kaplıyor ile cümle

kaplıyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Kanepe çok yer kaplıyor.The sofa takes up too much room.
Masa bu odada çok yer kaplıyor.The table takes up a lot of space in this room.
Bu masa çok yer kaplıyor.This table takes up too much space.
Arabası küçük ve az yer kaplıyor.His car is small and takes up little room.
Leylak kokusu bahçeyi kaplıyordu.The scent of lilacs is pervading the garden.
Biz duvarı kille kaplıyoruz.We are coating the wall with clay.
O koltuk çok yer kaplıyor.That sofa takes up too much room.
O kanepe çok yer kaplıyor.That sofa takes up too much room.
Kiril alfabesi, Latin alfabesinden daha fazla yer kaplıyor.The Cyrillic alphabet takes up more space than the Latin one.
Buzul çağı süresinde (10.000 yıl öncesine kadar) şehir alanını büyük bir buzul kaplıyordu.During the Ice Age (up to 10,000 years ago) a large glacier covered the bay.
Bu kurtarıcılara önemli bir not: kullan-at plastikler çok fazla yer kaplıyor ve ayrışmıyor.Mental note to the liberators: throwaway plastics take a lot of space and don't biodegrade.
Şu an, kum tepeleri çöllerimizin sadece beşte birini kaplıyor.Now, sand dunes cover only about one fifth of our deserts.
Bu hayvanda onlar yok, çünkü çok yer kaplıyorlar.This animal gets rid of them because they take up too much space.
Kuyruk takıyorlar, krom kaplıyorlar...This is all artificial
Yani baktığımız zaman bütün bu sınırı kaplıyorlar da diyebiliriz. .So, in some ways they're kind of spanning this whole range. So, this right over here is China.
Kibera'da her sene daha çok çatıyı kaplıyoruz.In Kibera, each year we cover more roofs.
Diğer yandan, insanlar sokakları, binaları kaplıyorlar.On the other side, people were wrapping up streets, buildings.
Yaya kadar yer kaplıyorum.I have the same footprint as a pedestrian;
Bu sis tamamen küresel ve Titan'ın tamamını kaplıyor.This haze is ubiquitous. It's completely global and enveloping Titan.
Ana kodlarınızda 0 modüllük yer kaplıyor.I can write 3 lines of code now, so I don't have to change 3 lines of code in the future.
Üstelik, çizgili kas vücudun yüzde 50'sini, veya yüzde 50'den fazlasını kaplıyor.And skeletal muscle constitutes 50 percent of our body, or over 50 percent of our body.
Bu kimya fabrikası 757 dönüm kaplıyordu.And the chemical plant comprised 757 acres.
Biliyorsunuz biz PVC kullanıyoruz. Telleri yalıtım için PVC ile kaplıyoruz.You know we use PVC, and we sheath wires with PVC for insulation.
İçini mesane hücreleri ile kaplıyoruz (transisyonel epitel hücre)We coat the inside with these bladder lining cells.
Dışını kas hücreleri ile kaplıyoruz.We coat the outside with these muscle cells.
-- görüyorsunuz ki tüm çizgiler çok daha az yer kaplıyor.-- you can see now the whole thing takes up far less space.
Sidre'yi kaplayan kaplıyordu.When the Lote-tree was covered over with what it was covered over;
1951 yılında kurulan Saraybosna Hayvanat Bahçesi 8,5 hektarlık bir alan kaplıyor.The Sarajevo Zoo, founded in 1951, sprawls over 8.5ha of land.
İyi korunmuş tablolar, manastır kilisesinin içini neredeyse tamamıyla kaplıyorlar.Well-preserved paintings cover almost the entire interior of the monastery's church.
Tarım alanları, ülke yüzölçümünün yüzde 38’ini kaplıyor.Agricultural area in Montenegro covers 38% of the country's total surface area.
Güneydoğu Avrupa ülkelerinde tarım sektörü oldukça geniş yer kaplıyor.The countries of Southeast Europe have large agricultural sectors.
1645 kilometrekarelik bir alanı kaplıyor. 2002 yılındaki sayıma göre 590.000 nüfusa sahip.It has an area of 1645 square kilometers, and a population of 590,000 in 2002.
O zaman, şehir 14 metrekarelik bir alanı kaplıyordu. mil kare (36 km²) .At the time, the city covered an area of 14 square miles (36 km²).
Alan 1.2 alan kaplıyordu ve su seviyesinin 1-3 m (3-10 ft) altında idi.The site spans 1.2 ha (3.0 acres) and lies beneath 1 and 3 m (3 and 10 ft) of water.
Yerleşim, Kuyunjik Tepesi'nin tüm alanı olan yaklaşık 40 hektarı kaplıyordu.The site covered roughly 40 hectares—the whole area of Tell Kuyunjik.
Gri bir sakal yüzünü kaplıyordu.Une barbe grise recouvrait son visage.
Daha önceleri yerleşim olarak bir araziyi kaplıyordu.Elle avait d'avance prévu un refuge.
Bu yarış tarihinde en büyük alanı kaplıyordu.C'est le plus gros écart jamais enregistré dans cette course.
Işık, parlak bir bulut gibi tüm gökyüzünü kaplıyordu ve daha büyük boyutlu yıldızlar belirsizce parlıyordu.Una brillante luna creciente navegaba a través de un cielo sin nubes y lleno de estrellas.
Ailemi düşündükçe içimi bir hüzün kaplıyor.Я чувствую тоску, когда думаю о моей семье.
Nitekim, güneş battığı zaman, gündüzü geceden soyuyoruz ve ortalığı karanlık kaplıyor."Как только наступит ночь в середине месяца Шабан, проводите её в поклонении, а днем держите пост.
Daha önceleri yerleşim olarak bir araziyi kaplıyordu.أنها بنيت على أنقاض مستوطنة في وقت سابق.
Nitekim, güneş battığı zaman, gündüzü geceden soyuyoruz ve ortalığı karanlık kaplıyor."وفي الصحيحين: «إذا أقبل الليل من ههنا، وأدبر النهار من ههنا، وغربت الشمس؛ فقد أفطر الصائم.»
Daha önceleri yerleşim olarak bir araziyi kaplıyordu.Ze begonnen ergens een nederzetting.
Buzul çağı süresinde (10.000 yıl öncesine kadar) şehir alanını büyük bir buzul kaplıyordu.Během doby ledové před 10 000 lety byla část města pokryta velkým ledovcem.
Kar otobüsü kaplıyordu.Zăpada acoperea autobuzul.
10 milyon yıl önce Borneo adası Celebes Denizinin bulunduğu yeri de kaplıyordu.Kaupunki on sijoittunut miljoonia vuosia sitten Albertan päällä sijainneen meren rannikolle.
En büyüğü gökte 6 güneş büyüklüğünde bir yer kaplıyordu.Pada suatu waktu, bumi dipenuhi sepuluh matahari.
Nitekim, güneş battığı zaman, gündüzü geceden soyuyoruz ve ortalığı karanlık kaplıyor."夜は火(ほほ)の若(もろこ)に(火の粉の様に)喧響(おとな)い(喧しく)、晝は如五月蠅(さばえな)す沸き騰(あが)る」。
Işık, parlak bir bulut gibi tüm gökyüzünü kaplıyordu ve daha büyük boyutlu yıldızlar belirsizce parlıyordu.光は明るい雲のように空全体を覆い尽くしていたが、光度の大きい恒星は不明瞭に輝いていた。
Bu "Loidis" ormanı 5.-7.yy arasında Kelt Elmet krallığı arazisinin çoğunu kaplıyordu.“Leeds”一名來覆蓋古王國艾爾麥特大部分地區的森林“Loidis”,這片森林存在於五世紀到七世紀早期。
Buzul çağı süresinde (10.000 yıl öncesine kadar) şehir alanını büyük bir buzul kaplıyordu.Za vrijeme ledenog doba (otprilike prije 10.000 godina) veliki ledenjak je pokrivao dijelove današnjeg grada.
Ama bu Incil'de cok onemli bir yer kapliyor dolayisiyla bu konuda bir sey yapmam lazimdi.Aber das ist ein wichtiger Teil der Bibel, also dachte ich mir, ich muss mich damit befassen.
Ama bu Incil'de cok onemli bir yer kapliyor dolayisiyla bu konuda bir sey yapmam lazimdi.Ale jde o velkou část Bible, takže jsem si říkal, že ji musím aplikovat.
Ama bu Incil'de cok onemli bir yer kapliyor dolayisiyla bu konuda bir sey yapmam lazimdi.Ampak je velik del Biblije, zato sem se lotil tudi tega.
Ama bu Incil'de cok onemli bir yer kapliyor dolayisiyla bu konuda bir sey yapmam lazimdi.Dar este o parte mare din Biblie, așa că m-am gândit cum să o abordez.
Ama bu Incil'de cok onemli bir yer kapliyor dolayisiyla bu konuda bir sey yapmam lazimdi.De ez elég hangsúlyos a Bibliában, úgyhogy úgy gondoltam, nem hagyhatom figyelmen kívül.
Ama bu Incil'de cok onemli bir yer kapliyor dolayisiyla bu konuda bir sey yapmam lazimdi.Ini salah satu bagian utama dalam Kitab Suci, jadi saya pikir saya harus mengikutinya.
Ama bu Incil'de cok onemli bir yer kapliyor dolayisiyla bu konuda bir sey yapmam lazimdi.하지만 그것은 성경의 큰 부분이기 때문에 어쨌든 이 부분을 다루어야 한다 싶었지요.
Ama bu Incil'de cok onemli bir yer kapliyor dolayisiyla bu konuda bir sey yapmam lazimdi.Maar het is een groot onderdeel van de Bijbel, dus vond ik het nodig om het uit te voeren.

İlgili Sayfalar