O kanserden öldü.He died of cancer.
Onun hastalığı kanser olabilir.His illness may be cancer.
Ben onun babası olduğunu düşündüğüm adam tam bir yabancı olduğunu kanıtladı.The man who I thought was his father proved to be a perfect stranger.
Babası 10 yıl önce kanserden öldü.His father had died of cancer 10 years ago.
Onun yaralı bacağı tekrar kanamaya başladı.His wounded leg began to bleed again.
O "Ben Kanada'dan geldim" dedi.He said, "I'm from Canada."
Haziran ayında Tokyo'dan ayrılacak ve Kansai'ye gidecek.He will leave Tokyo and come to Kansai in June.
O, Kanada'dan döndü.He came back from Canada.
O, Kanada'ya gitmek üzere.He is on the point of leaving for Canada.
O, Kanadalı bir kızla evlendi.He married a Canadian girl.
O kanserden ölmedi.He did not die of cancer.
Onun kanseri var.He has got cancer.
O kanser araştırmaları için büyük bir katkı yaptı.He made a great contribution to research into cancer.
Bu yeni kanunun, özgürlüğünü kısıtlayacağını hissediyor.He feels this new law will restrict his freedom.
O bir casus olduğunu kanıtladı.He proved to be a spy.
Ben onun teklifi kabul etmeyeceği kanaatindeyim.I am of the opinion that he will not accept the proposal.
O, kıt kanaat geçiniyor.He lives from hand to mouth.
O kıt kanaat geçiniyor.He's living from hand to mouth.
O kıt kanaat geçiniyor ve asla bir kuruş biriktirmiyor.He lives hand to mouth and never saves a cent.
O, kanepede uzanıyor.He is lying on the sofa.
Kıt kanaat geçinebildi.He managed to make both ends meet.
Onun kanı kaynıyor.His blood is boiling.
Kanepeye oturdu ve bacak bacak üstüne attı.He sat on the bench and crossed his legs.
Kolaylıkla kandı ve ona biraz para verdi.He was easily deceived and gave her some money.
O, daha fazla umutsuz kanıt arayışı içinde.He is in desperate search of further evidence.
O bir kuruş biriktirmeden kıt kanaat yaşıyor.He lives from hand to mouth without saving a penny.
Bir müzisyen olarak kendini kanıtladı.He has established himself as a musician.
Hiç kanji yazamaz.He can't write any kanji.
O, geçen yıl kanserden öldü.He died of cancer last year.
O, para biriktirmek için yıllarca kıt kanaat geçindi.He pinched and scraped for many years to save money.
Kanazawa'ya giden bir trene bindi.He got on a train bound for Kanazawa.
O asil kanlı bir adam.He is a man of noble blood.
Yüksek kan basıncından rahatsızlık çekiyor.He suffered from high blood pressure.
O dün Kanada için yola çıktı.He set out for Canada yesterday.
O, kanepede yanıma uzandı.He sprawled out on the sofa next to me.
O, kanıtla karşı karşıyaydı.He was confronted with the evidence.
O, dürüst olduğunu kanıtladı.He proved to be honest.
Savaş için bir kanıt sundu.He presented an argument for the war.
Kanuna aykırı park etmekten, ona 5.000 yen ceza verdiler.They fined him 5,000 yen for illegal parking.
O akciğer kanserinden öldü.He died of lung cancer.
Akciğer kanseri için ameliyat edildi.He was operated on for lung cancer.
Onun akciğer kanseri var.He's got lung cancer.
O, akciğer kanseri olmaktan korkuyor.He is afraid of getting lung cancer.
Burnu kanadı.His nose bled.
Onun burnu kanadı.His nose bled.
O, iyi bir yazar olduğunu kanıtladı.He proved to be a good writer.
Onun kız kardeşi için kanını verdi.He gave his blood to help his sister.
O, her gün kan basıncı ölçtürmek zorundadır.He has to have his blood pressure taken every day.
Kolları bağlı şekilde kanepede oturdu.He sat on the sofa with his arms folded.
Onlar Kanada'ya yerleştiler.They settled in Canada.
Onlar kanser araştırma işiyle meşgul.They are engaged in cancer research.
Onlar kötü bir kanunu yürürlüğe sokuyorlar.They are going to put the bad law in force.
Artık kıt kanaat geçinmek zorunda olmayacakları zamanı dört gözle bekliyorlardı.They looked forward to a time when they would no longer have to live from hand to mouth.
Onlar hala kanıt arıyorlar.They are still seeking evidence.
Onlar kıt kanaat geçinebiliyorlardı.They could barely make ends meet.
Onu mahkûm etmek için suçla ilgili yeterli kanıt yoktu.There wasn't enough evidence to convict him of the crime.
Onun haklı olduğu kanaatindeyim.I am of the opinion that she is right.
O Kanadalı bir öğrencidir, amcamla birlikte kalıyor.She is a student from Canada, staying with my uncle.
Oğlu henüz bir çocukken kanserden öldü.Her son died of cancer when still a boy.
O düşük kan basıncından muzdarip.She suffers from low blood pressure.