kandırdı ile cümle

kandırdı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Sami, Leyla'yı kandırdı.Sami tricked Layla.
Seni kandırdık!Nailed you!
Gölgeler, o hayal, onu kandırdın vardı.The shadows, she fancied, had tricked her.
Bir Kanadalı sistemi kandırdığı zaman bile, onlar bunu toplumun faydalanacağı şekilde yapıyorlar.Even when a Canadian cheats the system, they do it in a way that benefits society.
Mercan da. "Beni kandırdın.The corals say, "You cheated.
Neden Michio'yu kandırdın?How did you fool Michio?
En yakın arkadaşını kandırdın mı?You deceived your best friend completely.
Bundan eminim ki büyükbabam beni kandırdı.I'm convinced that grandpa scammed me.
Beni single'a konuk olmam için kandırdı.. ♪ Oh, DJ çal şimdi şarkımı ♪She tricked me into guesting in a single. ♪ DJ play my song now ♪
Kandırdım hepinizi ! Al bu gümüşü sana iade edeyim !I fooled all of you ! take these as return !
Cool-Son Yeh... Beni kandırdın ve kullandın Nöbetçiler! evet!Cool-Son Yeh... you have cheated me and used me guard! yes!
Bizi 20 yıl kandırdı. Ve sonra bize onun yaşadığını söyleyen... ...kimdi?Who lied to me for almost 20 years, then telling me now that she's still alive?
Kendinizi kandırdınız.Self-deception.
Müdür Oh Yoon Joo'yu kandırdım.I deceived Executive Director Oh Yun Ju.
Onu kandırdığımız için sinirden aşağı yukarı zıplıyor olmalı.He should be jumping up and down because he knows we deceived him.
Sonra uçakta kalmaya gazetecileri kandırdınThey...
İshak, ‹‹Kardeşin gelip beni kandırdı›› diye karşılık verdi, ‹‹Senin yerine o kutsandı.››He said, "Your brother came with deceit, and has taken away your blessing."
Yakup da kaçacağını söylemeyerek Aramlı Lavanı kandırdı.Jacob deceived Laban the Syrian, in that he didn't tell him that he was running away.
"Çünkü siz ALLAH'ın ayetlerini alaya aldınız ve dünya hayatı sizi kandırdı."This because you laughed at God's revelations and were taken in by the life of the world."
Burada, Sırbistan'ın 12 yıldır çeşitli şekillerde kandırdığı vatandaşlarımız söz konusu.This is about our citizens who have been deceived for 12 years by Serbia in various forms.
İnsan kaçakçıları, iş bulma vaadiyle kandırdıkları kadınlara zorla fuhuş yaptırıyor. [Reuters]Human traffickers promise work, but force women into prostitution. [Reuters]
Aztek mitolojisi Tezcatlipoca, rakibi Quetzalcoatl'ı aşırı içki ve ahlaksızlıkla kandırdı.Aztec mythology Tezcatlipoca tricked his rival Quetzalcoatl into over-drinking and wantonry.
Öğretmenler sizi kandırdı mı?Haben euch die Lehrer irregeführt?
Onu kandırdı ama kız onu her zaman seviyor.Il a abusé d'elle, mais elle l'aime pourtant toujours.
Sauron Ar-Pharazôn'u Aman'a saldırarak Valar'dan ölümsüzlüğü alması için kandırdı.Bientôt Sauron convainquit Ar-Pharazôn d'attaquer Aman afin de s'approprier l'immortalité des Valar.
Satıcı beni kandırdı.El vendedor me engañó.
Oraya vardığında ikisi birer bardak şampanya içti ve Lana Enzo'yu kandırdı.Quando incontrò Dylan, i due vendettero harmonica licks, bevevano vino rosso e giocavano a croquet.
Oraya vardığında ikisi birer bardak şampanya içti ve Lana Enzo'yu kandırdı.Quando chegou lá, os dois beberam um copo de champanhe e Lana forçou Enzo a tirar sua roupa.
Doktor'un onu kandırdığını anlar ama iş işten geçmiştir.Hij ziet dat er van hem gegeten is, maar er is ook gewerkt.
Beni kandırdın mı?Heb je me belazerd?
Bates daha sonra Sam'e Lila'nın onu kandırdığı ve eve gittiğini ve annesinin onu beklediğini söyledi.Tom chciał to zrobić, ale Lynette go zatrzymała i krzyknęła do sąsiadki by powiedziała proszę.
Oraya vardığında ikisi birer bardak şampanya içti ve Lana Enzo'yu kandırdı.Hänen vanhempansa olivat työmies Matti Viinamäki ja Leena Kaisa Luoma.
Doktor'un onu kandırdığını anlar ama iş işten geçmiştir.天皇は欺かれたと知ったがもう手遅れであった。
Doktor'un onu kandırdığını anlar ama iş işten geçmiştir.Karalius suvokia, jog buvo apgautas, tačiau vis tiek tęsia procesiją.
"Beni kandırdın."Ai trișat.
"Beni kandırdın."Ihr habt uns betrogen.
"Beni kandırdın."Jullie spelen vals.
"Beni kandırdın. Kiranı ödemedin" der."Mi hai imbrogliato, non hai pagato l'affitto".
"Beni kandırdın."Me engañaste.
"Beni kandırdın."Petturit.
Beni kandırdın, Selim Bradley.C'ero cascato anch'io, Selim Bradley.
Beni kandırdın, Selim Bradley.Du lurade mig allt, Selim Bradley.
Beni kandırdın, Selim Bradley.Du narrede mig, Selim Bradley.
Beni kandırdın, Selim Bradley.Enganaste-me, Selim Bradley.
Beni kandırdın, Selim Bradley.Huijasit minua, Selim Bradley.
Beni kandırdın, Selim Bradley.Oszukałeś mnie, Selimie Bradley.
Beni kandırdın, Selim Bradley.Realmente me habías engañado, Selim Bradley.
Beni kandırdın, Selim Bradley.Με παραπλάνησες, Σελίμ Μπράντλεϊ!
Beni kandırdın, Selim Bradley.Ты провёл меня, Селим Брэдли.
"Beni kandırdın."Вие мамите.
Bir Kanadalı sistemi kandırdığı zaman bile, onlar bunu toplumun faydalanacağı şekilde yapıyorlar.Aj keď Kanaďan podvádza systém, robí tak spôsobom, ktorý obohacuje spoločnosť.
Bir Kanadalı sistemi kandırdığı zaman bile, onlar bunu toplumun faydalanacağı şekilde yapıyorlar.Chiar şi atunci când înşală sistemul, un canadian o face astfel încât să şi ajute societatea.
Bir Kanadalı sistemi kandırdığı zaman bile, onlar bunu toplumun faydalanacağı şekilde yapıyorlar.I když Kanaďani podvádí systém, dělají to stylem, který je prospěšný pro společnost.
Bir Kanadalı sistemi kandırdığı zaman bile, onlar bunu toplumun faydalanacağı şekilde yapıyorlar.Incluso cuando burlamos el sistema, los canadienses lo hacen de manera tal que la sociedad se ve beneficiada.
Bir Kanadalı sistemi kandırdığı zaman bile, onlar bunu toplumun faydalanacağı şekilde yapıyorlar.만약 캐나다인들이 규칙을 어긴다면, 사회에 도움이 되기 때문에 그러는 거랍니다!
Bir Kanadalı sistemi kandırdığı zaman bile, onlar bunu toplumun faydalanacağı şekilde yapıyorlar.Még ha ki is játsza a rendszert egy kanadai azt úgy teszi, hogy közben javára váljon a társadalomnak.
Bir Kanadalı sistemi kandırdığı zaman bile, onlar bunu toplumun faydalanacağı şekilde yapıyorlar.Même si un Canadien gruge le système, la société en retire un bénéfice.
Bir Kanadalı sistemi kandırdığı zaman bile, onlar bunu toplumun faydalanacağı şekilde yapıyorlar.Meskipun ketika seorang Kanada mencurangi sistem, mereka lakukan itu dalam cara yang menguntungkan masyarakat.
Bir Kanadalı sistemi kandırdığı zaman bile, onlar bunu toplumun faydalanacağı şekilde yapıyorlar.Mesmo quando um canadiano faz batota com o sistema, a sociedade fica a ganhar com isso. (Risos) (Aplausos)
Bir Kanadalı sistemi kandırdığı zaman bile, onlar bunu toplumun faydalanacağı şekilde yapıyorlar.Nawet jeżeli Kanadyjczyk oszukuje system, to i tak robi to tak, że skorzysta na tym także społeczeństwo.

İlgili Sayfalar