kapıya ile cümle
kapıya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
"Biz kapıya sadece tekme atacağız, o çürük yapı kendiliğinden çökecektir."Vua nấp vào cánh cửa tránh được, chậu rơi trúng cánh cửa vỡ tan".
Banyoda işlerini halledince kapıya doğru gider.入口から直進すると、風呂場につきあたる。
Şehrin içinden geçen suyun surlardan çıktığı yerdeki kapıya Bab el-Mina (liman kapısı) denmektedir.宗祇水(そうぎすい)は岐阜県郡上市八幡町本町にある湧水である。
Kont kapıya gelir ve kilitli kapının açılmasını ister ve Kontes biraz gönülsüzlükle ona kapıyı açar.やがて伯爵夫人が現れ、公爵は言葉巧みに口説き落とし別室へと連れて行く。
Bazı söylentilere göre de Ra her gün doğumunu başlatmak için 12. kapıya geldiğinde onu durdurmaya çalışırmış.日が昇る頃には宛門に迫り、そのまま侯脱軍に攻撃すると、12日かけて攻め落とした。
Kapıya dikkat edin.ドアをよく見ていてください。
Şehrin içinden geçen suyun surlardan çıktığı yerdeki kapıya Bab el-Mina (liman kapısı) denmektedir.中鎮水即大渡河,自清溪入,逕廳北,又東入峩眉。
Gelin, eve girmeden, kapıya ip gerilir.經宿方至,造門不前而返。
Hüyük'ün kuzey tarafında kapıya benzer, işlemeli bir taş bulunmaktadır.北房前面有一尊汉白玉的茅盾半身像。
Erişim tarihi: 11 Mayıs 2016. ^ "Kış kapıya dayandı!".2016년. “벌써 겨울”.
Şehrin içinden geçen suyun surlardan çıktığı yerdeki kapıya Bab el-Mina (liman kapısı) denmektedir."長城-面溶溶水, 大野東頭點點山(긴 성 한 쪽을 끼고 넓은 물이 질펀하게 흘러가고, 너른 벌 동쪽 가엔, 점점이 산이더라)"는 그때 지은 시라고 한다.
Diane Selwyn'ın dairesine giden Betty ve Rita, kapıya cevap veren olmayınca eve gizlice girer.בטי וריטה הולכות אל דירתה של דיאן סלווין, ופורצות לדירתה לאחר שאף אחד לא פותח את הדלת.
Böylece kapıya anıtsal bir görüntü verilmiştir.כך מתקבלת תמונה גדולה על הרשתית.
Posta taşıyıcı postaları kapıdan kapıya dağıtır.הדוור מעביר דואר מדלת אל דלת.
Diane Selwyn'ın dairesine giden Betty ve Rita, kapıya cevap veren olmayınca eve gizlice girer.Betty i Rita odlaze u stan Diane Selwyn te provaljuju u njega kroz prozor, nakon što im nitko ne otvori vrata.
Will kapıya geldiğinde Alison ona bir paket geldiğini söyler ve paketi Will'e verir.Nakon toga Will odluči prihvatiti jednu od ponuda za posao koje mu je sredio Lambeau.
Michael başka bir kapıya yönelir.Kristijan se odpravi k vratom.
Hüyük'ün kuzey tarafında kapıya benzer, işlemeli bir taş bulunmaktadır.Šiaurės rytų pusėje telkšo panašus Kigelio ežerėlis.
"Biz kapıya sadece tekme atacağız, o çürük yapı kendiliğinden çökecektir."Ima griūti namas, po jo nuolaužomis Kerė žūna.
O bu sabah kapıya bırakılmış.Ta leiti järgmisel hommikul.
İstanbula dönerek zamanın ileri gelenlerinin hizmetinde çalıştım ve yeniçeri olarak kapıya çıktım.Õppimise ajal töötas ta periooditi laboratooriumides ja vikareeris jaoskonnaarstina.
Adam beni doğuya bakan kapıya götürdü.Derpå førte han mig hen til Østporten.
Adam beni doğuya bakan kapıya götürdü.Então me levou � porta, � porta que dá para o oriente.
Adam beni doğuya bakan kapıya götürdü.És vitt engem a kapuhoz, ahhoz a kapuhoz, a mely napkelet felé néz vala.
Adam beni doğuya bakan kapıya götürdü.Hierna bracht de man mij weer terug naar de oostelijke poort.
Adam beni doğuya bakan kapıya götürdü.Il me conduisit à la porte, à la porte qui était du côté de l`orient.
Adam beni doğuya bakan kapıya götürdü.Kemudian laki-laki itu membawa aku ke gerbang yang menghadap ke timur
Adam beni doğuya bakan kapıya götürdü.그 후에 그가 나를 데리고 문에 이르니 곧 동향한 문이라
Adam beni doğuya bakan kapıya götürdü.Luego me condujo a la puerta que da al oriente
Adam beni doğuya bakan kapıya götürdü.M'a dus la poartă, la poarta dinspre răsărit.
Adam beni doğuya bakan kapıya götürdü.Mi condusse allora verso la porta che guarda a orient
Adam beni doğuya bakan kapıya götürdü.Och han lät mig gå åstad till porten, den port som vette åt öster.
Adam beni doğuya bakan kapıya götürdü.Potem me je peljal k vratom, k tistim vratom, ki so gledal proti jutru.
Adam beni doğuya bakan kapıya götürdü.Potom ma viedol k bráne, k bráne, ktorá je obrátená na východ.
Adam beni doğuya bakan kapıya götürdü.Potom vedl mne k bráně, kterážto brána patřila k východu.
Adam beni doğuya bakan kapıya götürdü.Rồi người dắt ta vào hiên cửa , tức_là hiên cửa phía đông .
Adam beni doğuya bakan kapıya götürdü.Rồi người dắt ta vào hiên cửa, tức là hiên cửa phía đông.
Adam beni doğuya bakan kapıya götürdü.Så førte han mig til porten, den port som vendte mot øst.
Adam beni doğuya bakan kapıya götürdü.Sitten hän kuljetti minut portille - sille portille, joka antoi itää kohden.
Adam beni doğuya bakan kapıya götürdü.Und er führte mich wieder zum Tor gegen Morgen.
Adam beni doğuya bakan kapıya götürdü.Wiódł mię potem ku bramie, która brama patrzyła ku drodze na wschód słońca.
Adam beni doğuya bakan kapıya götürdü.Και με εφερεν εις την πυλην, την πυλην την βλεπουσαν κατα ανατολας.
Adam beni doğuya bakan kapıya götürdü.И привел меня к воротам, к тем воротам, которые обращены лицом к востоку.
Adam beni doğuya bakan kapıya götürdü.После ме заведе при портата, портата, която гледа към изток;
Adam beni doğuya bakan kapıya götürdü.ויולכני אל השער שער אשר פנה דרך הקדים׃
Adam beni doğuya bakan kapıya götürdü.ثم ذهب بي الى الباب. الباب المتجه نحو الشرق.
Adam beni doğuya bakan kapıya götürdü.以 後 、 他 帶 我 到 一 座 門 、 就 是 朝 東 的 門
Adam beni doğuya bakan kapıya götürdü.以後 、 他 帶 我 到 一 座 門 、 就 是 朝東的門
Alice çekinerek kapıya gitti ve çaldı.Alice a mers timid până la uşă, şi bătu.
Alice çekinerek kapıya gitti ve çaldı.Alice a timidement à la porte, et frappa.
Alice çekinerek kapıya gitti ve çaldı.Alice đã rụt rè đến cửa và gõ.
Alice çekinerek kapıya gitti ve çaldı.Alice félénken ment fel az ajtót, és bekopogott.
Alice çekinerek kapıya gitti ve çaldı.Alice foi timidamente até a porta, e bateu.
Alice çekinerek kapıya gitti ve çaldı.Alice fue tímidamente a la puerta y llamó.
Alice çekinerek kapıya gitti ve çaldı.Alice gick försiktigt fram till dörren och knackade.
Alice çekinerek kapıya gitti ve çaldı.Alice gik forsigtigt hen til døren og bankede på.
Alice çekinerek kapıya gitti ve çaldı.Alice ging furchtsam auf die Tür und klopfte.
Alice çekinerek kapıya gitti ve çaldı.Alice ging schuchter naar de deur, en klopte aan.
Alice çekinerek kapıya gitti ve çaldı.Alice ha timidamente alla porta, e bussò.
Alice çekinerek kapıya gitti ve çaldı.Alice išla nesmelo až k dverám a zaklopal.
İlgili Sayfalar