kanıtlar ile cümle

kanıtlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Şimdi, küresel dünya ile düz dairesel dünyayı karşılaştıralım Elimizdeki kanıtlarımız kullanmak zorundayız.Если мы хотим отличить сферическую Землю от дискообразной Земли, мы должны использовать эти факты.
Sitelerin URL'leri her zaman web sayfalarının yapılarının içgüdüsel kanıtlarını sağlamazlar.As URLs dos sites sempre dão a indicação mais intuitiva da estrutura do site.
Sitelerin URL'leri her zaman web sayfalarının yapılarının içgüdüsel kanıtlarını sağlamazlar.A weboldal URL-ek nem mindig a legbiztosabb jelei egy oldal felépítésének.
Sitelerin URL'leri her zaman web sayfalarının yapılarının içgüdüsel kanıtlarını sağlamazlar.Gli URL dei siti non sempre forniscono l'indicazione più intuitiva sulla struttura del sito
Sitelerin URL'leri her zaman web sayfalarının yapılarının içgüdüsel kanıtlarını sağlamazlar.사용자는 종종 웹사이트 주소에서 그 사이트의 구조를 추론하는 것이 불가능하다
. Sitelerin URL'leri her zaman web sayfalarının yapılarının içgüdüsel kanıtlarını sağlamazlar.Las URL de un página web no siempre proveen la indicación más intuitiva sobre la estructura de un sitio.
Sitelerin URL'leri her zaman web sayfalarının yapılarının içgüdüsel kanıtlarını sağlamazlar.Seiten-URLs geben nicht immer intuitiv an, wie eine Seite strukturiert ist.
Sitelerin URL'leri her zaman web sayfalarının yapılarının içgüdüsel kanıtlarını sağlamazlar.Site-urile URL nu furnizeaza mereu cea mai intuitiva indicatie a structurii site-ului.
Sitelerin URL'leri her zaman web sayfalarının yapılarının içgüdüsel kanıtlarını sağlamazlar.Site webbadresser ger inte alltid den mest intuitiva indikationen av webbplatsens struktur.
Sitelerin URL'leri her zaman web sayfalarının yapılarının içgüdüsel kanıtlarını sağlamazlar.URLs d'un site n'offrent pas toujours l'information la plus intuitive de la structure du site.
Sitelerin URL'leri her zaman web sayfalarının yapılarının içgüdüsel kanıtlarını sağlamazlar.URL stránek ne vždy poskytují intuitivní zobrazení struktury webu.
Sitelerin URL'leri her zaman web sayfalarının yapılarının içgüdüsel kanıtlarını sağlamazlar.URL trang web không phải luôn luôn cung cấp dấu hiệu trực quan nhất cấu trúc của trang web.
Sitelerin URL'leri her zaman web sayfalarının yapılarının içgüdüsel kanıtlarını sağlamazlar.URL сайтов не всегда предоставляют самую интуитивно понятную картину структуры сайта.
Sitelerin URL'leri her zaman web sayfalarının yapılarının içgüdüsel kanıtlarını sağlamazlar.כתובות של אתרים לא תמיד מספקות את האינדיקציות הכי אינטואיטיביות של מבנה אתרים.
Sonuçta elimizde şu kanıtlar var.Imamo dokaz.
Sonuçta elimizde şu kanıtlar var.저희는 이런 증거도 갖고 있어요. 즉, 몸은
Sonuçta elimizde şu kanıtlar var.Takže máme oba dôkazy.
Sonuçta elimizde şu kanıtlar var.Tenemos esa evidencia, que el cuerpo puede moldear
Sonuçta elimizde şu kanıtlar var.Tiedämme, että keho vaikuttaa mieleen ainakin kasvojen kohdalla,
Sonuçta elimizde şu kanıtlar var.We hebben bewijzen dat het lichaam het brein kan vormen, op niveau van het gezicht.
Sonuçta elimizde şu kanıtlar var.Маємо докази того, що тіло може впливати на мозок, щонайменше на рівні зміни виразів обличчя.
Sonuçta elimizde şu kanıtlar var.כך שיש לנו הוכחות שהגוף יכול להשפיע
Sonuçta elimizde şu kanıtlar var.إذا لدينا هذا الدليل، بأن مثلما الجسد بإمكانه تشكيل
Sonuçta elimizde şu kanıtlar var.体が心を形作りうるのと同様に
Son yıllarda, malî reformun yararları hakkındaki kanıtlar çoğalmıştır.Bevisen för skattereformers fördelar har ökat under senare år.
Son yıllarda, malî reformun yararları hakkındaki kanıtlar çoğalmıştır.De afgelopen jaren worden steeds meer bewijzen geleverd van de voordelen van fiscale hervormingen.
Son yıllarda, malî reformun yararları hakkındaki kanıtlar çoğalmıştır.Dovada beneficiilor reformei fiscale a crescut în ultimii ani.
Son yıllarda, malî reformun yararları hakkındaki kanıtlar çoğalmıştır.En los últimos años ha crecido el número de pruebas que demuestran los beneficios de una reforma fiscal.
Son yıllarda, malî reformun yararları hakkındaki kanıtlar çoğalmıştır.In den vergangenen Jahren wurden zunehmend Beweise für die Vorteile einer Steuerreform angehäuft.
Son yıllarda, malî reformun yararları hakkındaki kanıtlar çoğalmıştır.Näyttö verouudistuksen hyödyistä on lisääntynyt viime vuosina.
Son yıllarda, malî reformun yararları hakkındaki kanıtlar çoğalmıştır.V posledních letech narůstají důkazy dokládající přínosy fiskální reformy.
Son yıllarda, malî reformun yararları hakkındaki kanıtlar çoğalmıştır.W ostatnich latach przybyło dowodów korzyści płynących z reformy fiskalnej.
Son yıllarda, malî reformun yararları hakkındaki kanıtlar çoğalmıştır.Τα τελευταία χρόνια αυξάνονται τα στοιχεία που αποδεικνύουν τα οφέλη της φορολογικής μεταρρύθμισης.
Tümevarım kullanarak yaptığınız kanıtlarda öncelikle temel durumu kanıtlarsınız. Kanıtlamamız gereken şey bu.Najpierw udowadniamy przypadek bazowy dla S(n) = n(n+1)/2
Tümevarım kullanarak yaptığınız kanıtlarda öncelikle temel durumu kanıtlarsınız.그 이유는 귀납적으로 추론하려면 첫째,
Tümevarım kullanarak yaptığınız kanıtlarda öncelikle temel durumu kanıtlarsınız.La forma en la que se hace una prueba por inducción es primero, se prueba el caso base.
Tümevarım kullanarak yaptığınız kanıtlarda öncelikle temel durumu kanıtlarsınız.Para demonstrar a validade de uma proposição pelo método da indução primeiro se prova a proposição inicial.
Tümevarım kullanarak yaptığınız kanıtlarda öncelikle temel durumu kanıtlarsınız.استخدام طريقة الاثبات بواسطة الاستقراء يكون اولاً من خلال اثبات
Tüm kanıtlar gösterdi ki bu ölümcül kanser bir virüs tarafından yayılmıştı.Alla bevis tydde på att denna djävulscancer spreds av ett virus.
Tüm kanıtlar gösterdi ki bu ölümcül kanser bir virüs tarafından yayılmıştı.Alle Hinweise deuteten darauf hin, dass dieser Krebs von einem Virus übertragen wird.
Tüm kanıtlar gösterdi ki bu ölümcül kanser bir virüs tarafından yayılmıştı.Alles wees erop dat deze duivelkanker verspreid werd door een virus.
Tüm kanıtlar gösterdi ki bu ölümcül kanser bir virüs tarafından yayılmıştı.Bukti yang ada menunjukkan bahwa kanker ganas ini disebarkan oleh virus
Tüm kanıtlar gösterdi ki bu ölümcül kanser bir virüs tarafından yayılmıştı.모든 증거들이 이 태즈매니아 데블의 암이 바이러스로 인해 전염된다는 것을 말해주고 있었습니다
Tüm kanıtlar gösterdi ki bu ölümcül kanser bir virüs tarafından yayılmıştı.La evidencia sugería que este cáncer se expandía por un virus.
Tüm kanıtlar gösterdi ki bu ölümcül kanser bir virüs tarafından yayılmıştı.Minden bizonyíték arra mutatott, hogy a tasmaniai ördög rákbetegségét egy vírus terjeszti.
Tüm kanıtlar gösterdi ki bu ölümcül kanser bir virüs tarafından yayılmıştı.Tất cả bằng chứng làm cho chúng tôi nghĩ bệnh ung thư của loài devil này do một con vi rút lây lan.
Tüm kanıtlar gösterdi ki bu ölümcül kanser bir virüs tarafından yayılmıştı.Toate dovezile sugerau că acest cancer al diavolului era răspândit de către un virus.
Tüm kanıtlar gösterdi ki bu ölümcül kanser bir virüs tarafından yayılmıştı.Todas as evidências sugeriam que este cancro do diabo era espalhado por um vírus.
Tüm kanıtlar gösterdi ki bu ölümcül kanser bir virüs tarafından yayılmıştı.Toutes les preuves suggèrent que le cancer du diable a été transmis par un virus
Tüm kanıtlar gösterdi ki bu ölümcül kanser bir virüs tarafından yayılmıştı.Tutte le prove suggerivano che questo cancro dei diavoli veniva diffuso da un virus.
Tüm kanıtlar gösterdi ki bu ölümcül kanser bir virüs tarafından yayılmıştı.Všechna fakta naznačovala, že se tato čertí rakovina rozšiřuje virem.
Tüm kanıtlar gösterdi ki bu ölümcül kanser bir virüs tarafından yayılmıştı.Όλες η ενδείξεις υποδηλώνουν ότι αυτός ο καρκίνος των διαβόλων εξαπλώθηκε μέσω ενός ιού.
Tüm kanıtlar gösterdi ki bu ölümcül kanser bir virüs tarafından yayılmıştı.Все доказательства вели к тому что этот рак у дьяволов был распространен вирусом.
Tüm kanıtlar gösterdi ki bu ölümcül kanser bir virüs tarafından yayılmıştı.Всички доказателства предполагат, че този дяволски рак се разпространява от вирус.
Tüm kanıtlar gösterdi ki bu ölümcül kanser bir virüs tarafından yayılmıştı.כל העדויות רמזו לכך שהסרטן השטני הזה מופץ בעזרת וירוס.
Tüm kanıtlar gösterdi ki bu ölümcül kanser bir virüs tarafından yayılmıştı.كل الدلائل ﺍﻓﺘﺮﺿﺖ ﺍﻧﺘﺸﺎﺭ ﺳﺮﻃﺎﻥ ﺍﻟﻌﻔﺎﺭﻳﺖ ﺑﻔﻌﻞ ﻓﻴﺮﻭﺱ
Tüm kanıtlar gösterdi ki bu ölümcül kanser bir virüs tarafından yayılmıştı.感染しているように思われたからです しかしウイルス感染症でないことが
Tüm kanıtlar sezgisel davranışların derinlerde hissettiğimiz duygulardan kaynaklanmadığını gösteriyor.Se pare ca toate dovezile arata ca intuitia nu a fost si nu este bazata pe sentinente interioare.
Tüm kanıtlar sezgisel davranışların derinlerde hissettiğimiz duygulardan kaynaklanmadığını gösteriyor.Все данные указывают на то, что интуиция не основана на глубинных чувствах.
Tüm kanıtlar sezgisel davranışların derinlerde hissettiğimiz duygulardan kaynaklanmadığını gösteriyor.Всички доказателства показват, че интуицията в крайна сметка не идва изобщо от вътрешното усещане на човека.

İlgili Sayfalar