kanıtlayacak ile cümle
kanıtlayacak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
12
HARF
5
HECE
8
ORT. KELİME
Bu kirli giysiler onun suçsuzluğunu kanıtlayacak yeni bir kanıt parçası olabilirdi.These dirty clothes could be a new piece of evidence to prove his innocence.
Bu neyi kanıtlayacak?What's that going to prove?
Tom'un kanıtlayacak hiçbir şeyi kalmadı.Tom has nothing left to prove.
Onu oraya koyduğumu nasıl kanıtlayacaksın?How are you going to prove that I put it there?
Nasıl bir şeyi kanıtlayacaklar?How are they going to prove anything?
Polisin bunu kanıtlayacak hiçbir kanıtı yok.The police have no evidence to prove that.
"Çok güzel, ama bunu kanıtlayacak mı?""Gut beraten, aber von wem?".
Bununla birlikte, I. İoannis Çimiskes, Nikiforos'tan daha büyük bir düşman olduğunu kanıtlayacaktı.However, John I Tzimiskes would prove to be a greater foe than Nikephoros.
Bu bütün dünyaya herkesin bunu yapabileceğini kanıtlayacak."It will prove to the world that anybody can do this."
Ayrıca bunu kanıtlayacak belgelerim var.Besides, I've got the logs to prove it.
ve seni kırmaya çalışan herkese bunu kanıtlayacaksın!Simple idea that will change everything.
"Yıllardır çalışıyorum ve elimde bunu kanıtlayacak hiçbir şey yok!""I've been working all these years and I've nothing to show for it!"
Onlara kanıtlayacak önermeler hakkında konuştuğumda ne anladığınızı söyleyin.I've talk about --
"Ve suçlular hoş görmese de Allah, hakkı, kelimeleriyle ortaya çıkarıp kanıtlayacaktır."God vindicates the truth by His commands, however the sinners may dislike it."
Bu, toplum olarak büyüdüğümüzü kanıtlayacak ve daha iyi bir geleceğe kavuşmamıza yardım edecektir."This will prove that we have grown as a community and help us find a better future."
Bunu kanıtlayacak pek fazla delil yok.Little evidence has appeared to substantiate this.
Ama gerçeklerin böyle olmadığını kanıtlayacak pek çok şey var.However, there is much to suggest this is not the case.
Ancak savcılar savlarını kanıtlayacaklarından emin görünüyorlar.But the prosecutors appear confident they will be able to prove their case.
1905 Albert Einstein, Brown hareketini atom teorisini kesin olarak kanıtlayacak şekilde açıklar.[1]1905 Albert Einstein explains Brownian motion in a way that definitively proves atomic theory.[93]
"Çok güzel, ama bunu kanıtlayacak mı?"Это смело, но если вдуматься, как это хорошо».
"Çok güzel, ama bunu kanıtlayacak mı?"ومن الرائع مقارنتي به، ولكنني يجب أن أثبت نفسي ".
Bu biçimlendirme Fansız bisikletçileri için başarılı olmayı kanıtlayacaktı.ويمكن لهذه الرياح أن تكون ضارة لراكبي الدراجات.
Lee Marvin'le ilişkili olduğunu ya da onun oğlu olduğunu kanıtlayacak bir yüz yapısına sahip olman gerekiyor.Você tem que ter uma estrutura facial, que poderia estar relacionada, ou ser um filho de Lee Marvin.
Bu biçimlendirme Fansız bisikletçileri için başarılı olmayı kanıtlayacaktı.Um forte vento seria um fator dificultante para os ciclistas.
"Çok güzel, ama bunu kanıtlayacak mı?"Zo lekker, 't zou verboden moeten worden!".
"Çok güzel, ama bunu kanıtlayacak mı?"To będzie trudne do udowodnienia”.
"Çok güzel, ama bunu kanıtlayacak mı?"Det skall vara vackert, även om det är krokigt.”
"Çok güzel, ama bunu kanıtlayacak mı?"A věřím, že je nádherná, když se ji naučíte správně."
Bu biçimlendirme Fansız bisikletçileri için başarılı olmayı kanıtlayacaktı.Kifejezetten ajánlott azoknak, akiknek problémát okoz a biciklizés.
"Çok güzel, ama bunu kanıtlayacak mı?"Det er så svært at bevise."
"Çok güzel, ama bunu kanıtlayacak mı?"粗末なものですが差し上げましょう」と言った。
"Çok güzel, ama bunu kanıtlayacak mı?"이는 당연한 이치인데 이를 어찌 섭섭하게 여겨 원망하십니까?"
Kanıtlayacak cesareti olan her insanın özünde kendisi gibi olabileceğine inanır.Onaj koji sve može lako će doći do uvjerenja da se na sve može usuditi.
"Çok güzel, ama bunu kanıtlayacak mı?""Bude to bolieť, ale bude to mať výsledky".
ABC ye benzer olduğunu kanıtlayacak birkaç varsayımda bulunmak istiyorum.필수적인 조건들, 즉, 닮음의 공리에 대해 배워봅시다
Ama yinede, bu okyanuslarda devler de var, ve artık bunu kanıtlayacak videolarımız var,Jednak olbrzymy w oceanie istnieją. Oto wideo potwierdzające tę tezę.
Ama yinede, bu okyanuslarda devler de var, ve artık bunu kanıtlayacak videolarımız var,그럼에도 불구하고 바다에는 거대한 동물들이 있습니다. 우리는 이제 그 영상 증거를 갖고 있습니다.
Ama yinede, bu okyanuslarda devler de var, ve artık bunu kanıtlayacak videolarımız var,Toch zijn er reuzen in de ocean.
Ama yinede, bu okyanuslarda devler de var, ve artık bunu kanıtlayacak videolarımız var,V oceánu nicméně obři existují a teď o tom máme i důkaz v podobě videozáznamu.
Ama yinede, bu okyanuslarda devler de var, ve artık bunu kanıtlayacak videolarımız var,אף-על-פי-כן, ישנם ענקים באוקיינוסים, ועכשיו יש לנו הוכחה בוידאו.
Ama yinede, bu okyanuslarda devler de var, ve artık bunu kanıtlayacak videolarımız var,بالرغم من ذلك، يوجد عمالقة في المحيطات، ولدينا اليوم إثبات بالفيديو،
Ama yinede, bu okyanuslarda devler de var, ve artık bunu kanıtlayacak videolarımız var,証拠のビデオも手にすることが出来たのです ディスカバリーチャンネルで ご覧になった方はご存じのことでしょう
Bu adamlar, gezegenin zamanla ısındığını nasıl kanıtlayacaklarını konuştukları büyük toplantılar yapıyorlar.그들은 걸핏하면 큰 회의를 열어 어떻게 하면 지구가 계속 온난화되는 지를 증명할 수 있는지 논의를 하는데,
Bu adamlar, gezegenin zamanla ısındığını nasıl kanıtlayacaklarını konuştukları büyük toplantılar yapıyorlar.ויש להם את הישיבות בהן הם מנסים להבין כיצד נוכל להוכיח ללא הרף שכדור-הארץ מתחמם,
Bu adamlar, gezegenin zamanla ısındığını nasıl kanıtlayacaklarını konuştukları büyük toplantılar yapıyorlar.ولديهم هذه الإجتماعات الضخمة حيث يحاولون معرفة كيف يمكن أن -- كيف يمكن أن نستمر في إثبات أن الكوكب يزداد دفئا،
Bu adamlar, gezegenin zamanla ısındığını nasıl kanıtlayacaklarını konuştukları büyük toplantılar yapıyorlar.多数の人々の感覚に反して 地球が温暖化していると証明し続ける方法を 模索しています
Bu bütün dünyaya herkesin bunu yapabileceğini kanıtlayacak."Ça prouvera au monde que n'importe qui peut le faire."
Bu bütün dünyaya herkesin bunu yapabileceğini kanıtlayacak."Daarmee is wel bewezen dat echt ieder mens dit kan."
Bu bütün dünyaya herkesin bunu yapabileceğini kanıtlayacak."Det vil bevise for verden, at alle kan gøre dette".
Bu bütün dünyaya herkesin bunu yapabileceğini kanıtlayacak."Eso le probaría al mundo que cualquiera puede hacerlo".
Bu bütün dünyaya herkesin bunu yapabileceğini kanıtlayacak."Es würde der Welt beweisen, dass das hier jeder kann."
Bu bütün dünyaya herkesin bunu yapabileceğini kanıtlayacak."Ez majd bizonyítja a világnak, hogy akárki meg tudja csinálni ezt."
Bu bütün dünyaya herkesin bunu yapabileceğini kanıtlayacak." (Gülüşmeler)Voi demonstra lumii că oricine poate face asta. " (Râsete)
Bu bütün dünyaya herkesin bunu yapabileceğini kanıtlayacak."누구나 그걸 할 수 있다는 걸 전 세계에 증명할 수 있을거예요."
Bu bütün dünyaya herkesin bunu yapabileceğini kanıtlayacak."Nó sẽ chứng minh cho cả thế giới thấy bất cứ ai cũng có thể làm được điều này."
Bu bütün dünyaya herkesin bunu yapabileceğini kanıtlayacak.""Para provar ao mundo que qualquer pessoa pode fazer isso."
Bu bütün dünyaya herkesin bunu yapabileceğini kanıtlayacak."Proverebbe al mondo che chiunque può farcela."
Bu bütün dünyaya herkesin bunu yapabileceğini kanıtlayacak."Tako bi svetu dokazal, da to lahko naredi vsak."
Bu bütün dünyaya herkesin bunu yapabileceğini kanıtlayacak."Udowodnię światu, że każdy to potrafi".
Bu bütün dünyaya herkesin bunu yapabileceğini kanıtlayacak."Všichni by tak viděli, že to dokáže úplně každý."