Ben kapıyı kapar kapamaz biri onu çalmaya başladı.I had no sooner closed the door than somebody started knocking on it.
Telefonu kapar kapamaz bir çağrı daha geldi.No sooner had I hung up the phone than there came another call.
Karım çok çabuk soğuk kapar.My wife catches colds easily.
Yangın durumunda flütümü kaparım ve kaçarım.In case of fire, I would grab my flute and escape.
Tom öpüşürken gözlerini kapar.Tom closes his eyes when he kisses.
Bir dakika çeneni kapar mısın?Will you shut your trap for a minute?
Enfeksiyon kaparsak ne olur?What happens if we get infected?
Çeneni kapar mısın?Would you just shut up?
Gözlerimi kaparım ve yüzünü hatırlarım.I close my eyes and remember your face.
Banka iflasa gider ve kapılarını kapar.They enter and barricade the doors.
Hiçbir şey söylenmeden telefonu kapar.He hung up the telephone without answering.
Tedavi olmaz ve dili iltihap kapar.The language is unaffected and the tone bantering.
Bu sakatlık daha sonra enfeksiyon kaparak, kan zehirlenmesine dönüştü.It became infected and blood poisoning resulted.
Taşı Peter kapar.Peter Ipu Peipul.
Rabbi Moses Isserles ise buna karşı çıkıp Kaparot'u destekledi.Accordingly, Moses asks Iblis why he refused God's order.
Diğer kuşların besinlerini kaparak beslenirler.They also rob other birds of their prey.
İstedikleri zaman açar, istediklerinde kaparlar.The families can buzz in whenever they want.
Bunun yanında uçan böcekleri havadan kaparlar.It also captures flying insects in the air.
Hızlıca kaparsın.You'll pick it up quickly.
Ne var ? Yoksa sahtemi ? neden korkuyorsun ? Açarsam mikrop kapar şimdi !what ? is it fake ? why are you affraid ? it may grab microbes !
Gözlerimi kaparım ve hiç yaşlanmamayı dilerim,I close my eyes right there and wish I never grow older
Yani oturup çenenizi kaparsanız daha iyi olur.We don't like it when people challenge our power. You'd better sit down and shut up, basically.
Sonra bir başka şey açılır. Sen de onu kaparsın.And then another thing opens, you close that.
Bunun üzerine kahramanımız süper hızla üzerine atılır, onu kapar ve güvenli bir yere taşır.So, our hero swoops in at super speed, grabs her, and carries her to safety.
Gözlerinizi kaparsınız.You close your eyes.
Yoksul umutlanır, Haksızlık ağzını kapar.So the poor has hope, and injustice shuts her mouth.
Evet, O avını kaparsa, kim Onu durdurabilir? Kim Ona, ‹Ne yapıyorsun› diyebilir?Behold, he snatches away. Who can hinder him? Who will ask him, 'What are you doing?'
Dehşet onu sel gibi basar, Kasırga gece kapar götürür.Terrors overtake him like waters. A storm steals him away in the night.
Önderler konuşmaktan çekinir, Elleriyle ağızlarını kaparlardı;The princes refrained from talking, and laid their hand on their mouth.
Haksızın çenesini kırar, Avını dişlerinin arasından kapardım.I broke the jaws of the unrighteous, and plucked the prey out of his teeth.
Altyazı görünümünü kaparTurns off subtitle display
Tommy, Julius'un silahını kapar ve Tuppence ve Jane'i trenle Londra'daki Sör James'e gönderir.Tommy snatches Julius's weapon, and sends Tuppence and Jane by train to Sir James in London.
Taşı Peter kapar.Das Werk Peter Handkes.
Banka iflasa gider ve kapılarını kapar.L'hôpital va être mis en faillite et va devoir fermer ses portes.
Diğer kuşların besinlerini kaparak beslenirler.Il peut voler la nourriture d'autres oiseaux.
Düz uçar, kanat uçları yuvarlak ve esnek olur, kuyruğunu sık sık yelpaze gibi açıp kapar.Remuante, elle agite la queue et les ailes et circule souvent la queue levée.
Taşı Peter kapar.La pierre qui butte.
Çavuşlar köyünde kavun ve kapari'de yetişir.Ils hébergent les officiers chez eux, au Crest.
Ben kapıyı kapar kapamaz biri onu çalmaya başladı.Avevo appena chiuso la porta quando qualcuno iniziò a bussare.
Hiçbir şey söylenmeden telefonu kapar.Quando finisce di parlare, il telefono squilla.
Yolda giderken tifo hastalığını kapar.Si ammalò nel frattempo di tifo.
"Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım".«Я готова размозжить своё лицо.
Taşı Peter kapar.نسيمة ضاهر بيتر .
Bu sakatlık daha sonra enfeksiyon kaparak, kan zehirlenmesine dönüştü.ثم أصبح مصاباً حيث أدى ذلك إلى تسمم في الدم.
Çiçek açmadan önceki küçük tomurcukları (gebre, kebere, kapari) toplanarak tuzlu suda muhafaza edilir.والجُحُّ: صغار البطيخ أو الحنظل قبل نُضْجِه، واحدته جُحَّة، وهو الذي تسميه أَهل نَجْدٍ الحَدَجَ.
"Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım"."يا مكحل عيوني بالسهر".
Taşı Peter kapar.Quinta grava tudo.
Hiçbir şey söylenmeden telefonu kapar.Tijdens het telefoongesprek wordt er aangebeld.
"Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım".Ik wil dat de ogen van mijn volk opengaan."
Çiçek açmadan önceki küçük tomurcukları (gebre, kebere, kapari) toplanarak tuzlu suda muhafaza edilir.Mar Menor staat ook bekend om haar goede stranden (Blauwe vlag) en heldere water.
Rabbi Moses Isserles ise buna karşı çıkıp Kaparot'u destekledi.Funkcję redaktora naczelnego pełnił Məcid Musazadə, a jego zastępcy Cəmil İsgəndərli.
Kaparot için kullanılmaktan bıkmışlardır.Są one wykorzystywane do odstraszania drapieżników.
Banka iflasa gider ve kapılarını kapar.Kraj zakazany otwiera swoje wrota.
Taşı Peter kapar.Peter Laučík.
Taşı Peter kapar.Förvirrad rymmer Peter.
Hiçbir şey söylenmeden telefonu kapar.Hon rör sig först när telefonen ringer.
Rabbi Moses Isserles ise buna karşı çıkıp Kaparot'u destekledi.В ісламі Муса (Мойсей) вважається мусульманином і пророком Аллаха .
Diğer kuşların besinlerini kaparak beslenirler.Яйця інших птахів, доповнюють раціон.
Kaparot için kullanılmaktan bıkmışlardır.Застосовується для скопування ділянки.
Bir balta kaparak kız kardeşleri öldürmek için peşlerine düşer.Наймає кілершу, яка повинна вбити сестер.