İç odanın önüne yerleştirilen ve kurala uygun olarak yakılan saf altından kandilliklerle kandilleri,in svečnike ž njih svetilnicami, ki naj bi gorele po predpisu pred govoriščem, iz čistega zlata,
İç odanın önüne yerleştirilen ve kurala uygun olarak yakılan saf altından kandilliklerle kandilleri,내소 앞에서 규례대로 불을 켤 정금 등대와 그 등잔이며
İç odanın önüne yerleştirilen ve kurala uygun olarak yakılan saf altından kandilliklerle kandilleri,lampunjalat lamppuineen, jotka oli sytytettävä säädetyllä tavalla kaikkeinpyhimmän eteen, puhtaasta kullasta,
İç odanın önüne yerleştirilen ve kurala uygun olarak yakılan saf altından kandilliklerle kandilleri,les chandeliers et leurs lampes d`or pur, qu`on devait allumer selon l`ordonnance devant le sanctuaire,
İç odanın önüne yerleştirilen ve kurala uygun olarak yakılan saf altından kandilliklerle kandilleri,Lysestagerne med Lamperne, der skulde tændes på den foreskrevne Måde, foran Inderhallen, af purt Guld,
İç odanın önüne yerleştirilen ve kurala uygun olarak yakılan saf altından kandilliklerle kandilleri,og lysestakene med sine lamper, som skulde tendes på foreskrevet måte, foran koret - de var av fint gull -
İç odanın önüne yerleştirilen ve kurala uygun olarak yakılan saf altından kandilliklerle kandilleri,os castiçais com as suas lâmpadas, de ouro puro, para arderem perante o oráculo, segundo a ordenança;
İç odanın önüne yerleştirilen ve kurala uygun olarak yakılan saf altından kandilliklerle kandilleri,så ock ljusstakarna med sina lampor, som skulle tändas på föreskrivet sätt, framför koret, av fint guld,
İç odanın önüne yerleştirilen ve kurala uygun olarak yakılan saf altından kandilliklerle kandilleri,sfeşnicile şi candelele lor de aur curat, cari trebuiau aprinse, după poruncă înaintea Locului prea sfînt,
İç odanın önüne yerleştirilen ve kurala uygun olarak yakılan saf altından kandilliklerle kandilleri,svietniky a ich lampy, aby ich rozsvecovali podľa poriadku pred svätyňou svätých, všetko z rýdzeho zlata;
İç odanın önüne yerleştirilen ve kurala uygun olarak yakılan saf altından kandilliklerle kandilleri,Także świeczniki, i lampy ich z szczerego złota, aby je rozświecano według obyczaju przed świątnicą;
İç odanın önüne yerleştirilen ve kurala uygun olarak yakılan saf altından kandilliklerle kandilleri,Tolikéž svícny i lampy jejich z zlata nejčistšího, aby je rozsvěcovali příslušně před svatyní svatých,
İç odanın önüne yerleştirilen ve kurala uygun olarak yakılan saf altından kandilliklerle kandilleri,и светилниците със светилата им, от чисто злато, за да горят пред светилището според наредбата;
İç odanın önüne yerleştirilen ve kurala uygun olarak yakılan saf altından kandilliklerle kandilleri,и светильники и лампады их, чтобы возжигать их по уставу пред давиром, из чистого золота;
İç odanın önüne yerleştirilen ve kurala uygun olarak yakılan saf altından kandilliklerle kandilleri,ואת המנרות ונרתיהם לבערם כמשפט לפני הדביר זהב סגור׃
İç odanın önüne yerleştirilen ve kurala uygun olarak yakılan saf altından kandilliklerle kandilleri,والمنائر وسرجها لتّتقد حسب المرسوم امام المحراب من ذهب خالص
İç odanın önüne yerleştirilen ve kurala uygun olarak yakılan saf altından kandilliklerle kandilleri,並 精 金 的 燈 臺 、 和 燈 盞 、 可 以 照 例 點 在 內 殿 前
İç odanın önüne yerleştirilen ve kurala uygun olarak yakılan saf altından kandilliklerle kandilleri,並精金 的 燈臺 、 和 燈盞 、 可以 照例點 在 內殿前
ışık için kandilliği ve takımlarını, kandilleri, kandiller için zeytinyağını;A svícen k svícení s nádobami jeho i lampy jeho, a olej k svícení;
ışık için kandilliği ve takımlarını, kandilleri, kandiller için zeytinyağını;A világító gyertyatartót és a hozzá való eszközöket, mécseit, és világító olajt.
ışık için kandilliği ve takımlarını, kandilleri, kandiller için zeytinyağını;chân đèn , đồ phụ_tùng , các đèn và dầu thắp đèn ;
ışık için kandilliği ve takımlarını, kandilleri, kandiller için zeytinyağını;chân đèn, đồ phụ tùng, các đèn và dầu thắp đèn;
ışık için kandilliği ve takımlarını, kandilleri, kandiller için zeytinyağını;den Leuchter, zu leuchten, und sein Gerät und seine Lampen und das Öl zum Licht;
ışık için kandilliği ve takımlarını, kandilleri, kandiller için zeytinyağını;el candelabro para la iluminación y sus utensilios, sus lámparas y el aceite para la iluminación
ışık için kandilliği ve takımlarını, kandilleri, kandiller için zeytinyağını;il candelabro per illuminare con i suoi accessori, le sue lampade e l'olio per l'illuminazione
ışık için kandilliği ve takımlarını, kandilleri, kandiller için zeytinyağını;I świecznik do świecenia z naczyniem jego, i lampy jego, i oliwę do świecenia.
ışık için kandilliği ve takımlarını, kandilleri, kandiller için zeytinyağını;kaki lampu untuk penerangan dengan perlengkapannya, lampu dengan minyaknya
ışık için kandilliği ve takımlarını, kandilleri, kandiller için zeytinyağını;불 켜는 등대와 그 기구와 그 등잔과 등유와
ışık için kandilliği ve takımlarını, kandilleri, kandiller için zeytinyağını;le chandelier et ses ustensiles, ses lampes, et l`huile pour le chandelier;
ışık için kandilliği ve takımlarını, kandilleri, kandiller için zeytinyağını;ljusstaken med dess tillbehör och dess lampor, oljan till ljusstaken,
ışık için kandilliği ve takımlarını, kandilleri, kandiller için zeytinyağını;Lysestagen med dens Tilbehør, dens Lamper og Olien til Lysestagen,
ışık için kandilliği ve takımlarını, kandilleri, kandiller için zeytinyağını;o candelabro para a luz, os seus utensílios, as suas lâmpadas, e o azeite para a luz;
ışık için kandilliği ve takımlarını, kandilleri, kandiller için zeytinyağını;og lysestaken og det som hører til den, og lampene og oljen til lysestaken,
ışık için kandilliği ve takımlarını, kandilleri, kandiller için zeytinyağını;seitsenhaaraisen lampun kaluineen ja lamppuineen, öljyä seitsenhaaraista lamppua varten,
ışık için kandilliği ve takımlarını, kandilleri, kandiller için zeytinyağını;sfeşnicul cu uneltele lui, candelele lui, şi untdelemnul pentru sfeşnic;
ışık için kandilliği ve takımlarını, kandilleri, kandiller için zeytinyağını;svečnik za svetilo in njegove priprave in svetilnice in olje za svetilo;
ışık için kandilliği ve takımlarını, kandilleri, kandiller için zeytinyağını;svietnik svetla a jeho nádoby a jeho lampy a olej na svetlo,
ışık için kandilliği ve takımlarını, kandilleri, kandiller için zeytinyağını;και την λυχνιαν δια το φως και τα σκευη αυτης και τους λυχνους αυτης και το ελαιον του φωτος,
ışık için kandilliği ve takımlarını, kandilleri, kandiller için zeytinyağını;и светильник для освещения с принадлежностями его, и лампады его и елей для освещения,
ışık için kandilliği ve takımlarını, kandilleri, kandiller için zeytinyağını;тоже и светилника за осветление с приборите му, светилата му, и маслото за осветление;
ışık için kandilliği ve takımlarını, kandilleri, kandiller için zeytinyağını;ואת מנרת המאור ואת כליה ואת נרתיה ואת שמן המאור׃
ışık için kandilliği ve takımlarını, kandilleri, kandiller için zeytinyağını;ومنارة الضوء وآنيتها وسرجها وزيت الضوء
ışık için kandilliği ve takımlarını, kandilleri, kandiller için zeytinyağını;燈 臺 、 和 燈 臺 的 器 具 、 燈 盞 、 並 點 燈 的 油
ışık için kandilliği ve takımlarını, kandilleri, kandiller için zeytinyağını;燈臺 、 和 燈臺 的 器具 、 燈盞 、 並點燈 的 油
Kandilliği Buluşma Çadırına, masanın karşısına, konutun güneyine koydu.Apoi a aşezat sfeşnicul în cortul întîlnirii, în faţa mesei, în partea de miazăzi a cortului;
Kandilliği Buluşma Çadırına, masanın karşısına, konutun güneyine koydu.A postavil svícen v stánku úmluvy naproti stolu, v straně příbytku ku poledni.
Kandilliği Buluşma Çadırına, masanın karşısına, konutun güneyine koydu.A postavil svietnik v stáne shromaždenia naproti stolu na poludniu stranu príbytku.
Kandilliği Buluşma Çadırına, masanın karşısına, konutun güneyine koydu.Colocó el candelabro en el tabernáculo de reunión, frente a la mesa, en el lado sur del tabernáculo
Kandilliği Buluşma Çadırına, masanın karşısına, konutun güneyine koydu.Ðể chân đèn trong hội mạc về phía nam , đối_diện cùng cái bàn .
Kandilliği Buluşma Çadırına, masanın karşısına, konutun güneyine koydu.Ðể chân đèn trong hội mạc về phía nam, đối diện cùng cái bàn.
Kandilliği Buluşma Çadırına, masanın karşısına, konutun güneyine koydu.Derpå satte han Lysestagen ind i Åbenbaringsteltet lige over for Bordet, ved Boligens søndre Væg;
Kandilliği Buluşma Çadırına, masanın karşısına, konutun güneyine koydu.És a gyertyatartót helyhezteté a gyülekezet sátorába az asztal ellenébe, a hajléknak déli oldalán.
Kandilliği Buluşma Çadırına, masanın karşısına, konutun güneyine koydu.Hij zette de kandelaar naast de tafel, aan de zuidkant van de tabernakel.
Kandilliği Buluşma Çadırına, masanın karşısına, konutun güneyine koydu.Il plaça le chandelier dans la tente d`assignation, en face de la table, au côté méridional du tabernacle;
Kandilliği Buluşma Çadırına, masanın karşısına, konutun güneyine koydu.In postavil je svečnik v shodni šator, mizi nasproti, na južno stran prebivališča.
Kandilliği Buluşma Çadırına, masanın karşısına, konutun güneyine koydu.Ja hän asetti seitsenhaaraisen lampun ilmestysmajaan, vastapäätä pöytää, asumuksen eteläsivulle,
Kandilliği Buluşma Çadırına, masanın karşısına, konutun güneyine koydu.Kaki lampu diletakkannya di dalam Kemah, di bagian selatan, berhadapan dengan meja itu
Kandilliği Buluşma Çadırına, masanın karşısına, konutun güneyine koydu.그가 또 회막 안 곧 성막 남편에 등대를 놓아 상과 대하게 하고
Kandilliği Buluşma Çadırına, masanın karşısına, konutun güneyine koydu.Lysestaken satte han i sammenkomstens telt midt imot bordet ved den søndre vegg av tabernaklet
Kandilliği Buluşma Çadırına, masanın karşısına, konutun güneyine koydu.Och han ställde ljusstaken in i uppenbarelsetältet, mitt emot bordet, på tabernaklets södra sida,