kapanık ile cümle
kapanık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Seyahat ederken içine kapanık olmayın.Don't be self-conscious when you travel.
Bill oldukça içine kapanıktır.Bill is quite reserved.
Tom içine kapanık oldu.Tom became self-conscious.
Fazla içine kapanıksın.You're too self-conscious.
O içine kapanık ve güvensiz.She's self-conscious and insecure.
Sanırım Tom içine kapanık.I think Tom is introverted.
Tom çok içine kapanık.Tom is very self-conscious.
Dan yalnız ve içine kapanıktı.Dan was lonely and withdrawn.
O, birleşik kaşından dolayı içine kapanık.He's self-conscious because of his unibrow.
En başarılı insanlardan bazıları içine kapanıktırlar.Some of the most successful people are introverts.
Ben içine kapanık biriyim.I'm an introvert.
Tom içine kapanıktı.Tom was self-conscious.
Tom içine kapanık.Tom is self-conscious.
Tom içine kapanık gibi görünüyordu.Tom looked like he was self-conscious.
Tom içine kapanık gibi görünüyor.Tom looks like he's self-conscious.
Tom, Mary'nin içe kapanık olduğunu söyledi.Tom said that Mary was autistic.
Tom, Mary'nin göründüğü kadar içine kapanık görünmüyordu.Tom didn't seem to be as self-conscious as Mary seemed to be.
Çoğu dindar olmayıp içine kapanıktı.Most were not religious and kept to themselves.
Sosyal hayatım var, içe kapanık bir insan değilim.In my personal life, I am a fearless person.
Evans küçükken suskun, utangaç ve içine kapanık bir çocuktu.As a boy Evans was quiet, shy and inquisitive.
Kaliforniya'ya yerleşti ve on yıl sürecek göreceli içine kapanıklık dönemi başladı.He appeared in the opening day starting lineup both years.
Ablası Hanife de bir o kadar tutucu, içine kapanık birisidir.Her offspring are as silent or speechless as she.
Artık konuşmayan, içine kapanık birisi olur.Those who have been silenced can now speak out.
Çocukken son derece içine kapanık biriydim, ve çok fazla kendime dönüktüm.When I was a very young child, I was extremely introverted and very much to myself.
Ne bir kez parasal kahraman olacağını hayal içine kapanık--olduğu üzere.Imagine what's going to happen once the monetary heroine is withdrawn -- which is about to come.
Biraz daha sakin kalan, içine kapanık, tutucu musunuz?Are you something that's a little more calm, reserved, conservative?
Risk almayı severler, bazen huysuzdurlar, bir hayli içe kapanıktırlar.They take risks, they're sometimes moody, they're very self-conscious.
Len içe kapanıktır.Len is an introvert.
İçe kapanık ve yalnız başına yaşamayı sever.Er ist grimmig und lebt allein.
Sessiz ve içine kapanık bir kişiliğe sahip olan Anya karanlık bir geçmişe sahiptir.Chiller Ein schleimiger, hinterhältiger Charakter, dessen Vergangenheit im Dunkeln liegt.
Bir süre içine kapanık ve fazla utangaç kaldı.Zuhause war sie wesentlich ausgelassener und überwand ihre Schüchternheit.
Sonunda içine kapanık olarak tabir edilebilecek birisi olmuş.Seulement, ils finissent par être réellement enfermés.
Evans küçükken suskun, utangaç ve içine kapanık bir çocuktu.De niña, Clara era tímida y retraída.
Aynı zamanda grubun en içine kapanık üyesidir.Si conclude che è chiusa anche rispetto all'unione al più numerabile.
Tim Burton içine kapanık bir çocuktu.Тим Бёртон был первым ребёнком в семье.
Artık konuşmayan, içine kapanık birisi olur.Слепоглухонемые, которые не обладают никакой речью.
Evans küçükken suskun, utangaç ve içine kapanık bir çocuktu.كان جورج في طفولته خجولاً ومنعزلاً.
Gençliğinde içe kapanık biriydi.في شبابه كان يساريا.
Sonunda içine kapanık olarak tabir edilebilecek birisi olmuş.Então, provavelmente, ele se abrigou em algum local.
Bordurya hakkında çok şey bilinmez, çünkü her zaman biraz kendi içine kapanık bir ülke olmuştur.Quase nunca vê o pai, pois o mesmo bastante ocupado.
Evans küçükken suskun, utangaç ve içine kapanık bir çocuktu.Als kind was Itosu klein in gestalte, verlegen, en introvert.
Artık konuşmayan, içine kapanık birisi olur.In het uiterste geval spreekt iemand helemaal niet meer.
İçe kapanık ve yalnız başına yaşamayı sever.Ze is een beetje stil, en houdt ervan om alleen te zijn.
1935'ten itibaren Adenauer öncelikle Rhöndorf'ta içine kapanık bir biçimde yaşadı.Vanaf 1935 betrok hij met zijn gezin een woning in Rhöndorf.
Artık konuşmayan, içine kapanık birisi olur.A kto tego nie wypowie, ten nie będzie grał.
İçe kapanık ve yalnız başına yaşamayı sever.Żyje skrycie i samotnie.
Michael'ın düşük derecede içine kapanık ve korumacı olduğunu öğrendi.Michaels zapewnił, że był równie zaskoczony i umywa ręce.
Bir süre içine kapanık ve fazla utangaç kaldı.Jest zamknięta w sobie i nieśmiała.
İçe kapanık ve yalnız başına yaşamayı sever.Lämnad ensam och inlåst.
Artık konuşmayan, içine kapanık birisi olur.Той, хто приходить до мене, вже не лінується.
Bir süre içine kapanık ve fazla utangaç kaldı.Був похмурим і сильно загикувався.
Artık konuşmayan, içine kapanık birisi olur.Muž, který nemluví, promluvil.
Tatarcık artık içine kapanık bir kız olmuştur.Je to metafora k tomu, že dívek je přece dost.
Çoğu dindar olmayıp içine kapanıktı.Majoritatea credincioșilor n-au văzut vreodată biserica pe dinăuntru.
Sosyal hayatım var, içe kapanık bir insan değilim.Társasági életet él, de nem túlzottan központi személyiség.
Evans küçükken suskun, utangaç ve içine kapanık bir çocuktu.A kis Péter vékonyka, félénk, magának való kisgyermek volt.
Bordurya hakkında çok şey bilinmez, çünkü her zaman biraz kendi içine kapanık bir ülke olmuştur.Borduriasta ei erityisemmin kerrota paljoakaan, sillä maa on suljettu valtio.
Tim Burton içine kapanık bir çocuktu.Clinton Coot) oli Julle Ankanpään poika.
Sosyal hayatım var, içe kapanık bir insan değilim.Hänellä on tasapainoinen elämä, muttei elämänkumppania.
Evans küçükken suskun, utangaç ve içine kapanık bir çocuktu.Clara oli nuorena ujo ja kiusattu.