Ana içeriğe geç
Sözlük

kaplı ile cümle

kaplı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
13
ORT. KELİME
Ama bu Incil'de cok onemli bir yer kapliyor dolayisiyla bu konuda bir sey yapmam lazimdi.Aber das ist ein wichtiger Teil der Bibel, also dachte ich mir, ich muss mich damit befassen.
Ama bu Incil'de cok onemli bir yer kapliyor dolayisiyla bu konuda bir sey yapmam lazimdi.Ale jde o velkou část Bible, takže jsem si říkal, že ji musím aplikovat.
Ama bu Incil'de cok onemli bir yer kapliyor dolayisiyla bu konuda bir sey yapmam lazimdi.Ampak je velik del Biblije, zato sem se lotil tudi tega.
Ama bu Incil'de cok onemli bir yer kapliyor dolayisiyla bu konuda bir sey yapmam lazimdi.Dar este o parte mare din Biblie, așa că m-am gândit cum să o abordez.
Ama bu Incil'de cok onemli bir yer kapliyor dolayisiyla bu konuda bir sey yapmam lazimdi.De ez elég hangsúlyos a Bibliában, úgyhogy úgy gondoltam, nem hagyhatom figyelmen kívül.
Ama bu Incil'de cok onemli bir yer kapliyor dolayisiyla bu konuda bir sey yapmam lazimdi.Ini salah satu bagian utama dalam Kitab Suci, jadi saya pikir saya harus mengikutinya.
Ama bu Incil'de cok onemli bir yer kapliyor dolayisiyla bu konuda bir sey yapmam lazimdi.하지만 그것은 성경의 큰 부분이기 때문에 어쨌든 이 부분을 다루어야 한다 싶었지요.
Ama bu Incil'de cok onemli bir yer kapliyor dolayisiyla bu konuda bir sey yapmam lazimdi.Maar het is een groot onderdeel van de Bijbel, dus vond ik het nodig om het uit te voeren.
Ama bu Incil'de cok onemli bir yer kapliyor dolayisiyla bu konuda bir sey yapmam lazimdi.Mais c'est une grande partie de la Bible, donc je me suis dis que je devais y prêter attention.
Ama bu Incil'de cok onemli bir yer kapliyor dolayisiyla bu konuda bir sey yapmam lazimdi.Mas essa é uma grande parte da Bíblia, por isso achei que devia fazê-lo.
Ama bu Incil'de cok onemli bir yer kapliyor dolayisiyla bu konuda bir sey yapmam lazimdi.Men det är en stor del av bibeln, så jag tänkte att jag måste ta itu med det.
Ama bu Incil'de cok onemli bir yer kapliyor dolayisiyla bu konuda bir sey yapmam lazimdi.Mutta se on suuri osa Raamattua, joten minunkin tuli ottaa se asiakseni.
Ama bu Incil'de cok onemli bir yer kapliyor dolayisiyla bu konuda bir sey yapmam lazimdi.Nhưng đó là một phần lớn trong kinh thánh, nên tôi đã hình dung là tôi phải nhắm vào đó.
Ama bu Incil'de cok onemli bir yer kapliyor dolayisiyla bu konuda bir sey yapmam lazimdi.Pero es una gran parte de la Biblia, así que suponía que tenía que abordarlo.
Ama bu Incil'de cok onemli bir yer kapliyor dolayisiyla bu konuda bir sey yapmam lazimdi.Stanowi to pokaźną część Biblii, tak więc uznałem, że muszę to jakoś wykonać.
Ama bu Incil'de cok onemli bir yer kapliyor dolayisiyla bu konuda bir sey yapmam lazimdi.Αλλά αποτελεί μεγάλο μέρος της Βίβλου, κι έτσι σκέφτηκα ότι έπρεπε να ασχοληθώ.
Ama bu Incil'de cok onemli bir yer kapliyor dolayisiyla bu konuda bir sey yapmam lazimdi.Но това е една голяма част от Библията, така че реших, че трябва да й обърна внимание.
Ama bu Incil'de cok onemli bir yer kapliyor dolayisiyla bu konuda bir sey yapmam lazimdi.Но этому посвящена большая часть Библии, я подумал, что мне нужно иметь это в виду.
Ama bu Incil'de cok onemli bir yer kapliyor dolayisiyla bu konuda bir sey yapmam lazimdi.אבל זה חלק מאוד גדול מהתנ"ך, אז הייתי חייב לגשת לזה.
Ama bu Incil'de cok onemli bir yer kapliyor dolayisiyla bu konuda bir sey yapmam lazimdi.لكنه يحتل جزءا كبيرا من الكتاب المقدس فحسبت انه علي ان اشير اليه.
Ama bu Incil'de cok onemli bir yer kapliyor dolayisiyla bu konuda bir sey yapmam lazimdi.但喺依樣喺聖經裏面好大嘅一部分。 所以我想我一定要回應依個問題。
Ama bu Incil'de cok onemli bir yer kapliyor dolayisiyla bu konuda bir sey yapmam lazimdi.取り組もうと考えました 姦通者を石を投げる体験をしました
Ama tabii biraz yer kaplıyor.انه يمكنها --اولاً، انها تتطلب مساحة كبيرة
Ana kodlarınızda 0 modüllük yer kaplıyor.코드베이스에 모듈은 없습니다.
Arizona'da herkes bahçesini çakılla kaplıyor ve her yeri güzelce tırmıklanmış tutmayı seviyorlar.A v Arizoně samozřejmě každý rozhodí štěrk. A rádi tu udržují vše krásně shrabané. Všechno listí odklízí pryč.
Arizona'da herkes bahçesini çakılla kaplıyor ve her yeri güzelce tırmıklanmış tutmayı seviyorlar.En in Arizona, legt iedereen steentjes neer. En ze houden alles mooi geharkt. En ze doen de bladeren weg.
Arizona'da herkes bahçesini çakılla kaplıyor ve her yeri güzelce tırmıklanmış tutmayı seviyorlar.그리고 물론 애리조나에서는, 모두 바닥에 자갈을 깝니다. 또 그들은 모든것들을 아름답게 가꾸는 걸 좋아하고, 나뭇잎들을 깨끗이 쓸어냅니다.
Arizona'da herkes bahçesini çakılla kaplıyor ve her yeri güzelce tırmıklanmış tutmayı seviyorlar.Ở Arizona mọi người bắt đầu rải sỏi. Và họ làm cho mọi thứ được cào xới sạch sẽ. Và họ tỉa hết những cái lá.
Arizona'da herkes bahçesini çakılla kaplıyor ve her yeri güzelce tırmıklanmış tutmayı seviyorlar.W Arizonie wysypuje się wszystko żwirem. I ładnie się grabi. I wyrzuca się liście.
Arizona'da herkes bahçesini çakılla kaplıyor ve her yeri güzelce tırmıklanmış tutmayı seviyorlar.בשלב מוקדם, כאשר קניתי את המקום. ובאריזונה, כמובן, כולם מניחים חצץ.
Arizona'da herkes bahçesini çakılla kaplıyor ve her yeri güzelce tırmıklanmış tutmayı seviyorlar.そして庭に美しく箒がけをして、落ち葉は全て取り除きました 日曜の朝、隣人が落ち葉を吹き飛ばす機械を持ち出すと
Aynı şey arabalar için de geçerli. Kuyruk takıyorlar, krom kaplıyorlar...Lo stesso con le auto.Mettono alettoni o ruote supercromate
Aynı şey arabalar için de geçerli. Kuyruk takıyorlar, krom kaplıyorlar...Sama dengan mobil. mereka menggantung sayap belakang .., atau super kromium
"Ayrıca, aşağıdan" Sayın Merryweather hangi bayrakları üzerine onun sopa çarpıcı dedi. zemin kaplı."Ani z baní," povedal pán Merryweatherová, udrel palicou na vlajky, ktoré
"Ayrıca, aşağıdan" Sayın Merryweather hangi bayrakları üzerine onun sopa çarpıcı dedi. zemin kaplı."Ani z dolů," řekl pan Merryweatherová, udeřil holí na vlajky, které
"Ayrıca, aşağıdan" Sayın Merryweather hangi bayrakları üzerine onun sopa çarpıcı dedi. zemin kaplı."Auch von unten", sagte Mr. Merryweather, markante seinem Stock auf die Fahnen, die gesäumten den Boden.
"Ayrıca, aşağıdan" Sayın Merryweather hangi bayrakları üzerine onun sopa çarpıcı dedi. zemin kaplı."Cũng không phải từ bên dưới," ông Merryweather, nổi bật thanh của mình dựa trên những lá cờ mà lót sàn.
"Ayrıca, aşağıdan" Sayın Merryweather hangi bayrakları üzerine onun sopa çarpıcı dedi. zemin kaplı."Eikä alhaalta", sanoi Mr. Merryweather, silmiinpistävää sauvallaan kun liput joka vuorattu lattialle.
"Ayrıca, aşağıdan" Sayın Merryweather hangi bayrakları üzerine onun sopa çarpıcı dedi. zemin kaplı."Heller ikke fra neden," sagde Mr. Merryweather, slående sin stok på flagene, som foret gulvet.
"Ayrıca, aşağıdan" Sayın Merryweather hangi bayrakları üzerine onun sopa çarpıcı dedi. zemin kaplı."Inte heller underifrån", sa Mr Merryweather, slår sin käpp på de flaggor som fodrade golvet.
"Ayrıca, aşağıdan" Sayın Merryweather hangi bayrakları üzerine onun sopa çarpıcı dedi. zemin kaplı."Juga dari bawah," kata Mr Merryweather, tongkatnya mencolok pada bendera yang berjajar lantai.
"Ayrıca, aşağıdan" Sayın Merryweather hangi bayrakları üzerine onun sopa çarpıcı dedi. zemin kaplı."또한 아래에서"씨 Merryweather 어떤 플래그에 따라 자신의 스틱을 강렬했다
"Ayrıca, aşağıdan" Sayın Merryweather hangi bayrakları üzerine onun sopa çarpıcı dedi. zemin kaplı."Né dal basso", ha dichiarato Merryweather, colpisce il suo bastone sulle bandiere che rivestito il pavimento.
"Ayrıca, aşağıdan" Sayın Merryweather hangi bayrakları üzerine onun sopa çarpıcı dedi. zemin kaplı."Nem alulról," mondta Mr. Merryweather, feltűnő botját fel a zászló, amely bélelt a padlón.
"Ayrıca, aşağıdan" Sayın Merryweather hangi bayrakları üzerine onun sopa çarpıcı dedi. zemin kaplı."Nem a partir de baixo", disse Merryweather, batendo a bengala na qual bandeiras forravam o chão.
"Ayrıca, aşağıdan" Sayın Merryweather hangi bayrakları üzerine onun sopa çarpıcı dedi. zemin kaplı."Nici de jos", a declarat Dl. Merryweather, frapant băţul pe steaguri care
"Ayrıca, aşağıdan" Sayın Merryweather hangi bayrakları üzerine onun sopa çarpıcı dedi. zemin kaplı."Ni d'en bas", a déclaré M. Merryweather, frappant sa canne sur les drapeaux qui alignés au sol.
"Ayrıca, aşağıdan" Sayın Merryweather hangi bayrakları üzerine onun sopa çarpıcı dedi. zemin kaplı."Nie z dołu", powiedział Pan Merryweather, uderzając kijem od flagi, które wzdłuż podłogi.
"Ayrıca, aşağıdan" Sayın Merryweather hangi bayrakları üzerine onun sopa çarpıcı dedi. zemin kaplı."Noch van beneden," zei de heer Merryweather, opvallend zijn stok op de vlaggen die bekleed de vloer.
"Ayrıca, aşağıdan" Sayın Merryweather hangi bayrakları üzerine onun sopa çarpıcı dedi. zemin kaplı."Tudi od spodaj," je dejal gospod Sončni žarek, presenetljivo palico na zastavami, ki podložene tla.
"Ayrıca, aşağıdan" Sayın Merryweather hangi bayrakları üzerine onun sopa çarpıcı dedi. zemin kaplı."Нито по-долу," каза г-н Merryweather, удряйки бастуна си върху знамена, които облицовани пода.
"Ayrıca, aşağıdan" Sayın Merryweather hangi bayrakları üzerine onun sopa çarpıcı dedi. zemin kaplı."Нор знизу", сказав пан Merryweather, вдаривши палицею по прапори, які викладені підлогу.
"Ayrıca, aşağıdan" Sayın Merryweather hangi bayrakları üzerine onun sopa çarpıcı dedi. zemin kaplı."Нор снизу", сказал г-н Merryweather, ударив палкой по флаги, которые выложены пол.
"Ayrıca, aşağıdan" Sayın Merryweather hangi bayrakları üzerine onun sopa çarpıcı dedi. zemin kaplı."גם מלמטה," אמר מר Merryweather, בולט המקל שלו על הדגלים אשר
"Ayrıca, aşağıdan" Sayın Merryweather hangi bayrakları üzerine onun sopa çarpıcı dedi. zemin kaplı.وتابع "ولا من أسفل" ، قال السيد Merryweather ، وضرب عصاه على الأعلام التي
"Ayrıca, aşağıdan" Sayın Merryweather hangi bayrakları üzerine onun sopa çarpıcı dedi. zemin kaplı.床が並ぶ。 "なぜ、私の親愛なる、それはかなり中空ですね!"と彼は
Baktım, işte üzerlerinde kaslar, etler oluşuyor, üstlerini deri kaplıyordu. Ama onlarda ruh yoktu.Guardai ed ecco sopra di esse i nervi, la carne cresceva e la pelle le ricopriva, ma non c'era spirito in loro
Baktım, işte üzerlerinde kaslar, etler oluşuyor, üstlerini deri kaplıyordu. Ama onlarda ruh yoktu.내가 또 보니 그 뼈에 힘줄이 생기고 살이 오르며 그 위에 가죽이 덮이나 그 속에 생기는 없더라
Baktım, işte üzerlerinde kaslar, etler oluşuyor, üstlerini deri kaplıyordu. Ama onlarda ruh yoktu.И видел я: и вот, жилы были на них, и плоть выросла, и кожа покрыла их сверху, а духа не было в них.
Baktım, işte üzerlerinde kaslar, etler oluşuyor, üstlerini deri kaplıyordu. Ama onlarda ruh yoktu.И като погледнах, ето, жили и меса израснаха по тях, и кожа ги покри отгоре; дух, обаче, нямаше в тях.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod