Kanaatimi sonuna kadar dinlemelisiniz.Vous devez entendre mes convictions.
Kanaatimi sonuna kadar dinlemelisiniz.Πρέπει οπωσδήποτε να ακούσετε τα ταπεινά μου λόγια.
Kanaatimi sonuna kadar dinlemelisiniz.عليك ان تستمعي لكلامي
Kıt kanaat bir bütçeyle çalışıyorlar.Bugetul este foarte redus.
Kıt kanaat bir bütçeyle çalışıyorlar.Dana mereka sangat terbatas.
Kıt kanaat bir bütçeyle çalışıyorlar.Họ làm việc với một khoản tiền ít ỏi.
Kıt kanaat bir bütçeyle çalışıyorlar.Ils travaillent avec un budget minime.
Kıt kanaat bir bütçeyle çalışıyorlar.Kifillérezett költségvetésből.
Kıt kanaat bir bütçeyle çalışıyorlar.그들은 적은 예산으로 일하고 있습니다.
Kıt kanaat bir bütçeyle çalışıyorlar.Lavorano con un budget ridottissimo.
Kıt kanaat bir bütçeyle çalışıyorlar.Pracują z niewielkim budżetem.
Kıt kanaat bir bütçeyle çalışıyorlar.Sie arbeiten mit sehr knappen Mitteln.
Kıt kanaat bir bütçeyle çalışıyorlar.Trabajan con un presupuesto mínimo.
Kıt kanaat bir bütçeyle çalışıyorlar.Trabalham com um orçamento apertado.
Kıt kanaat bir bütçeyle çalışıyorlar.Ze werken met een klein budget.
Kıt kanaat bir bütçeyle çalışıyorlar.Εργάζονται με έναν ελάχιστο προϋπολογισμό.
Kıt kanaat bir bütçeyle çalışıyorlar.Они работают на ограниченном бюджете.
Kıt kanaat bir bütçeyle çalışıyorlar.Те работят със съвсем оскъден бюджет.
Kıt kanaat bir bütçeyle çalışıyorlar.הם עובדים בתקציב זעום.
Kıt kanaat bir bütçeyle çalışıyorlar.ويعملون بميزانية ضئيلة.
Kıt kanaat bir bütçeyle çalışıyorlar.トイレは地面に掘った穴を
O ise yapýlacak en büyük hatanýn o çocuđa aldýrmamak olacađý kanaatindeydi.A on odpovídal, "Největší chyba by byla tomuto chlapci nenaslouchat."
O ise yapýlacak en büyük hatanýn o çocuđa aldýrmamak olacađý kanaatindeydi.Mais Larry répondait : "L'erreur serait de ne pas écouter ce gamin".
O ise yapýlacak en büyük hatanýn o çocuđa aldýrmamak olacađý kanaatindeydi.Nhưng Lary đã trả lời rằng:<br/>"Điên thì mới không nghe lời cậu bé này."
O ise yapýlacak en büyük hatanýn o çocuđa aldýrmamak olacađý kanaatindeydi.¿No crees que es una gran cagada?" Y Larry respondía: "La gran cagada sería no escucharlo".
O ise yapýlacak en büyük hatanýn o çocuđa aldýrmamak olacađý kanaatindeydi.Und Larry erwidert: "Der größte Fehler, den wir machen könnten, ist nicht auf dieses Kind zu hören."
O ise yapýlacak en büyük hatanýn o çocuđa aldýrmamak olacađý kanaatindeydi.Και ο Larry έλεγε, "Το μεγαλύτερο λάθος μας θα ήταν αν δεν ακούγαμε αυτό το παιδί."
O ise yapýlacak en büyük hatanýn o çocuđa aldýrmamak olacađý kanaatindeydi.А Лари им отговаря: "най-голямата грешка би било да не се вслушаме в това момче."
O ise yapýlacak en büyük hatanýn o çocuđa aldýrmamak olacađý kanaatindeydi.И Ларри, как," Самая большая ошибка, которую мы бы не слушать этого парня "
O ise yapýlacak en büyük hatanýn o çocuđa aldýrmamak olacađý kanaatindeydi.وكان لسان حال لاري: " الخطأ الأكبر الذي قد " نقوم به، أن لا نصغي لهذا الطفل
O ise yapýlacak en büyük hatanýn o çocuđa aldýrmamak olacađý kanaatindeydi.彼はなんとか演壇に立てるぐらいしか背が高くなくて、
Öyleyse, insanların uygar dünyaya taşıdığı ahlaki kanaat ve dini inanışları tartışmaktan kaçınmalıyız.Jadi, lebih baik kita menghindar mengingkari, moral dan keyakinan agama yang dibawa ke kehidupan sehari-hari.
Öyleyse, insanların uygar dünyaya taşıdığı ahlaki kanaat ve dini inanışları tartışmaktan kaçınmalıyız.따라서 시민 사회에서의 도덕적, 종교적 신념들에 대한 논의는 피하고
Öyleyse, insanların uygar dünyaya taşıdığı ahlaki kanaat ve dini inanışları tartışmaktan kaçınmalıyız.Lepiej więc unikać i ignorować moralne i religijne przekonania będące częścią życia obywatelskiego.
Öyleyse, insanların uygar dünyaya taşıdığı ahlaki kanaat ve dini inanışları tartışmaktan kaçınmalıyız.Mieux vaut répugner à, ignorer les certitudes morales et religieuses que les gens amènent dans la vie civique.
Öyleyse, insanların uygar dünyaya taşıdığı ahlaki kanaat ve dini inanışları tartışmaktan kaçınmalıyız.Vậy tốt hơn là tránh xa, tảng lờ, lòng tin vào đạo đức và tôn giáo mà con người đem đến cuộc sống văn minh.
Öyleyse, insanların uygar dünyaya taşıdığı ahlaki kanaat ve dini inanışları tartışmaktan kaçınmalıyız.לכן עדיף להימנע, להתעלם, מהדעות והרעיונות המוסריים והדתיים
Öyleyse, insanların uygar dünyaya taşıdığı ahlaki kanaat ve dini inanışları tartışmaktan kaçınmalıyız.إذاً فمن الأفضل أن نخجل من، ونتجاهل، الأخلاق والمعتقدات الدينية
Öyleyse, insanların uygar dünyaya taşıdığı ahlaki kanaat ve dini inanışları tartışmaktan kaçınmalıyız.道徳や宗教的信念については 身をかわすか 無視しておく方が良いと考える
Sadece kanaat veya sadece kalıplardan ibaret olmazdı.Ça ne dépendrait pas d'un simple jugement ou d'un simple aspect.
Sadece kanaat veya sadece kalıplardan ibaret olmazdı.Điều này không liên quan đến ý kiến hoặc hình thức..
Sadece kanaat veya sadece kalıplardan ibaret olmazdı.Es wäre dann keine Frage von Meinung oder gerechter Erscheinung.
Sadece kanaat veya sadece kalıplardan ibaret olmazdı.Het zou geen zaak zijn van gewoon een mening of gewoon schijn.
Sadece kanaat veya sadece kalıplardan ibaret olmazdı.Ini tidak lagi menjadi masalah pendapat dan penampilan.
Sadece kanaat veya sadece kalıplardan ibaret olmazdı.단지 의견이나 단지 외양은 문제가 되지 않을것입니다.
Sadece kanaat veya sadece kalıplardan ibaret olmazdı.Não seria uma questão de mera opinião ou aparência.
Sadece kanaat veya sadece kalıplardan ibaret olmazdı.Nebyla by to jenom záležitost názoru nebo pohledu.
Sadece kanaat veya sadece kalıplardan ibaret olmazdı.Nem lenne többé pusztán vélemény, vagy külső megjelenés függvénye.
Sadece kanaat veya sadece kalıplardan ibaret olmazdı.Nie byłaby to kwestia opinii czy wyglądu.
Sadece kanaat veya sadece kalıplardan ibaret olmazdı.Non sarebbe un problema di opinioni o di impressioni su ciò che è giusto.
Sadece kanaat veya sadece kalıplardan ibaret olmazdı.No sería una cuestión de simple opinión o apariencias.
Sadece kanaat veya sadece kalıplardan ibaret olmazdı.Nu ar fi doar o chestiune de opinie sau imagine.
Sadece kanaat veya sadece kalıplardan ibaret olmazdı.Δε θα ήταν ένα θέμα απλώς γνώμης ή εμφάνισης.
Sadece kanaat veya sadece kalıplardan ibaret olmazdı.Нямаше да е въпрос на мнение или външен вид.
Sadece kanaat veya sadece kalıplardan ibaret olmazdı.Это не было бы спорным вопросом или внешним признаком.
Sadece kanaat veya sadece kalıplardan ibaret olmazdı.זה לא היה רק עניין של דעה או מראה.
Sadece kanaat veya sadece kalıplardan ibaret olmazdı.ولن يكون ذلك مجرد رأي فقط أو مناقشات فقط.
Sadece kanaat veya sadece kalıplardan ibaret olmazdı.外見の問題ではなくなるだろう とても魅力的なビジョンです
Şirketin aşırı pahalı bir fiyattan işlem gördüğüne kanaat getirdiler ve sattılar.A protože x, y a z, tato firma je skutečně nadhodnocená.
Şirketin aşırı pahalı bir fiyattan işlem gördüğüne kanaat getirdiler ve sattılar.왜냐하면 x, y, z 이 회사들은 정말로