Bu yüzden düşkün devletler tüm bir bölgeyi kaosa ve çatışmaya sürükleyebilir.Por esa razón los estados fallidos pueden arrastrar a toda una región al caos y al conflicto.
Bu yüzden düşkün devletler tüm bir bölgeyi kaosa ve çatışmaya sürükleyebilir.To je důvodem, proč zhroucené státy mohou vtáhnout celou oblast do zmatku a konfliktu.
Bu yüzden düşkün devletler tüm bir bölgeyi kaosa ve çatışmaya sürükleyebilir.To właśnie dlatego mogą pogrążyć ze sobą cały region w chaosie i konflikcie.
Bu yüzden düşkün devletler tüm bir bölgeyi kaosa ve çatışmaya sürükleyebilir.Государства-неудачники способны повергнуть целые регионы земного шара в пучину хаоса и конфликтов.
Bu yüzden düşkün devletler tüm bir bölgeyi kaosa ve çatışmaya sürükleyebilir.Ось чому неспроможні держави можуть затягти увесь регіон у хаос і конфлікт.
Bu yüzden düşkün devletler tüm bir bölgeyi kaosa ve çatışmaya sürükleyebilir.Точно затова тези държави могат да въвлекат един цял регион в хаос и конфликт.
Bu yüzden düşkün devletler tüm bir bölgeyi kaosa ve çatışmaya sürükleyebilir.זו הסיבה מדוע מדינות שכשלו עלולות לגרור את כל האזור לתוך כאוס ומאבקים.
Bu yüzden düşkün devletler tüm bir bölgeyi kaosa ve çatışmaya sürükleyebilir.ولهذا السبب يمكن للدول الفاشلة ان تسحب مناطقها بأكملها الى الفوضى والعنف
Bu yüzden düşkün devletler tüm bir bölgeyi kaosa ve çatışmaya sürükleyebilir.地域全体を混沌と紛争に 引きずりこむのです 法治国家の概念を広めることが
Çatışma başlayınca onlara ihanet edecekler ve kale içinde kaos çıkacak.A battaglia iniziata, si scaglieranno contro di loro, creando il caos all'interno della fortezza.
Çatışma başlayınca onlara ihanet edecekler ve kale içinde kaos çıkacak.Assim que a luta começar, eles voltam-se contra eles e dar-se-á o caos no interior do forte.
Çatışma başlayınca onlara ihanet edecekler ve kale içinde kaos çıkacak.Cuando empiece la lucha, les atacarán y se armará un caos dentro del fuerte.
Çatışma başlayınca onlara ihanet edecekler ve kale içinde kaos çıkacak.Gdy zacznie się walka, rozpoczną dywersję. W forcie zapanuje chaos.
Çatışma başlayınca onlara ihanet edecekler ve kale içinde kaos çıkacak.Heitä vastaan käännytään, ja linnoituksessa puhkeaa kaaos.
Çatışma başlayınca onlara ihanet edecekler ve kale içinde kaos çıkacak.Når kampene indledes, angriber de og skaber kaos inde i fortet.
Çatışma başlayınca onlara ihanet edecekler ve kale içinde kaos çıkacak.När striderna inleds attackerar de och skapar kaos inuti fortet.
Çatışma başlayınca onlara ihanet edecekler ve kale içinde kaos çıkacak.Μόλις ξεκινήσει η μάχη θα στραφούν εναντίον τους, και στο οχυρό θα επικρατήσει χάος.
Çatışma başlayınca onlara ihanet edecekler ve kale içinde kaos çıkacak.Когда начнётся сражение, на них накинутся, и в крепости начнётся хаос.
Central şu anda kaos içinde.Central City è nel caos in questo momento.
Central şu anda kaos içinde.Central es presa del caos.
Central şu anda kaos içinde.Central está num caos, neste momento.
Central şu anda kaos içinde.Central on kaaoksen vallassa.
Central şu anda kaos içinde.Der er kaos i Central nu.
Central şu anda kaos içinde.Det är kaos i Central nu.
Central şu anda kaos içinde.W Central panuje chaos.
Central şu anda kaos içinde.Το Σέντραλ θα είναι ήδη σε χάος.
Central şu anda kaos içinde.Сейчас в Централе царит хаос.
Cunku zamanin cogunu onlar yonetiyorlar. hem de Kaos'un sinirinda.왜냐면 대부분의 시간동안, 그들은 혼란의 끝을 다루고 있기 때문이죠.
Cunku zamanin cogunu onlar yonetiyorlar. hem de Kaos'un sinirinda.la marginea haosului.
Cunku zamanin cogunu onlar yonetiyorlar. hem de Kaos'un sinirinda.כיוון שהן פועלות, רוב הזמן, על סף תוהו ובוהו.
Cunku zamanin cogunu onlar yonetiyorlar. hem de Kaos'un sinirinda.لأنهم يُداروا ، أغلب الوقت، على حافة تشويش وإختلاط.
Cunku zamanin cogunu onlar yonetiyorlar. hem de Kaos'un sinirinda.混沌と背中合わせだからです こうした洞察は 文明等高度に発達した
Dağa tam bir kaos yaşanıyordu. Duyduklarımız şaşırtıcıydı ve pek çoğu birbiriyle çelişiyordu.Teljes zűrzavar volt a hegyen; a hírek zavarosak voltak, többségük ellentmondásos.
Dağa tam bir kaos yaşanıyordu. Duyduklarımız şaşırtıcıydı ve pek çoğu birbiriyle çelişiyordu.На горі було повне сум'яття; усі розповіді були сплутаними, більшість із них суперечили одна одній.
Dağa tam bir kaos yaşanıyordu.Era o confuzie totală pe munte.
Dağa tam bir kaos yaşanıyordu.Er was totale verwarring op de berg.
Dağa tam bir kaos yaşanıyordu.Es gab ein komplettes Durcheinander auf dem Berg.
Dağa tam bir kaos yaşanıyordu.Había mucha confusión en la montaña.
Dağa tam bir kaos yaşanıyordu.Il régnait une confusion totale sur la montagne.
Dağa tam bir kaos yaşanıyordu.Không ai biết vì sao.
Dağa tam bir kaos yaşanıyordu.Na górze panował totalny chaos.
Dağa tam bir kaos yaşanıyordu.Na hore vládol totálny zmätok.
Dağa tam bir kaos yaşanıyordu.Sulla montagna regnava il caos totale.
Dağa tam bir kaos yaşanıyordu.На горе была полная неразбериха.
Dağa tam bir kaos yaşanıyordu.На планината цареше пълно объркване.
Fakat bu durum, kodun çalışır halde olması için baş edilmesi gereken bir kaosu beraberinde getiriyor.De nyílván, ez pont annak a káosznak a veszélyét hordozza, amit meg kell előzni, ahhoz, hogy bármi működjön.
Fakat bu durum, kodun çalışır halde olması için baş edilmesi gereken bir kaosu beraberinde getiriyor.Het gevolg is natuurlijk precies het soort chaos dat je moet afwenden om iets gedaan te krijgen.
Fakat bu durum, kodun çalışır halde olması için baş edilmesi gereken bir kaosu beraberinde getiriyor.굉장한 혼란의 위험을 방지해야하는 상황을 만들게 됩니다.
Fakat bu durum, kodun çalışır halde olması için baş edilmesi gereken bir kaosu beraberinde getiriyor.la amenaza del caos que hay que evitar para conseguir que algo funcione.
Fakat bu durum, kodun çalışır halde olması için baş edilmesi gereken bir kaosu beraberinde getiriyor.la menace même du chaos qu'il faut prévenir pour faire que ça marche.
Fakat bu durum, kodun çalışır halde olması için baş edilmesi gereken bir kaosu beraberinde getiriyor.Ma naturalmente, questo crea una minaccia di caos che va anticipata in modo che tutto funzioni.
Fakat bu durum, kodun çalışır halde olması için baş edilmesi gereken bir kaosu beraberinde getiriyor.To niesie oczywiście groźbę chaosu, do którego nie można dopuścić, jeśli coś ma zadziałać.
Fakat bu durum, kodun çalışır halde olması için baş edilmesi gereken bir kaosu beraberinde getiriyor.איום של כאוס שצריך להסדיר על מנת לקבל משהו שיעבוד.
Fakat bu durum, kodun çalışır halde olması için baş edilmesi gereken bir kaosu beraberinde getiriyor.التهديد من الفوضى لهذا الاجراء من أجل الحصول على أي شيء يعمل.
Fakat bu durum, kodun çalışır halde olması için baş edilmesi gereken bir kaosu beraberinde getiriyor.防ぐ必要があります だからオープンソース プロジェクトの多くは
Fakat bu hareket aslında Fransız Devrimi'ndeki asıl kaosun başlangıcına sebebiyet verdi.Aber dies ist auch gewissermassen der wirkliche Anfang des riesigen Chaos der Frazösischen Revolution.
Fakat bu hareket aslında Fransız Devrimi'ndeki asıl kaosun başlangıcına sebebiyet verdi.Ale jest to również w pewnym sensie początek prawdziwego chaosu Francuskiej Rewolucji.
Fakat bu hareket aslında Fransız Devrimi'ndeki asıl kaosun başlangıcına sebebiyet verdi.Ale to je tiez samotny začiatok skutočneho chaosu Veľkej francúzskej revolúcie.
Fakat bu hareket aslında Fransız Devrimi'ndeki asıl kaosun başlangıcına sebebiyet verdi.Dar a fost și începutul conflictului propriu-zis în Revoluția Franceză.
Fakat bu hareket aslında Fransız Devrimi'ndeki asıl kaosun başlangıcına sebebiyet verdi.그렇지만 이 일은 또한 프랑스 혁명의 진짜 혼란의 바로 그 시작이었습니다