kapının ile cümle
kapının kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
13
ORT. KELİME
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.Ða-vít ước ao rằng: Than ôi! chớ gì ai ban cho ta nước uống của giếng bên cửa thành Bết-lê-hem!
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.E Davi, com saudade, exclamou: Quem me dera beber da água da cisterna que está junto a porta de Belém!
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.E Davi, ofegante, exclamou: Quem me dera beber da água do poço de Belém, que está junto � porta!
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.In Davida je obšla želja in je rekel: O da bi mi kdo dal piti vode iz studenca v Betlehemu, ki je pri vratih!
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.In Davida je obšla želja in je rekel: O, da bi mi kdo dal piti vode iz studenca v Betlehemu, ki je pri vratih!
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.다윗이 사모하여 가로되 베들레헴 성문 곁 우물 물을 누가 나로 마시게 할꼬 하매
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.Pohnul se pak David žádostí, a řekl: Ó by mi někdo dal píti vody z čisterny Betlémské, kteráž jest u brány.
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.Pragnęł tedy Dawid: Oby mi się kto dał napić wody z studni Betlehemskiej, która jest u bramy!
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.Så vågnede Lysten hos David, og han sagde: "Hvem skaffer mig en Drik Vand fra Cisternen ved Betlehems Port?"
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.Tedy pragnął Dawid, i rzekł: O by mi się kto dał napić wody z studni Betlehemskiej, która jest u bramy!
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.vána Dávid [vizet,] és monda: Óh, ki adhatna nékem innom a Bethlehem kapuja elõtt való forrásnak vizébõl!
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.Zechtělo se pak Davidovi vody, a řekl: Ó by mi někdo dal píti vody z čisterny Betlémské, kteráž jest u brány!
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.и Давид пожелавайки рече: Кой би ми дал да пия вода от витлеемския кладенец, който е при портата;
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.и Давид пожелавайки рече: Кой би ми дал да пия вода от витлеемския кладенец, който е при портата?
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.И захотел Давид пить, и сказал: кто напоит меня водою из колодезя Вифлеемского, что у ворот?
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.И сильно захотелось пить Давиду, и он сказал:кто напоит меня водою из колодезя Вифлеемского, что у ворот?
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.ויתאו דויד ויאמר מי ישקני מים מבור בית לחם אשר בשער׃
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.ויתאוה דוד ויאמר מי ישקני מים מבאר בית לחם אשר בשער׃
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.فتأوه داود وقال من يسقيني ماء من بئر بيت لحم التي عند الباب.
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.فتأوّه داود وقال من يسقيني ماء من بئر بيت لحم التي عند الباب.
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.大 衛 渴 想 、 說 、 甚 願 有 人 將 伯 利 恆 城 門 旁 、 井 裡 的 水 打 來 給 我 喝
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.大 衛 渴 想 、 說 、 甚 願 有 人 將 伯 利 恆 城 門 旁 井 裡 的 水 打 來 給 我 喝
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.大衛 渴想 、 說 、 甚 願 有 人 將伯利恆 城門 旁 、 井裡 的 水 打 來給 我 喝
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.大衛 渴想 、 說 、 甚 願 有 人 將伯利恆 城門 旁 井裡 的 水 打 來給 我 喝
Diğer kapının arkasında ise yavaş ve ağrılı bir ölüm ve dünyanın tüm ıstırabı var. -Bohužel, za těmi druhými dveřmi, mě čeká pomalá a bolestivá smrt, a všechno utrpení světa.
Diğer kapının arkasında ise yavaş ve ağrılı bir ölüm ve dünyanın tüm ıstırabı var. -Bohužiaľ hneď za druhými dverami nás čaká pomalá a veľmi bolestivá smrť a všetko utrpenie sveta.
Diğer kapının arkasında ise yavaş ve ağrılı bir ölüm ve dünyanın tüm ıstırabı var. -Desværre, bag den anden dør er en langsom og smertefuld død, og alt den elendighed der findes i verden.
Diğer kapının arkasında ise yavaş ve ağrılı bir ölüm ve dünyanın tüm ıstırabı var. -Dummerweise befindet sich hinter der anderen Türe ein langsamer, qualvoller Tod, und alles Leiden der Welt.
Diğer kapının arkasında ise yavaş ve ağrılı bir ölüm ve dünyanın tüm ıstırabı var. -Helaas, achter de andere deur wacht een langzame en pijnlijke dood en alle denkbare ellende van de wereld.
Diğer kapının arkasında ise yavaş ve ağrılı bir ölüm ve dünyanın tüm ıstırabı var. -불행히도, 다른 문에는 서서히 고통스럽게 맞이하는 죽음과 세상의 모든 불행이 있습니다.
Diğer kapının arkasında ise yavaş ve ağrılı bir ölüm ve dünyanın tüm ıstırabı var. -Olyckligtvis, bakom den andra dörren väntar en långsam och smärtsam död, och allt annat elände i världen.
Diğer kapının arkasında ise yavaş ve ağrılı bir ölüm ve dünyanın tüm ıstırabı var. -Sfortunatamente, dietro l'altra porta ci aspetta una morte lenta e dolorosa
Diğer kapının arkasında ise yavaş ve ağrılı bir ölüm ve dünyanın tüm ıstırabı var. -Valitettavasti, toisen oven takana on hidas ja kivulias kuolema, ja kaikki maailman suru
Diğer kapının arkasında ise yavaş ve ağrılı bir ölüm ve dünyanın tüm ıstırabı var. -Δυστυχώς, πίσω από τη μια πόρτα είναι ένας αργός, και οδυνηρός θάνατος, και επίσης όλη μιζέρια του κόσμου.
Diğer kapının arkasında ise yavaş ve ağrılı bir ölüm ve dünyanın tüm ıstırabı var. -За съжаление, обаче, зад другата врата се намира мъка и болка смърт и цялото нещастие на света.
Diğer kapının arkasında ise yavaş ve ağrılı bir ölüm ve dünyanın tüm ıstırabı var. -לרוע המזל, מאחורי הדלת האחרת מסתתר מוות ארוך וכואב - וכל הסבל שבעולם.
Diğer kapının arkasında ise yavaş ve ağrılı bir ölüm ve dünyanın tüm ıstırabı var. -待っています。 そのため、注意深くドアを選ばなければなりません。
Doğru, bu kapının ötesinde simyayla ilgili her şey var.Det er korrekt, at alt om alkymi findes bag denne dør.
Doğru, bu kapının ötesinde simyayla ilgili her şey var.Detrás de esta puerta, está todo lo que existe sobre alquimia.
Doğru, bu kapının ötesinde simyayla ilgili her şey var.Det stämmer att allt om alkemi finns bakom den här dörren.
Doğru, bu kapının ötesinde simyayla ilgili her şey var.É verdade, para lá deste Portão assenta tudo sobre a alquimia.
Doğru, bu kapının ötesinde simyayla ilgili her şey var.È vero. Dietro questo cancello si trova ogni segreto dell'alchimia.
Doğru, bu kapının ötesinde simyayla ilgili her şey var.Tämän portin takana on kaikki alkemiasta.
Doğru, bu kapının ötesinde simyayla ilgili her şey var.Za tymi wrotami jest wszystko, co można wiedzieć o alchemii.
Doğru, bu kapının ötesinde simyayla ilgili her şey var.Πράγματι, πίσω από αυτή την πύλη υπάρχουν τα πάντα περί αλχημείας.
Doğru, bu kapının ötesinde simyayla ilgili her şey var.Да, за этими вратами лежит всё, что связано с алхимией.
Dört kapının baş nöbetçileri Leviliydi. Bunlar Tanrının Tapınağındaki odalardan ve hazinelerden sorumluydu.이는 문지기의 두목 된 레위사람 넷이 긴요한 직분을 맡아 하나님의 전 모든 방과 곳간을 지켰음이라
Dört kapının baş nöbetçileri Leviliydi. Bunlar Tanrının Tapınağındaki odalardan ve hazinelerden sorumluydu.Nebo Levítové byli pod spravou těch čtyř předních vrátných, a byli nad komorami a nad poklady domu Božího,
Dört kapının baş nöbetçileri Leviliydi. Bunlar Tanrının Tapınağındaki odalardan ve hazinelerden sorumluydu.כי באמונה המה ארבעת גברי השערים הם הלוים והיו על הלשכות ועל האצרות בית האלהים׃
Dört kapının baş nöbetçileri Leviliydi. Bunlar Tanrının Tapınağındaki odalardan ve hazinelerden sorumluydu.لانه بالوظيفة رؤساء البوابين هؤلاء الاربعة هم لاويون وكانوا على المخادع وعلى خزائن بيت الله.
Dört kapının baş nöbetçileri Leviliydi. Bunlar Tanrının Tapınağındaki odalardan ve hazinelerden sorumluydu.這 四 個 門 領 都 是 利 未 人 、 各 有 緊 要 的 職 任 、 看 守 神 殿 的 倉 庫
Dört kapının baş nöbetçileri Leviliydi. Bunlar Tanrının Tapınağındaki odalardan ve hazinelerden sorumluydu.這四個門領 都 是 利未 人 、 各 有 緊要 的 職任 、 看守 神殿 的 倉庫
Duymuş ve merdivenlerin üzerine pasajda olmuştu bir adım, yavaş ve ağır duraklatıldı hemen kapının dışında.A lassú és nehéz lépést, amit már hallottak fel a lépcsőn és a folyosón, megállt azonnal az ajtó.
Duymuş ve merdivenlerin üzerine pasajda olmuştu bir adım, yavaş ve ağır duraklatıldı hemen kapının dışında.A paso lento y pesado, que se habían oído en la escalera y en el pasillo, se detuvo junto a la puerta.
Duymuş ve merdivenlerin üzerine pasajda olmuştu bir adım, yavaş ve ağır duraklatıldı hemen kapının dışında.Een trage en zware stap, die had gehoord op de trap en in de passage, gepauzeerd direct buiten de deur.
Duymuş ve merdivenlerin üzerine pasajda olmuştu bir adım, yavaş ve ağır duraklatıldı hemen kapının dışında.Hidas ja raskas askel, joka oli kuullut kun portaita ja passage, keskeytetty heti oven ulkopuolella.
Duymuş ve merdivenlerin üzerine pasajda olmuştu bir adım, yavaş ve ağır duraklatıldı hemen kapının dışında.계단에 들어와 통로에 있었다 느리고 무거운 단계는, 일시 중지
Duymuş ve merdivenlerin üzerine pasajda olmuştu bir adım, yavaş ve ağır duraklatıldı hemen kapının dışında.Počasno in težke korak, ki je bil slišal, na stopnicah in v prehodu, zaustavljena tik pred vrati.
Duymuş ve merdivenlerin üzerine pasajda olmuştu bir adım, yavaş ve ağır duraklatıldı hemen kapının dışında.Pomalý a ťažký krok, ktorý bol počuť na schodoch a v priechodu, sa zastavil hneď za dverami.
Duymuş ve merdivenlerin üzerine pasajda olmuştu bir adım, yavaş ve ağır duraklatıldı hemen kapının dışında.Pomalý a těžký krok, který byl slyšet na schodech a v průchodu, se zastavil hned za dveřmi.