Bu sefer için tahminim 200 yıllık kaos değil.Eu não estou a prever 200 anos de caos em resultado disto.
Bu sefer için tahminim 200 yıllık kaos değil.Ja však nepredpovedám 200 rokov chaosu.
Bu sefer için tahminim 200 yıllık kaos değil.Maintenant, je ne prédis pas 200 ans de chaos à la suite de ceci.
Bu sefer için tahminim 200 yıllık kaos değil.Nem állítom, hogy most is kétszáz évnyi káosz lesz.
Bu sefer için tahminim 200 yıllık kaos değil.Nie zapowiadam w tej chwili dwustu lat chaosu jako wynik tych działań. Pięćdziesiąt.
Bu sefer için tahminim 200 yıllık kaos değil.Nun sage ich daraus nicht 200 Jahre Chaos vorher.
Bu sefer için tahminim 200 yıllık kaos değil.Nu voorspel ik geen 200 jaar chaos als gevolg hiervan. Vijftig.
Bu sefer için tahminim 200 yıllık kaos değil.Ora, non sto preconizzando 200 anni di caos a causa di questo.
Bu sefer için tahminim 200 yıllık kaos değil.Sekarang, saya tidak memprediksikan 200 tahun kekacauan akibat dari ini.
Bu sefer için tahminim 200 yıllık kaos değil.Не предричам нови 200 години на хаос. По-скоро 50.
Bu sefer için tahminim 200 yıllık kaos değil.Я не предсказываю 200 лет хаоса в результате всего этого.
Bu sefer için tahminim 200 yıllık kaos değil.עכשיו, אני לא חוזה מאתיים שנים של כאוס כתוצאה מכך.
Bu sefer için tahminim 200 yıllık kaos değil.الآن، أنا لا أتوقع 200 سنة من الفوضى كنتيجة لهذه .
Bu şeytanca bir şey, değil mi? Reklam, parasal sistemin bir icadı. Sadece kaos yaratan bir icat.La publicidad es un invento del sistema monetario, un invento que solo crea caos.
Bu söz Fransız Devriminin kaosundan sonra söylenmiştir.Asta a fost după haosul revoluției franceze.
Bu söz Fransız Devriminin kaosundan sonra söylenmiştir.C'était après le chaos de la révolution française.
Bu söz Fransız Devriminin kaosundan sonra söylenmiştir.Ciò venne detto dopo il caos della Rivoluzione francese.
Bu söz Fransız Devriminin kaosundan sonra söylenmiştir.Das war nach dem Chaos der französischen Revolution.
Bu söz Fransız Devriminin kaosundan sonra söylenmiştir.Dette var efter den franske revolutions kaos.
Bu söz Fransız Devriminin kaosundan sonra söylenmiştir.Dit was na de chaos van de Franse revolutie.
Bu söz Fransız Devriminin kaosundan sonra söylenmiştir.Đó là sau bất ổn của cách mạng Pháp.
Bu söz Fransız Devriminin kaosundan sonra söylenmiştir.Esto fue después del caos de la Revolucion Francesa.
Bu söz Fransız Devriminin kaosundan sonra söylenmiştir.Ini terjadi setelah kekacauan revolusi Prancis.
Bu söz Fransız Devriminin kaosundan sonra söylenmiştir.프랑스 혁명의 혼란 후에 그가 한 말이지요.
Bu söz Fransız Devriminin kaosundan sonra söylenmiştir.Mindez a francia forradalom után.
Bu söz Fransız Devriminin kaosundan sonra söylenmiştir.Tämä oli Ranskan vallankumouksen kaaoksen jälkeen.
Bu söz Fransız Devriminin kaosundan sonra söylenmiştir.To było tuż po chaosie Rewolucji Francuskiej.
Bu söz Fransız Devriminin kaosundan sonra söylenmiştir.Αυτό ήταν ύστερα από το χάος της Γαλλικής Επανάστασης.
Bu söz Fransız Devriminin kaosundan sonra söylenmiştir.Това е било след хаоса на френската революция.
Bu söz Fransız Devriminin kaosundan sonra söylenmiştir.Это было сказано после смуты Французской революции.
Bu söz Fransız Devriminin kaosundan sonra söylenmiştir.וכן גם החירויות שלו, צריכים להילקח בחשבון בהתאם לזכויותיו."
Bu söz Fransız Devriminin kaosundan sonra söylenmiştir.كان ذلك بعد التشويش الحادث من الثورة الفرنسية .
Bu söz Fransız Devriminin kaosundan sonra söylenmiştir.お分かりでしょうか
'Büyük bir kaosun içerisinde yaşıyorduk', diyordu Eleanor.Eleanor nói: "Cuộc sống của chúng tôi lộn xộn lắm"
'Büyük bir kaosun içerisinde yaşıyorduk', diyordu Eleanor."Kami hidup dalam keadaan sangat kacau," kata Eleanor.
'Büyük bir kaosun içerisinde yaşıyorduk', diyordu Eleanor."완전히 난장판 속에 살고 있지요."라고 엘레노어가 말했지요.
'Büyük bir kaosun içerisinde yaşıyorduk', diyordu Eleanor."Korábban teljes káoszban éltünk", meséli Eleanor.
'Büyük bir kaosun içerisinde yaşıyorduk', diyordu Eleanor."Nous vivions dans un chaos total, " disait Eleanor.
'Büyük bir kaosun içerisinde yaşıyorduk', diyordu Eleanor."Vivevamo nel caos più totale" ha detto Eleanor.
'Büyük bir kaosun içerisinde yaşıyorduk', diyordu Eleanor."Vivíamos en un caos total", dijo Eleanor.
'Büyük bir kaosun içerisinde yaşıyorduk', diyordu Eleanor."We leefden in een complete chaos," zegt Eleanor.
'Büyük bir kaosun içerisinde yaşıyorduk', diyordu Eleanor."Wir lebten im totalen Chaos", berichtete Eleanor.
'Büyük bir kaosun içerisinde yaşıyorduk', diyordu Eleanor."Żyjemy w całkowitym chaosie" powiada Eleanor.
'Büyük bir kaosun içerisinde yaşıyorduk', diyordu Eleanor."Ζούσαμε στο απόλυτο χάος", είπε η Έλινορ.
'Büyük bir kaosun içerisinde yaşıyorduk', diyordu Eleanor."Живеем в пълен хаос," каза Елинор.
'Büyük bir kaosun içerisinde yaşıyorduk', diyordu Eleanor."Ми жили у повному хаосі", каже Елеанор.
'Büyük bir kaosun içerisinde yaşıyorduk', diyordu Eleanor.Элеанор говорит: "Мы жили в полном хаосе".
'Büyük bir kaosun içerisinde yaşıyorduk', diyordu Eleanor."חיינו בתוהו ובוהו מוחלט," אמרה אלינור.
'Büyük bir kaosun içerisinde yaşıyorduk', diyordu Eleanor."كنا نعيش في فوضى تامة"،قالت إليانور.
'Büyük bir kaosun içerisinde yaşıyorduk', diyordu Eleanor.スター家が次に取った行動は 驚くべきものでした
Bu yüzden düşkün devletler tüm bir bölgeyi kaosa ve çatışmaya sürükleyebilir.C'est pourquoi les États défaillants peuvent entraîner toute une région dans le chaos et les conflits.
Bu yüzden düşkün devletler tüm bir bölgeyi kaosa ve çatışmaya sürükleyebilir.Chính vì thế, những chính quyền sụp đổ đe dọa cả khu vực kéo các nước lân cận vào khủng hoảng và tranh chấp.
Bu yüzden düşkün devletler tüm bir bölgeyi kaosa ve çatışmaya sürükleyebilir.Daarom kunnen falende staten een hele regio in chaos en conflict meeslepen.
Bu yüzden düşkün devletler tüm bir bölgeyi kaosa ve çatışmaya sürükleyebilir.De aceea, ele pot angrena o întreagă regiune în haos și conflict.
Bu yüzden düşkün devletler tüm bir bölgeyi kaosa ve çatışmaya sürükleyebilir.Deswegen können gescheiterte Staaten ganzen Regionen in Krisen und Chaos stürzen.
Bu yüzden düşkün devletler tüm bir bölgeyi kaosa ve çatışmaya sürükleyebilir.Dette er grunden til at fejlslagne stater kan føre en hel region henmod kaos og konflikt.
Bu yüzden düşkün devletler tüm bir bölgeyi kaosa ve çatışmaya sürükleyebilir.Ecco perché degli stati falliti possono trascinare un'intera regione nel caos e nel conflitto.
Bu yüzden düşkün devletler tüm bir bölgeyi kaosa ve çatışmaya sürükleyebilir.É por isso que estados fracassados conseguem arrastar uma região inteira para o caos e conflito.
Bu yüzden düşkün devletler tüm bir bölgeyi kaosa ve çatışmaya sürükleyebilir.Ezért tudnak lehúzni egy egész régiót zűrzavarba és konfliktusba.
Bu yüzden düşkün devletler tüm bir bölgeyi kaosa ve çatışmaya sürükleyebilir.이것이 실패한 정부가 해당 지역에 혼동과 갈등을 가져올 수 있는 이유입니다.