kandil ile cümle
kandil kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
kandil için zeytinyağı, mesh yağıyla güzel kokulu buhur için baharat,olje za svetilnice, dišave za mazilno olje in za dišeče kadilo;
kandil için zeytinyağı, mesh yağıyla güzel kokulu buhur için baharat,öljyä seitsenhaaraista lamppua varten, hajuaineita voiteluöljyä ja hyvänhajuista suitsutusta varten,
kandil için zeytinyağı, mesh yağıyla güzel kokulu buhur için baharat,Öl zur Lampe, Spezerei zur Salbe und zu gutem Räuchwerk,
kandil için zeytinyağı, mesh yağıyla güzel kokulu buhur için baharat,untdelemn pentru sfeşnic, mirodenii pentru untdelemnul ungerii şi pentru tămîia mirositoare;
kandil için zeytinyağı, mesh yağıyla güzel kokulu buhur için baharat,ελαιον δια το φως, αρωματα δια το ελαιον του χρισματος και δια το ευωδες θυμιαμα,
kandil için zeytinyağı, mesh yağıyla güzel kokulu buhur için baharat,елей для светильника, ароматы для елея помазания и для благовонного курения,
kandil için zeytinyağı, mesh yağıyla güzel kokulu buhur için baharat,масло за осветление, и аромати за мирото за помазване и за благоуханното кадене,
kandil için zeytinyağı, mesh yağıyla güzel kokulu buhur için baharat,שמן למאר בשמים לשמן המשחה ולקטרת הסמים׃
kandil için zeytinyağı, mesh yağıyla güzel kokulu buhur için baharat,وزيت للمنارة واطياب لدهن المسحة وللبخور العطر
kandil için zeytinyağı, mesh yağıyla güzel kokulu buhur için baharat,點 燈 的 油 、 並 作 膏 油 和 香 的 香 料
kandil için zeytinyağı, mesh yağıyla güzel kokulu buhur için baharat,點燈 的 油 、 並作 膏油 和 香的 香料
Kandilinin başımın üstünde parladığı, Işığıyla karanlıkta yürüdüğüm günler,Aku selalu diberi-Nya pertolongan, diterangi-Nya waktu berjalan dalam kegelapan
Kandilinin başımın üstünde parladığı, Işığıyla karanlıkta yürüdüğüm günler,cînd candela Lui strălucea deasupra capului meu, şi Lumina lui mă călăuzea în întunerec!
Kandilinin başımın üstünde parladığı, Işığıyla karanlıkta yürüdüğüm günler,da hans Lampe lyste over mit Hoved, og jeg ved hans Lys vandt frem i Mørke,
Kandilinin başımın üstünde parladığı, Işığıyla karanlıkta yürüdüğüm günler,da hans lampe skinte over mitt hode, da jeg ved hans lys vandret gjennem mørket,
Kandilinin başımın üstünde parladığı, Işığıyla karanlıkta yürüdüğüm günler,då hans lykta sken över mitt huvud och jag vid hans ljus gick fram genom mörkret!
Kandilinin başımın üstünde parladığı, Işığıyla karanlıkta yürüdüğüm günler,da seine Leuchte über meinem Haupt schien und ich bei seinem Licht in der Finsternis ging;
Kandilinin başımın üstünde parladığı, Işığıyla karanlıkta yürüdüğüm günler,Dokudž svítil svící svou nad hlavou mou, při jehož světle chodíval jsem v temnostech,
Kandilinin başımın üstünde parladığı, Işığıyla karanlıkta yürüdüğüm günler,Entonces él hacía resplandecer su lámpara sobre mi cabeza, y a su luz yo caminaba en la oscuridad
Kandilinin başımın üstünde parladığı, Işığıyla karanlıkta yürüdüğüm günler,Gdy pochodnia jego świeciła nad głową moją, a przy świetle jego przechodziłem ciemności;
Kandilinin başımın üstünde parladığı, Işığıyla karanlıkta yürüdüğüm günler,jolloin hänen lamppunsa loisti pääni päällä ja minä hänen valossansa vaelsin pimeyden halki!
Kandilinin başımın üstünde parladığı, Işığıyla karanlıkta yürüdüğüm günler,Khi ngọn đuốc Chúa soi trên đầu tôi ; Và nhờ ánh_sáng Ngài , tôi bước qua sự tối_tăm .
Kandilinin başımın üstünde parladığı, Işığıyla karanlıkta yürüdüğüm günler,Khi ngọn đuốc Chúa soi trên đầu tôi; Và nhờ ánh sáng Ngài, tôi bước qua sự tối tăm.
Kandilinin başımın üstünde parladığı, Işığıyla karanlıkta yürüdüğüm günler,그 때는 그의 등불이 내 머리에 비취었고 내가 그 광명을 힘입어 흑암에 행하였었느니라
Kandilinin başımın üstünde parladığı, Işığıyla karanlıkta yürüdüğüm günler,ko mi je svetilnica njegova sijala nad glavo in ko sem pri njegovi luči hodil po temi;
Kandilinin başımın üstünde parladığı, Işığıyla karanlıkta yürüdüğüm günler,kor az õ szövétneke fénylett fejem fölött, [s] világánál jártam a setétet;
Kandilinin başımın üstünde parladığı, Işığıyla karanlıkta yürüdüğüm günler,Kým svietil svojou sviecou nad mojou hlavou, keď som chodieval v jeho svetle vo tme!
Kandilinin başımın üstünde parladığı, Işığıyla karanlıkta yürüdüğüm günler,quando a sua lâmpada luzia sobre o minha cabeça, e eu com a sua luz caminhava através das trevas;
Kandilinin başımın üstünde parladığı, Işığıyla karanlıkta yürüdüğüm günler,quando brillava la sua lucerna sopra il mio capo e alla sua luce camminavo in mezzo alle tenebre
Kandilinin başımın üstünde parladığı, Işığıyla karanlıkta yürüdüğüm günler,Quand sa lampe brillait sur ma tête, Et que sa lumière me guidait dans les ténèbres!
Kandilinin başımın üstünde parladığı, Işığıyla karanlıkta yürüdüğüm günler,toen Hij de weg voor mij verlichtte en ik veilig door het donker kon lopen.
Kandilinin başımın üstünde parladığı, Işığıyla karanlıkta yürüdüğüm günler,οτε ο λυχνος αυτου εφεγγεν επι της κεφαλης μου, και δια του φωτος αυτου περιεπατουν εν τω σκοτει
Kandilinin başımın üstünde parladığı, Işığıyla karanlıkta yürüdüğüm günler,Когато светилникът Му светеше на главата ми, И със светлината Му ходех в тъмнината;
Kandilinin başımın üstünde parladığı, Işığıyla karanlıkta yürüdüğüm günler,когда светильник Его светил над головою моею, и я при свете Его ходил среди тьмы;
Kandilinin başımın üstünde parladığı, Işığıyla karanlıkta yürüdüğüm günler,בהלו נרו עלי ראשי לאורו אלך חשך׃
Kandilinin başımın üstünde parladığı, Işığıyla karanlıkta yürüdüğüm günler,حين اضاء سراجه على راسي وبنوره سلكت الظلمة.
Kandilinin başımın üstünde parladığı, Işığıyla karanlıkta yürüdüğüm günler,那 時 他 的 燈 照 在 我 頭 上 . 我 藉 他 的 光 行 過 黑 暗
Kandilinin başımın üstünde parladığı, Işığıyla karanlıkta yürüdüğüm günler,那 時 他 的 燈照 在 我 頭上 . 我 藉 他 的 光行 過黑暗
Kandilliği Buluşma Çadırına, masanın karşısına, konutun güneyine koydu.Apoi a aşezat sfeşnicul în cortul întîlnirii, în faţa mesei, în partea de miazăzi a cortului;
Kandilliği Buluşma Çadırına, masanın karşısına, konutun güneyine koydu.A postavil svícen v stánku úmluvy naproti stolu, v straně příbytku ku poledni.
Kandilliği Buluşma Çadırına, masanın karşısına, konutun güneyine koydu.A postavil svietnik v stáne shromaždenia naproti stolu na poludniu stranu príbytku.
Kandilliği Buluşma Çadırına, masanın karşısına, konutun güneyine koydu.Colocó el candelabro en el tabernáculo de reunión, frente a la mesa, en el lado sur del tabernáculo
Kandilliği Buluşma Çadırına, masanın karşısına, konutun güneyine koydu.Ðể chân đèn trong hội mạc về phía nam , đối_diện cùng cái bàn .
Kandilliği Buluşma Çadırına, masanın karşısına, konutun güneyine koydu.Ðể chân đèn trong hội mạc về phía nam, đối diện cùng cái bàn.
Kandilliği Buluşma Çadırına, masanın karşısına, konutun güneyine koydu.Derpå satte han Lysestagen ind i Åbenbaringsteltet lige over for Bordet, ved Boligens søndre Væg;
Kandilliği Buluşma Çadırına, masanın karşısına, konutun güneyine koydu.És a gyertyatartót helyhezteté a gyülekezet sátorába az asztal ellenébe, a hajléknak déli oldalán.
Kandilliği Buluşma Çadırına, masanın karşısına, konutun güneyine koydu.Hij zette de kandelaar naast de tafel, aan de zuidkant van de tabernakel.
Kandilliği Buluşma Çadırına, masanın karşısına, konutun güneyine koydu.Il plaça le chandelier dans la tente d`assignation, en face de la table, au côté méridional du tabernacle;
Kandilliği Buluşma Çadırına, masanın karşısına, konutun güneyine koydu.In postavil je svečnik v shodni šator, mizi nasproti, na južno stran prebivališča.
Kandilliği Buluşma Çadırına, masanın karşısına, konutun güneyine koydu.Ja hän asetti seitsenhaaraisen lampun ilmestysmajaan, vastapäätä pöytää, asumuksen eteläsivulle,
Kandilliği Buluşma Çadırına, masanın karşısına, konutun güneyine koydu.Kaki lampu diletakkannya di dalam Kemah, di bagian selatan, berhadapan dengan meja itu
Kandilliği Buluşma Çadırına, masanın karşısına, konutun güneyine koydu.그가 또 회막 안 곧 성막 남편에 등대를 놓아 상과 대하게 하고
Kandilliği Buluşma Çadırına, masanın karşısına, konutun güneyine koydu.Lysestaken satte han i sammenkomstens telt midt imot bordet ved den søndre vegg av tabernaklet
Kandilliği Buluşma Çadırına, masanın karşısına, konutun güneyine koydu.Och han ställde ljusstaken in i uppenbarelsetältet, mitt emot bordet, på tabernaklets södra sida,
Kandilliği Buluşma Çadırına, masanın karşısına, konutun güneyine koydu.Pôs também na tenda da revelação o candelabro defronte da mesa, ao lado do tabernáculo para o sul,
Kandilliği Buluşma Çadırına, masanın karşısına, konutun güneyine koydu.Postawił też świecznik w namiocie zgromadzenia na przeciwko stołowi ku południowej stronie przybytku.
Kandilliği Buluşma Çadırına, masanın karşısına, konutun güneyine koydu.und setzte den Leuchter auch hinein, gegenüber dem Tisch, an die Seite der Wohnung gegen Mittag,
Kandilliği Buluşma Çadırına, masanın karşısına, konutun güneyine koydu.И поставил светильник в скинии собрания против стола, на южнойстороне скинии,
Kandilliği Buluşma Çadırına, masanın karşısına, konutun güneyine koydu.Тури светилника в шатъра за срещане откъм южната страна на скинията, срещу трапезата;
Kandilliği Buluşma Çadırına, masanın karşısına, konutun güneyine koydu.וישם את המנרה באהל מועד נכח השלחן על ירך המשכן נגבה׃