Kan basıncım düşük.I have low blood pressure.
Ben haklı olduğumu kanıtlayabilirim.I can prove that I am right.
Hafta sonunu Kanazawa'da geçireceğim.I am going to spend the weekend in Kanazawa.
Onları arabayla Kanda'ya bıraktım.I dropped them off at Kanda.
Yarın Kanada'ya hareket ediyorum.I'm leaving for Canada tomorrow.
Yarın Kanada'ya geri geleceğim.I will come back to Canada tomorrow.
Beni kandırma.Don't deceive me.
Kan davamız çocukluğumuza kadar uzanır.Our feud traces back to our childhood.
Biz bir kano kiraladık.We rented a canoe.
Bize Newton'un yerçekimi kanununu keşfettiği öğretildi.We were taught that Newton discovered the law of gravity.
Ultraviyole ışınları cilt kanserine neden olabilir.Ultraviolet rays can cause skin cancer.
Diş etlerin kanar mı?Do your gums bleed?
Benim dişetim kanıyor.I have bleeding gums.
Bir kaza oldu. Bir adam yaralandı. Aşırı kanaması var.There's been an accident. A man is hurt. He's bleeding badly.
Yeterli kanıt yokluğunda, polis onu suçlayamadı.In the absence of sufficient proof, the police could not indict him.
Amcamın kanserden öldüğünü duydum.I hear my uncle died of cancer.
Benim kötü bir kanamam var.I'm bleeding badly.
Kanamayı durdurmak için bir şey yapılmalıSomething has to be done to stop the bleeding.
Beynin sürekli bir kan kaynağına ihtiyacı var.The brain needs a continuous supply of blood.
Çocuk kanepeye uzandı.The boy lay on the sofa.
Hiçbir kanıt yoktur.There's no evidence.
Kanıtın olmadıkça onu çalmakla suçlayamazsın.You can't accuse him of stealing unless you have proof.
Kanıt bizi onun masumluğuna ikna etti.The evidence convinced us of his innocence.
Kanıt açıktır.The evidence is clear.
Kalbin işlevi kan pompalamaktır.The function of the heart is to pump blood.
Yeni kanepe perdelere uyuyor.The new sofa goes with the curtains.
Yeni vergi kanunu boşluklarla dolu.The new tax law is full of loopholes.
Yeni keşif bilime faydalı olduğunu kanıtladı.The new discovery proved useful to science.
Gazete Başbakanın kanserden öldüğünü bildiriyor.The newspaper reports the prime minister has died of cancer.
Bayan Kanda iyi yüzebilir.Miss Kanda can swim well.
Bayan Kanda iyi bir yüzücüdür.Miss Kanda is a good swimmer.
Bayan Kanda çok hızlı bir koşucudur.Miss Kanda is a very fast runner.
Miss Kanda çok hızlı koşar.Miss Kanda runs very fast.
Kendinizi kandırmayın.Don't kid yourself.
Savaş asla barışı kanıtlamamıştır.Battle's never proven peace.
Gemi Süveyş kanalından geçti.The ship went through the Suez Canal.
Gemi Panama Kanalından geçti.The ship went through the Panama Canal.
Birinin çözümü, ötekinin çözümünü kanıtlayabilir.The solution of one may prove to be the solution of the other.
Büyükbaba kanepede uyukluyor.Grandfather is napping on the sofa.
Tayfun Kanto bölgesine çarptı.The typhoon struck the Kanto district.
Onlar kan ter içinde kaldılar.They sweated gallons.
Küçük çocukları kaçıran insanlar hakkında duymak kanımı kaynatıyor.Hearing about people kidnapping little children just makes my blood boil.
Kafesteki kuşlar kanaryadır.The birds in the cage are canaries.
Kanapede bir kedi yatıyor.A cat is lying on the sofa.
Kuş kanatlarını çırptı.The bird flapped its wings.
Bir kuşun kanatları vardır.A bird has wings.
Bir kuş kanatlarını oynatmadan havada süzülebilir.A bird can glide through the air without moving its wings.
Makul bir egzersiz kan dolaşımını artırır.Moderate exercise stimulates the circulation of blood.
Ben kan öksürdüm.I coughed up blood.
O zaman ben Kanada'da idim.At that time, I was in Canada.
Japonya Kanada ile çok ticaret yapar.Japan does a lot of trade with Canada.
Japonya'nın Kanada ile çok ticareti var.Japan has a lot of trade with Canada.
Japonya Kanada kadar büyük değildir.Japan is not as large as Canada.
Japonya Kanada'dan daha küçüktür.Japan is smaller than Canada.
Göğüs kanseri için bir test yaptırmak istiyorum.I'd like to have a test for breast cancer.
Kedi kanapede uyuyor.The cat is sleeping on the sofa.
Onun kanıtlanmış yeteneğine güvenebilirsin.You can rely on his proven ability.
Aksanına bakarsak, o Kansai'li.Judging from his accent, he is from Kansai.
Dedesi bir yıl önce kanserden öldü.His grandfather died of cancer a year ago.
Bu kirli giysiler onun suçsuzluğunu kanıtlayacak yeni bir kanıt parçası olabilirdi.These dirty clothes could be a new piece of evidence to prove his innocence.