Dut ağaçları bolca alan kaplamaktadır.Krantai plačiai apaugę medžiais.
Maden üzerine altın kaplamadır.Akmens anglių kasyba.
Denizler Dünya yüzeyinin % 70'ini kaplamaktadır.Ookeanid moodustavad maakera pinnast üle 70%.
Tüm kalkış alanıda çakıl kaplaması var , en tehlikeli yerinde asfaltlandı.Kõik kukkumistsoonid on kaetud kruusaga ja kõige ohtlikumad kohad – asfaldiga.
Müze bu katın önemli bir kısmını kaplamaktadır.Muuseumid keskenduvad valdavalt ühele konkreetsele teemale.
Ekstra koruma için bazen metalik zırh kaplaması eklenir.Kaitsealal elab kohati ka eremiitpõrnikas.
Estetik diş hekimliği Diş kaplamaStomatoloogia Hambaarsti konsultatsioon Hambaravi
Bu gri bulutlar Güneş'i örtüp kaplamasıyla bilinir.Me tunneme neid purskeid päikesetuule nime all.
Buna karşın sertlikleri kalay kaplamaya göre %5-10 oranında daha düşüktür.Kuigi see teeb graafikaprotsessorite vahel lülitamise lihtsamaks, kulus selleks 5–10 sekundit.
Mutfak aletlerinin çoğu emaye kaplamalıdır.Enamus aparatuurist on salastatud.
A.B.D.'de de bile Mark Twain'in "altın kaplama" dediği çağ gerçekleşmiştir. .Anche negli Stati Uniti si è verificato questo... Mark Twain lo ha definito "gilded age".
A.B.D.'de de bile Mark Twain'in "altın kaplama" dediği çağ gerçekleşmiştir. .Bahkan di Amerika Serikat kamu punya semacam Mark Twain menyebutnya jaman emas.
A.B.D.'de de bile Mark Twain'in "altın kaplama" dediği çağ gerçekleşmiştir. .Chiar și în Statele Unite aveam ceea ce Mark Twain a numit "epoca poleită".
A.B.D.'de de bile Mark Twain'in "altın kaplama" dediği çağ gerçekleşmiştir. .De industriële revolutie vond plaats. Zelfs in de Verenigde Staten had je de -
A.B.D.'de de bile Mark Twain'in "altın kaplama" dediği çağ gerçekleşmiştir. .Dokonca aj v Spojených štátoch ste mali Marka Twaina, ktory to nazval Zlatým vekom.
A.B.D.'de de bile Mark Twain'in "altın kaplama" dediği çağ gerçekleşmiştir. .Dokonce v USA bylo něco, co Mark Twain nazval "Doba cechů".
A.B.D.'de de bile Mark Twain'in "altın kaplama" dediği çağ gerçekleşmiştir. .미국의 문학가 마크 트웨인조차 황금기라고 칭했던 시대였죠.
A.B.D.'de de bile Mark Twain'in "altın kaplama" dediği çağ gerçekleşmiştir. .Mark Twain designou de, a idade do ouro
A.B.D.'de de bile Mark Twain'in "altın kaplama" dediği çağ gerçekleşmiştir. .Mark Twain llamó la época dorada
A.B.D.'de de bile Mark Twain'in "altın kaplama" dediği çağ gerçekleşmiştir. .Nawet Stany Zjednoczone ją przeżywały. Mark Twain ochrzcił ten okres pozłacanym wiekiem.
A.B.D.'de de bile Mark Twain'in "altın kaplama" dediği çağ gerçekleşmiştir. .Дори в САЩ е имало нещо подобно Марк Твен нарича времето "позлатената епоха".
A.B.D.'de de bile Mark Twain'in "altın kaplama" dediği çağ gerçekleşmiştir. .Навіть у Сполучених Штатах ми бачимо те, що Марк Твен назвав золоченим століттям.
A.B.D.'de de bile Mark Twain'in "altın kaplama" dediği çağ gerçekleşmiştir. .حتي في الولايات المتحدة كان هناك ما سماه مارك توين العصر المطلي بالذهب
Aklım karışmış, içimi bir yılgınlık ve öfke kaplamıştı ve birşeyleri yanlış anladığımı düşünmeye başlamıştım.Bola som zmätená, trochu rozčarovaná a nahnevaná, ako keby som niečo zle pochopila.
Aklım karışmış, içimi bir yılgınlık ve öfke kaplamıştı ve birşeyleri yanlış anladığımı düşünmeye başlamıştım.Cítila jsem zklamání, trochu i marnost a zlost, jak kdybych snad něco zle pochopila.
Aklım karışmış, içimi bir yılgınlık ve öfke kaplamıştı ve birşeyleri yanlış anladığımı düşünmeye başlamıştım.Deci mă simțeam confuză, puțin frustrată și supărată, de parcă aș fi înțeles ceva greșit din chestia asta.
Aklım karışmış, içimi bir yılgınlık ve öfke kaplamıştı ve birşeyleri yanlış anladığımı düşünmeye başlamıştım.Então senti-me confusa, um pouco frustrada e zangada, como que se tivesse percebido mal qualquer coisa aqui.
Aklım karışmış, içimi bir yılgınlık ve öfke kaplamıştı ve birşeyleri yanlış anladığımı düşünmeye başlamıştım.Je me sentais perdue, un peu frustrée et en colère, comme si j'avais loupé quelque chose.
Aklım karışmış, içimi bir yılgınlık ve öfke kaplamıştı ve birşeyleri yanlış anladığımı düşünmeye başlamıştım.그래서 혼란스러웠고 조금 실망스럽고 화도 났습니다. 제가 무언가를 잘못 이해한 것이 아닌가하고 말이죠.
Aklım karışmış, içimi bir yılgınlık ve öfke kaplamıştı ve birşeyleri yanlış anladığımı düşünmeye başlamıştım.Lalu saya sangat bingung, sedikit frustrasi dan marah, mungkin saya keliru memahami sesuatu disini.
Aklım karışmış, içimi bir yılgınlık ve öfke kaplamıştı ve birşeyleri yanlış anladığımı düşünmeye başlamıştım.Me sentía confundida, un poco frustrada y enojada; quizás yo había malinterpretado algo.
Aklım karışmış, içimi bir yılgınlık ve öfke kaplamıştı ve birşeyleri yanlış anladığımı düşünmeye başlamıştım.Olin hämmentynyt, vähän turhautunut ja vihainen, ehkä olin ymmärtänyt jotain väärin.
Aklım karışmış, içimi bir yılgınlık ve öfke kaplamıştı ve birşeyleri yanlış anladığımı düşünmeye başlamıştım.Poczułam się zagubiona, nieco sfrustrowana i zła, jakbym czegoś tutaj nie zrozumiała.
Aklım karışmış, içimi bir yılgınlık ve öfke kaplamıştı ve birşeyleri yanlış anladığımı düşünmeye başlamıştım.Quindi mi sono sentita confusa, un po' frustrata e arrabbiata, come se avessi frainteso qualcosa.
Aklım karışmış, içimi bir yılgınlık ve öfke kaplamıştı ve birşeyleri yanlış anladığımı düşünmeye başlamıştım.So war ich verwirrt, ein wenig frustieriert und ärgerlich, wie als hätte ich vielleicht etwas missverstanden.
Aklım karışmış, içimi bir yılgınlık ve öfke kaplamıştı ve birşeyleri yanlış anladığımı düşünmeye başlamıştım.Tehát zavarodott voltam, frusztrált és mérges, hogy talán valamit nem értek egészen jól.
Aklım karışmış, içimi bir yılgınlık ve öfke kaplamıştı ve birşeyleri yanlış anladığımı düşünmeye başlamıştım.Tôi cảm thấy mơ hồ, thất vọng và giận dữ, có lẽ là tôi hiểu nhầm cái gì ở đây.
Aklım karışmış, içimi bir yılgınlık ve öfke kaplamıştı ve birşeyleri yanlış anladığımı düşünmeye başlamıştım.Zato sem se počutila zmedeno, rahlo frustrirano in jezno, kot da nečesa nisem razumela.
Aklım karışmış, içimi bir yılgınlık ve öfke kaplamıştı ve birşeyleri yanlış anladığımı düşünmeye başlamıştım.Οπότε ένιωσα μπερδεμένη, λίγο απογοητευμένη και θυμωμένη σαν να μην είχα καταλάβει κάτι.
Aklım karışmış, içimi bir yılgınlık ve öfke kaplamıştı ve birşeyleri yanlış anladığımı düşünmeye başlamıştım.От това се почувствах объркана, малко разстроена и ядосана, като че може би аз не бях разбрала нещо.
Aklım karışmış, içimi bir yılgınlık ve öfke kaplamıştı ve birşeyleri yanlış anladığımı düşünmeye başlamıştım.Я была растеряна, немного разочарована и зла, словно я что-то недопоняла во всем этом.
Aklım karışmış, içimi bir yılgınlık ve öfke kaplamıştı ve birşeyleri yanlış anladığımı düşünmeye başlamıştım.הייתי מבולבלת, קצת מתוסכלת וכעסתי. חשבתי שאולי לא הבנתי משהו.
Aklım karışmış, içimi bir yılgınlık ve öfke kaplamıştı ve birşeyleri yanlış anladığımı düşünmeye başlamıştım.لذا شعرت بالتشويش .. والاحباط .. والغضب كما لو أنني اسأت فهم شيئ هنا
Aklım karışmış, içimi bir yılgınlık ve öfke kaplamıştı ve birşeyleri yanlış anladığımı düşünmeye başlamıştım.何か私が誤解しているように思えて 気後れしてしまいました
Akşam bıldırcınlar geldi, ordugahı sardı. Sabah ordugahın çevresini çiy kaplamıştı.A stalo sa večer, že priletely hore prepelice a pokryly tábor, a ráno ležala vrstva rosy okolo tábora.
Akşam bıldırcınlar geldi, ordugahı sardı. Sabah ordugahın çevresini çiy kaplamıştı.És lõn, hogy estve fürjek jövének fel és ellepék a tábort, reggel pedig harmatszállás lõn a tábor körûl.
Akşam bıldırcınlar geldi, ordugahı sardı. Sabah ordugahın çevresini çiy kaplamıştı.In zgodi se zvečer, da so priletele prepelice in pokrile tabor; in zjutraj je ležala rosa okrog tabora.
Akşam bıldırcınlar geldi, ordugahı sardı. Sabah ordugahın çevresini çiy kaplamıştı.Ja illalla tuli viiriäisiä, ja ne peittivät leirin, ja aamulla laskeutui kastesumu leirin ympärille.
Akşam bıldırcınlar geldi, ordugahı sardı. Sabah ordugahın çevresini çiy kaplamıştı.저녁에는 메추라기가 와서 진에 덮이고 아침에는 이슬이 진 사면에 있더니
Akşam bıldırcınlar geldi, ordugahı sardı. Sabah ordugahın çevresini çiy kaplamıştı.Och om aftonen kommo vaktlar och övertäckte lägret, och följande morgon låg dagg fallen runt omkring lägret.
Akşam bıldırcınlar geldi, ordugahı sardı. Sabah ordugahın çevresini çiy kaplamıştı.Stało się tedy wieczór, że się zleciały przepiórki, a okryły obóz, a rano rosa leżała około obozu;
Akşam bıldırcınlar geldi, ordugahı sardı. Sabah ordugahın çevresini çiy kaplamıştı.Tedy stalo se u večer, že přiletěly křepelky a přikryly tábor; ráno pak spadla rosa okolo táboru.
Akşam bıldırcınlar geldi, ordugahı sardı. Sabah ordugahın çevresini çiy kaplamıştı.Und am Abend kamen Wachteln herauf und bedeckten das Heer. Und am Morgen lag der Tau um das Heer her.
Akşam bıldırcınlar geldi, ordugahı sardı. Sabah ordugahın çevresini çiy kaplamıştı.Вечером налетели перепелы и покрыли стан, а поутру лежала роса около стана;
Akşam bıldırcınlar geldi, ordugahı sardı. Sabah ordugahın çevresini çiy kaplamıştı.И така, на вечерта долетяха пъдпъдъци и покриха стана; а на утринта на всякъде около стана беше паднала роса.
Akşam bıldırcınlar geldi, ordugahı sardı. Sabah ordugahın çevresini çiy kaplamıştı.ויהי בערב ותעל השלו ותכס את המחנה ובבקר היתה שכבת הטל סביב למחנה׃
Akşam bıldırcınlar geldi, ordugahı sardı. Sabah ordugahın çevresini çiy kaplamıştı.فكان في المساء ان السلوى صعدت وغطت المحلّة. وفي الصباح كان سقيط الندى حوالي المحلّة.
Akşam bıldırcınlar geldi, ordugahı sardı. Sabah ordugahın çevresini çiy kaplamıştı.到 了 晚 上 、 有 鵪 鶉 飛 來 、 遮 滿 了 營 . 早 晨 在 營 四 圍 的 地 上 有 露 水
Akşam bıldırcınlar geldi, ordugahı sardı. Sabah ordugahın çevresini çiy kaplamıştı.到了 晚上 、 有鵪 鶉飛來 、 遮滿了營 . 早晨 在 營四 圍 的 地上 有 露水
Ama sanırım uzun bölme demelerinin sebebi çok zaman alması veya kağıtta fazla yer kaplaması.하지만 시간이 많이 걸리기 때문이던지 긴 종이가 필요하기 때문인 것으로 생각합니다.