kapının ile cümle

kapının kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Kapının sembolü vahşi batıdaki barların kanatlı kapılarına benzer.西部開拓時代の酒場のドアみたいです これらの8文字は部首と呼ばれます
Kapının tokmağı kırık.Nắm cửa bị hư rồi.
Kapının tokmağı kırık.Törött az ajtógomb.
Kardeşler, yargılanmamak için birbirinize karşı homurdanmayın. İşte, Yargıç kapının önünde duruyor.Älkää huokailko, veljet, toisianne vastaan, ettei teitä tuomittaisi; katso, tuomari seisoo ovella.
Kardeşler, yargılanmamak için birbirinize karşı homurdanmayın. İşte, Yargıç kapının önünde duruyor.Hỡi anh em, chớ oán trách nhau, hầu cho khỏi bị xét đoán; kìa, Ðấng xét đoán đứng trước cửa.
Kardeşler, yargılanmamak için birbirinize karşı homurdanmayın. İşte, Yargıç kapının önünde duruyor.Hỡi anh_em , chớ oán_trách nhau , hầu cho khỏi bị xét_đoán ; kìa , Ðấng xét_đoán đứng trước cửa .
Kardeşler, yargılanmamak için birbirinize karşı homurdanmayın. İşte, Yargıç kapının önünde duruyor.형제들아 서로 원망하지 말라 그리하여야 심판을 면하리라 보라 심판자가 문 밖에 서 계시니라
Kardeşler, yargılanmamak için birbirinize karşı homurdanmayın. İşte, Yargıç kapının önünde duruyor.Não vos queixeis, irmãos, uns dos outros, para que não sejais julgados. Eis que o juiz está � porta.
Kardeşler, yargılanmamak için birbirinize karşı homurdanmayın. İşte, Yargıç kapının önünde duruyor.Ne sóhajtozzatok egymás ellen, atyámfiai, hogy el ne ítéltessetek: ímé a Bíró az ajtó elõtt áll.
Kardeşler, yargılanmamak için birbirinize karşı homurdanmayın. İşte, Yargıç kapının önünde duruyor.Nevzdychajte, bratia, druh proti druhovi, aby ste neboli odsúdení. Hľa, sudca stojí predo dvermi!
Kardeşler, yargılanmamak için birbirinize karşı homurdanmayın. İşte, Yargıç kapının önünde duruyor.Nevzdychejtež k Bohu jedni proti druhým, bratří, abyste nebyli odsouzeni. Aj, Soudce již přede dveřmi stojí.
Kardeşler, yargılanmamak için birbirinize karşı homurdanmayın. İşte, Yargıç kapının önünde duruyor.Ne zdihujte drug zoper drugega, bratje, da ne boste sojeni; glejte, sodnik stoji pred vrati.
Kardeşler, yargılanmamak için birbirinize karşı homurdanmayın. İşte, Yargıç kapının önünde duruyor.Non lamentatevi, fratelli, gli uni degli altri, per non essere giudicati; ecco, il giudice è alle porte
Kardeşler, yargılanmamak için birbirinize karşı homurdanmayın. İşte, Yargıç kapının önünde duruyor.Nu vă plîngeţi unii împotriva altora, fraţilor, ca să nu fiţi judecaţi: iată că Judecătorul este chiar la uşă.
Kardeşler, yargılanmamak için birbirinize karşı homurdanmayın. İşte, Yargıç kapının önünde duruyor.Sucken icke mot varandra, mina bröder, på det att I icke mån bliva dömda. Se, domaren står för dörren.
Kardeşler, yargılanmamak için birbirinize karşı homurdanmayın. İşte, Yargıç kapının önünde duruyor.Sukker ikke imod hverandre, Brødre! for at I ikke skulle dømmes; se, Dommeren står for Døren.
Kardeşler, yargılanmamak için birbirinize karşı homurdanmayın. İşte, Yargıç kapının önünde duruyor.Sukk ikke mot hverandre, brødre, forat I ikke skal dømmes! Se, dommeren står for døren.
Kardeşler, yargılanmamak için birbirinize karşı homurdanmayın. İşte, Yargıç kapının önünde duruyor.Μη στεναζετε κατ' αλληλων, αδελφοι, δια να μη κατακριθητε ιδου, ο κριτης ισταται εμπροσθεν των θυρων.
Kardeşler, yargılanmamak için birbirinize karşı homurdanmayın. İşte, Yargıç kapının önünde duruyor.Братя мои, ако някой от вас заблуди от истината, и един го обърне,
Kardeşler, yargılanmamak için birbirinize karşı homurdanmayın. İşte, Yargıç kapının önünde duruyor.Не зітхайте один на одного, браттє, щоб вас не осуджено - ось, суддя перед дверима стоїть.
Kardeşler, yargılanmamak için birbirinize karşı homurdanmayın. İşte, Yargıç kapının önünde duruyor.Не сетуйте, братия, друг на друга, чтобы не быть осужденными: вот, Судия стоит у дверей.
Kardeşler, yargılanmamak için birbirinize karşı homurdanmayın. İşte, Yargıç kapının önünde duruyor.אחי אל תתאוננו איש על רעהו פן תשפטו הנה השופט עמד לפתח׃
Kardeşler, yargılanmamak için birbirinize karşı homurdanmayın. İşte, Yargıç kapının önünde duruyor.لا يئن بعضكم على بعض ايها الاخوة لئلا تدانوا. هوذا الديان واقف قدام الباب.
Kardeşler, yargılanmamak için birbirinize karşı homurdanmayın. İşte, Yargıç kapının önünde duruyor.弟 兄 們 、 你 們 不 要 彼 此 埋 怨 、 免 得 受 審 判 . 看 哪 、 審 判 的 主 站 在 門 前 了
Kardeşler, yargılanmamak için birbirinize karşı homurdanmayın. İşte, Yargıç kapının önünde duruyor.弟兄們 、 你 們 不 要 彼此 埋怨 、 免得 受 審判 . 看 哪 、 審判 的 主 站在 門前了
Kendi buharlama atları ile kabin ve landau kapının önünde ne zaman geldi.A cabine e os landau com seus cavalos vapor estavam em frente da porta, quando eu chegou.
Kendi buharlama atları ile kabin ve landau kapının önünde ne zaman geldi.A fülke és a Landau azok gőzölgő lovak voltak az ajtó előtt, amikor megérkezett.
Kendi buharlama atları ile kabin ve landau kapının önünde ne zaman geldi.Cabina şi Landau cu caii lor abur au fost în faţa uşii atunci când am a sosit.
Kendi buharlama atları ile kabin ve landau kapının önünde ne zaman geldi.Cab và Landau với ngựa của họ hấp trước cửa khi tôi đến.
Kendi buharlama atları ile kabin ve landau kapının önünde ne zaman geldi.De cabine en de landauer met hun dampende paarden waren voor de deur, toen ik aangekomen.
Kendi buharlama atları ile kabin ve landau kapının önünde ne zaman geldi.Die Kabine und die Landauer mit ihren dampfenden Pferde waren vor der Tür, als ich angekommen ist.
Kendi buharlama atları ile kabin ve landau kapının önünde ne zaman geldi.Førerhuset og Landau med deres dampende heste var foran døren, når jeg ankom.
Kendi buharlama atları ile kabin ve landau kapının önünde ne zaman geldi.Hytten och The Landau med sina ångande hästar framför dörren när jag kom.
Kendi buharlama atları ile kabin ve landau kapının önünde ne zaman geldi.Kabína a Landau s dymiace kone boli predo dvermi, keď som prišiel.
Kendi buharlama atları ile kabin ve landau kapının önünde ne zaman geldi.Kabina a Landau s kouřící koně byli přede dveřmi, když jsem přišel.
Kendi buharlama atları ile kabin ve landau kapının önünde ne zaman geldi.Kabina in Landau s paro konji so pred vrati, ko sem prišel.
Kendi buharlama atları ile kabin ve landau kapının önünde ne zaman geldi.Kabiny i lando z końmi parze były przed drzwiami, kiedy przyjechał.
Kendi buharlama atları ile kabin ve landau kapının önünde ne zaman geldi.그들의 김이 말과 함께 택시와 랜도가 문 앞에 있었을 때 도착했습니다.
Kendi buharlama atları ile kabin ve landau kapının önünde ne zaman geldi.La cabina e il landò con i loro cavalli fumanti erano davanti alla porta, quando ho arrivato.
Kendi buharlama atları ile kabin ve landau kapının önünde ne zaman geldi.La cabina y el landó, con sus caballos de vapor estaban delante de la puerta cuando llegado.
Kendi buharlama atları ile kabin ve landau kapının önünde ne zaman geldi.La cabine et le landau avec leurs chevaux fumants étaient en face de la porte quand je arrivé.
Kendi buharlama atları ile kabin ve landau kapının önünde ne zaman geldi.Ohjaamon ja Landau niiden steaming hevoset olivat oven edessä, kun saapui.
Kendi buharlama atları ile kabin ve landau kapının önünde ne zaman geldi.Taksi dan Landau dengan kuda-kuda mereka mengepul berada di depan pintu ketika saya tiba.
Kendi buharlama atları ile kabin ve landau kapının önünde ne zaman geldi.Η καμπίνα και ο Landau με ατμό τα άλογά τους ήταν μπροστά από την πόρτα όταν έφτασε.
Kendi buharlama atları ile kabin ve landau kapının önünde ne zaman geldi.Кабина и ландо с их пару лошадей перед дверью, когда я прибыли.
Kendi buharlama atları ile kabin ve landau kapının önünde ne zaman geldi.Кабината и Ландау с пара техните коне са пред вратата, когато пристигнали.
Kendi buharlama atları ile kabin ve landau kapının önünde ne zaman geldi.Кабіна і ландо з їх пару коней перед дверима, коли я прибутку.
Kendi buharlama atları ile kabin ve landau kapının önünde ne zaman geldi.מונית המרכבה עם הסוסים שלהם היו מהביל מול הדלת כשאני הגיע.
Kendi buharlama atları ile kabin ve landau kapının önünde ne zaman geldi.وكانت سيارة أجرة لانداو مع خيولهم تبخير امام الباب عندما كنت وصلت.
Kendi buharlama atları ile kabin ve landau kapının önünde ne zaman geldi.到着した。 私は人間を支払い、教会へ急いだ。魂は、2つをそこに保存もなかった
Kendisine doğru gelen ışıkta sanki bir kapının kapandığını fark etti. Bu neden oluyordu.Dia melihatnya seperti sebuah pintu yang mulai menutup pada pendar cahaya yang kembali ke matanya.
Kendisine doğru gelen ışıkta sanki bir kapının kapandığını fark etti.C'est comme une porte qui commence à se fermer sur le rayon lumineux qui revient vers ses yeux.
Kendisine doğru gelen ışıkta sanki bir kapının kapandığını fark etti.Ele apercebe-se de que é como se uma porta se estivesse a fechar no raio de luz que volta para o olho dele.
Kendisine doğru gelen ışıkta sanki bir kapının kapandığını fark etti.Er bemerkte, dass er den zurückkommenden Strahl nicht mehr sehen konnte.
Kendisine doğru gelen ışıkta sanki bir kapının kapandığını fark etti.Észreveszi, hogy olyan, mintha egy ajtó kezdene becsukódni, a fénynyalábon ahogy az visszasugárzik a szemébe.
Kendisine doğru gelen ışıkta sanki bir kapının kapandığını fark etti.Han ser att det ser ut som en dörr börjar stängas i vägen för ljusstrålen som reflekteras.
Kendisine doğru gelen ışıkta sanki bir kapının kapandığını fark etti.Het lijkt alsof er een deur dichtgaat voor de lichtstraal die in zijn oog valt.
Kendisine doğru gelen ışıkta sanki bir kapının kapandığını fark etti.마치 문이 닫히기 시작하는 것처럼 그의 눈으로 되돌아오는 빛이 차단되는걸 알았습니다.
Kendisine doğru gelen ışıkta sanki bir kapının kapandığını fark etti.Observă că e ca şi cum o uşă s-ar închide peste fasciculul ce se reflectă în ochi.
Kendisine doğru gelen ışıkta sanki bir kapının kapandığını fark etti.Ông nhận thấy như có một cánh cửa đang đóng lại chặn dòng ánh sáng đang quay trở lại mắt ông.

İlgili Sayfalar