Üstelik, çizgili kas vücudun yüzde 50'sini, veya yüzde 50'den fazlasını kaplıyor.Und unser Körper besteht zu 50% aus Skelettmuskeln, oder zu über 50%.
Üstelik, çizgili kas vücudun yüzde 50'sini, veya yüzde 50'den fazlasını kaplıyor.Y el músculo esquelético constituye el 50% de nuestro cuerpo, o más del 50 por ciento de nuestro cuerpo.
Üstelik, çizgili kas vücudun yüzde 50'sini, veya yüzde 50'den fazlasını kaplıyor.Και οι σκελετικοί μύες αποτελούν το 50% του σώματός μας, ή παραπάνω από 50%.
Üstelik, çizgili kas vücudun yüzde 50'sini, veya yüzde 50'den fazlasını kaplıyor.А ведь мышечная масса составляют 50 процентов нашего тела, или даже более того.
Üstelik, çizgili kas vücudun yüzde 50'sini, veya yüzde 50'den fazlasını kaplıyor.А скелетните мускули съставят 50 процента от телата ни, или повече от 50 процента.
Üstelik, çizgili kas vücudun yüzde 50'sini, veya yüzde 50'den fazlasını kaplıyor.ושרירים שלדיים מהווים 50% מהגוף שלנו, או יותר. ובהתחלה חשבתי:
Üstelik, çizgili kas vücudun yüzde 50'sini, veya yüzde 50'den fazlasını kaplıyor.والعضلات الهيكليّه تشكل 50% من أجسامنا، او أكثر من 50%. لذا كبدايه فكّرت،
Üstelik, çizgili kas vücudun yüzde 50'sini, veya yüzde 50'den fazlasını kaplıyor.骨格筋でできています そこで最初私はこう考えました 「聞いたことがないけれど
Uzak kuzeydoğudaki Genovesa! uzak,çorak,külle kaplı ve milyonlarca deniz kuşunun yuvasıDaleko na severozápadě je Genovesa. Vzdálený, neúrodný, pokrytý lávou, je domovem milionů mořských ptáků.
Uzak kuzeydoğudaki Genovesa! uzak,çorak,külle kaplı ve milyonlarca deniz kuşunun yuvasıDeparte în N-E se află Genovesa. lzolată, aridă, acoperită de lavă şi căminul unui milion de păsări.
Uzak kuzeydoğudaki Genovesa! uzak,çorak,külle kaplı ve milyonlarca deniz kuşunun yuvasıНа северо-востоке архипелага расположен покрытый лавой остров Геновеза, ставший приютом для миллионов птиц.
Uzak kuzeydoğudaki Genovesa! uzak,çorak,külle kaplı ve milyonlarca deniz kuşunun yuvası-בצפון-מזרח המרוחק .חנובסה .מבודד, עקר, עטוי לבה .ובית למיליון עופות-ים
Uzak kuzeydoğudaki Genovesa! uzak,çorak,külle kaplı ve milyonlarca deniz kuşunun yuvasıفي المنطقة الشمالية الشرقية البعيدة هي غينوفيسا قاحل بعيد، حمم ملتفّة وبيت إلى مليون طير بحر
Üzeri değerli taşlarla kaplı bir mikrofon.Cała ta rzecz pokryta jest biżuterią.<br />To jest mikrofon.
Üzeri değerli taşlarla kaplı bir mikrofon.Das Ganze ist mit Edelsteinen bedeckt.<br />Es ist ein stehendes mic.
Üzeri değerli taşlarla kaplı bir mikrofon.E un microfon acoperit cu bijuterii.
Üzeri değerli taşlarla kaplı bir mikrofon.Il est tout couvert de joyaux ! C'est un micro.
Üzeri değerli taşlarla kaplı bir mikrofon.Seluruhnya dilapisi permata. Ini adalah mic berdiri.
Üzeri değerli taşlarla kaplı bir mikrofon.Είναι καλυμένο ολοκληρωτικά με διαμάντια. Είναι ένα μικρόφωνο.
Üzeri değerli taşlarla kaplı bir mikrofon.Он весь покрыт драгоценными камнями. Это микрофон-стойка.
Üzeri değerli taşlarla kaplı bir mikrofon.انه مغطى بأكمله بالجواهر ! انه ميكرو
Vay! Bu kürk kaplı bir kedi pijaması. Gerçekten çok tatlı!Wow! è un costume da gatto con pelliccia. è veramente carino!
Vay! Bu kürk kaplı bir kedi pijaması.To jest piżama z futerkiem.
Vay! Bu kürk kaplı bir kedi pijaması.واو ! انها منامة قط مع فرو من الداخل
Vay! Üzeri değerli taşlarla kaplı bir mikrofon.Wow! è tutto ricoperto da gioielli. <br />è un'asta con un microfono.
Ve arkada bir yanardağ var, üzeri buzullarla kaplı.Dan ada gunung berapi di belakangnya dengan glasier pada bagian atasnya.
Ve arkada bir yanardağ var, üzeri buzullarla kaplı.E c'è un vulcano lì dietro, con dei ghiacciai sulla sommità.
Ve arkada bir yanardağ var, üzeri buzullarla kaplı.Et il y a un volcan derrière, qui est recouvert de glaciers jusqu'à son sommet.
Ve arkada bir yanardağ var, üzeri buzullarla kaplı.Ginder is er een vulkaan met gletsjers op de top.
Ve arkada bir yanardağ var, üzeri buzullarla kaplı.Há um vulcão atrás que tem glaciares mesmo no topo.
Ve arkada bir yanardağ var, üzeri buzullarla kaplı.Hay un volcán atrás que tiene glaciares en la cima.
Ve arkada bir yanardağ var, üzeri buzullarla kaplı.뒤에는 꼭대기가 빙하로 뒤덮인 화산이 있습니다.
Ve arkada bir yanardağ var, üzeri buzullarla kaplı.Mögöttünk egy vulkán van, gleccserrel a hegycsúcson.
Ve arkada bir yanardağ var, üzeri buzullarla kaplı.Și în spate e un vulcan, cu ghețari în vârf.
Ve arkada bir yanardağ var, üzeri buzullarla kaplı.Und dahinten ist ein Vulkan, der Gletscher auf dem Gipfel hat.
Ve arkada bir yanardağ var, üzeri buzullarla kaplı.Và một núi lửa ở phía sau, với những băng hà trên đỉnh/
Ve arkada bir yanardağ var, üzeri buzullarla kaplı.W tle jest wulkan, na którego szczycie jest lodowiec.
Ve arkada bir yanardağ var, üzeri buzullarla kaplı.Και υπάρχει ένα ηφαίστειο πίσω, που έχει παγετώνες στην κορυφής του.
Ve arkada bir yanardağ var, üzeri buzullarla kaplı.И отзад има един вулкан, който има ледници на самия връх.
Ve arkada bir yanardağ var, üzeri buzullarla kaplı.Это лето, и вы стоите на 60-метровом слое льда, а позади высится вулкан с ледниками на вершине.
Ve arkada bir yanardağ var, üzeri buzullarla kaplı.ויש הר-געש מאחור, שיש קרחונים על פיסגתו.
Ve arkada bir yanardağ var, üzeri buzullarla kaplı.وهناك بركان في الخلف، بأنهار جليدية على القمة.
Ve arkada bir yanardağ var, üzeri buzullarla kaplı.頂上は氷河になっています ここでの作業は
Ve sadece bu da değil- bazen de yaprakla kaplı bir dal alıp yaprakları soyuyordu.A nejen to - někdy si našel větvičku s listím a listy z ní otrhal.
Ve sadece bu da değil- bazen de yaprakla kaplı bir dal alıp yaprakları soyuyordu.E mais, por vezes escolhia um galho com folhas e arrancava-lhe as folhas.
Ve sadece bu da değil- bazen de yaprakla kaplı bir dal alıp yaprakları soyuyordu.En dat is niet alles -- soms pakte hij een takje met bladeren en haalde de bladeren eraf.
Ve sadece bu da değil- bazen de yaprakla kaplı bir dal alıp yaprakları soyuyordu.E non solo, a volte prendeva un ramoscello e gli toglieva le foglie.
Ve sadece bu da değil- bazen de yaprakla kaplı bir dal alıp yaprakları soyuyordu.És nem csak fűszálakkal, előfordult, hogy fogott egy levelekkel borított ágat és letépte róla a leveleket.
Ve sadece bu da değil- bazen de yaprakla kaplı bir dal alıp yaprakları soyuyordu.Et en plus de cela, il utilisait parfois une brindille à feuilles et en enlevait les feuilles.
Ve sadece bu da değil- bazen de yaprakla kaplı bir dal alıp yaprakları soyuyordu.I nie tylko to, bo czasem zrywał gałązkę z liśćmi, a następnie te liście usuwał.
Ve sadece bu da değil- bazen de yaprakla kaplı bir dal alıp yaprakları soyuyordu.그 뿐만이 아니라, 잎이 달린 작은 가지를 주워서 나뭇잎을 뜯더군요.
Ve sadece bu da değil- bazen de yaprakla kaplı bir dal alıp yaprakları soyuyordu.Och inte bara det - ibland plockade han upp en kvist och rensade den på löv.
Ve sadece bu da değil- bazen de yaprakla kaplı bir dal alıp yaprakları soyuyordu.Și nu doar atît. Uneori lua o ramură înfrunzită și-i rupea frunzele.
Ve sadece bu da değil- bazen de yaprakla kaplı bir dal alıp yaprakları soyuyordu.Und nicht nur das -- manchmal pflückte er einen Zweig mit Blättern und riss dann die Blätter ab.
Ve sadece bu da değil- bazen de yaprakla kaplı bir dal alıp yaprakları soyuyordu.Y no sólo eso -- a veces cortaba una ramilla con hojas y le quitaba las hojas.
Ve sadece bu da değil- bazen de yaprakla kaplı bir dal alıp yaprakları soyuyordu.Και όχι μόνο αυτό -- μερικές φορές θα έπαιρνε ένα κλαράκι με φύλλα και θα έβγαζε τα φύλλα.
Ve sadece bu da değil- bazen de yaprakla kaplı bir dal alıp yaprakları soyuyordu.Більш того, часом він відламував гілочку з листям і обривав листя.
Ve sadece bu da değil- bazen de yaprakla kaplı bir dal alıp yaprakları soyuyordu.И не само това, понякога вземаше цяла клонка и отделяше листата.
Ve sadece bu da değil- bazen de yaprakla kaplı bir dal alıp yaprakları soyuyordu.И не только это - иногда он срывал веточку с листьями, и обрывал эти листья.
Ve sadece bu da değil- bazen de yaprakla kaplı bir dal alıp yaprakları soyuyordu.ולא זו בלבד -- הוא לפעמים יקח ענף בעל עלים ויסיר את עליו.