaza, trafiği büyük bir karışıklık içine soktu.The accident threw traffic into great confusion.
Kaza trafik karışıklığına neden oldu.The accident caused traffic confusion.
Kaza yüzünden karışıklık ortaya çıktı.Confusion arose from the accident.
O ülke, ulusumuzun iç işlerine karıştı.That country intervened in the internal affairs of our nation.
Film karışık eleştiriler aldı.The movie received mixed reviews.
Bay Smith karısından yoksun bırakıldı.Mr Smith was bereaved of his wife.
John Floridalı, karısı ise Kaliforniyalı.John comes from Florida and his wife from California.
Bu yetmezmiş gibi, karısı hasta oldu.To make matters worse, his wife fell ill.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod