O, Kanada'dan döndü.He came back from Canada.
O, Kanada'ya gitmek üzere.He is on the point of leaving for Canada.
O, Kanadalı bir kızla evlendi.He married a Canadian girl.
Ben onun teklifi kabul etmeyeceği kanaatindeyim.I am of the opinion that he will not accept the proposal.
O, kıt kanaat geçiniyor.He lives from hand to mouth.
O kıt kanaat geçiniyor.He's living from hand to mouth.
O kıt kanaat geçiniyor ve asla bir kuruş biriktirmiyor.He lives hand to mouth and never saves a cent.
Kıt kanaat geçinebildi.He managed to make both ends meet.
O bir kuruş biriktirmeden kıt kanaat yaşıyor.He lives from hand to mouth without saving a penny.
O, para biriktirmek için yıllarca kıt kanaat geçindi.He pinched and scraped for many years to save money.
Kanazawa'ya giden bir trene bindi.He got on a train bound for Kanazawa.
O dün Kanada için yola çıktı.He set out for Canada yesterday.
Burnu kanadı.His nose bled.
Onun burnu kanadı.His nose bled.
Onlar Kanada'ya yerleştiler.They settled in Canada.
Artık kıt kanaat geçinmek zorunda olmayacakları zamanı dört gözle bekliyorlardı.They looked forward to a time when they would no longer have to live from hand to mouth.
Onlar kıt kanaat geçinebiliyorlardı.They could barely make ends meet.
Onun haklı olduğu kanaatindeyim.I am of the opinion that she is right.
O Kanadalı bir öğrencidir, amcamla birlikte kalıyor.She is a student from Canada, staying with my uncle.
İki yıl önce Kanazawa'yı ziyaret etti.She visited Kanazawa two years ago.
Kanal'ı yüzerek geçme planları suya düştü.She failed in her attempt to swim the Channel.
O beni görmek için Kanada'dan geldi.She came from Canada to see me.
O bu otelde kalamıyor, çünkü o, Kanada'ya geri gitti.She cannot be staying at this hotel, because she has gone back to Canada.
Kıt kanaat geçiniyor.She is living from hand to mouth.
O, kıt kanaat geçinmeye çalışıyordu.She tried to make both ends meet.
Burun kanamamı durduramıyorum.I can't stop my nosebleed.
Zenginlerin kanatları var.Riches have wings.
Annem kıt kanaat geçinmekte sorun yaşıyor.Mother is having trouble making ends meet.
Kız arkadaşım Kanada'ya gitti.My girlfriend has gone to Canada.
Şu anda o hâlâ Kanada'da.At present, he is in Canada.
Gelecek yıl Kanada'ya gitmeyi umuyorum.I hope to go to Canada next year.
Gelecek yıl Kanada'ya gitmeyi düşünüyorum.I'm thinking of going to Canada next year.
Bana gözyaşı kanalımın tıkandığı söylenildi.I was told my tear duct was blocked.
O, kıt kanaat geçinirdi.She used to live hand to mouth.
Kanada soğuk bir iklime sahiptir.Canada has a cold climate.
Kanada'nın soğuk bir iklimi vardır.Canada has a cold climate.
Onun Kanada'da doğduğunu biliyoruz.We know that she was born in Canada.
Kanada'nın hangi kısmındansın?What part of Canada are you from?
Hiçbir kuş gereğinden çok yükseğe uçmaz, eğer ki kendi kanatlarıyla uçuyorsa.No bird soars too high if he soars with his own wings.
O, İngiliz Kanalında yüzmüş tek Amerikalı.He is the only American to have swum the English Channel.
Ona oğlunun tamamen kana bulanmış giysisini getirdik.We brought him his son's completely bloodstained garment.
Bir kilo tavuk kanadı alabilir miyim?Can I get a kilo of chicken wings please?
İngiliz kanalını yüzerek geçmeyi başardım.I was able to swim across The English Channel.
Kanadalı bir İngilizce dil eğitmeni tanıyorum.I know an English language instructor who comes from Canada.
Kanatlarım nerede?Where are my wings?
Evangeline Lilly, Kanadalıdır.Evangeline Lilly is Canadian.
Yer kana bulandı.The floor was covered with blood.
Japonya'nın nüfusu Kanada'nınkinden daha büyüktür.The population of Japan is larger than that of Canada.
Benim diş etlerim kanar.My gums bleed.
Kuraklık sırasında, çiftçiler kıt kanaat zorlukla geçinebiliyorlar.During droughts, farmers are barely able to eke out a living.
Kulak kanalı, kulak zarına ses dalgaları gönderir.The ear canal sends sound waves to the eardrum.
Geçen kış kayak yapmak için Kanada'ya gittim.Last winter, I went to Canada to ski.
Bir kelebeğin kanadı bir sürü detay içerir.A butterfly's wing contains many details.
1497 de, John Cabot Kanada'yı araştırdı.In 1497, John Cabot explored Canada.
Kanal 79'da haber zamanı.It's time for the news on Channel 79.
Banyo boruları kanalizasyonla tıkanmış.The bathroom pipes are clogged with sewage.
Kanalizasyon çoğunlukla okyanusu kirletir.Sewage often pollutes the ocean.
Kanamayı durdurmak için yara üstüne baskı uygula.Put pressure on the wound to stop the bleeding.
Dünyanın en büyük teleskobu Kanarya Adalarındadır.The world's largest telescope is in the Canary Islands.
Bazı Kanada topraklarında neredeyse hiç insan yoktur.Some Canadian territories have almost no people.