kanıtla ile cümle

kanıtla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Bunun hatalı olduğunu kanıtlayabilir misin?Can you prove that this is wrong?
Bunun hatalı olduğunu kanıtlayabilir misiniz?Can you prove that this is wrong?
Teorimizi kanıtlayamadık.We couldn't prove our theory.
Hayaletlerin var olmadığını kanıtlamanın bir yolu var mı?Is there any way to prove that ghosts don't exist?
Tom, Mary'nin yanıldığını kanıtlamak istiyordu.Tom wanted to prove Mary wrong.
Tom, Mary'nin hatalı olduğunu kanıtlamak istedi.Tom wanted to prove Mary wrong.
Tom kendini kanıtlamak istiyordu.Tom wanted to prove himself.
Hayaletlerin var olmadığını kanıtlayabilir misin?Can you prove that ghosts don't exist?
Tom'un suçluluğunu kanıtlamak zor olacak.Tom's guilt will be difficult to prove.
Onun doğru olmadığını kanıtlamanın bir yolu yok.There's no way to prove that isn't true.
Tom'un onu yaptığını kanıtlayamayız.We can't prove Tom did that.
Tom'un masum olduğunu nasıl kanıtlayabiliriz?How can we prove Tom is innocent?
Tom'un masumiyetini nasıl kanıtlayabiliriz?How can we prove Tom's innocence?
Tom'un masumluğunu nasıl kanıtlayabiliriz?How can we prove Tom's innocence?
Tom'un suçsuzluğunu nasıl kanıtlayabiliriz?How can we prove Tom's innocence?
Onların yanıldığını kanıtlamaya karar verdim.I decided to prove them wrong.
Sadece hatalı olduklarını kanıtlamamız gerekecek.We'll just have to prove they're wrong.
O bilimsel olarak kanıtlandı mı?Has that been proven scientifically?
Onun doğru olduğunu kanıtlayabilir misin?Can you prove that's true?
Tom'un suçlu olduğunu kanıtlamak için yeterince fazla kanıtımız var.We have more than enough evidence to prove that Tom is guilty.
Tom'un suçlu olduğunu kanıtlamak çok zor olacak.It'll be very difficult to prove that Tom is guilty.
Tom kendini kanıtlamaya ihtiyaç duydu.Tom felt a need to prove himself.
Tom kendini kanıtlama ihtiyacı hissetti.Tom felt a need to prove himself.
Tom'un masumiyetini kanıtlamak için kanıt bulmamız gerekiyor.We need to find evidence to prove Tom's innocence.
O defalarca kanıtlandı.That's been proven time and again.
Onu kanıtlamanın bir yolunu bulmamız gerekir.We need to find a way to prove that.
O iddiaları kanıtlayabilir misiniz?Can you prove those allegations?
O kolayca kanıtlanabilir.That can easily be proven.
Tom masumiyetini kanıtlamak istiyor.Tom wants to prove his innocence.
Tom masumiyetini kanıtlamak istedi.Tom wanted to prove his innocence.
Tom neyi kanıtlamaya çalışıyordu?What was Tom trying to prove?
Tom ne kanıtlamaya çalışıyordu?What was Tom trying to prove?
Tom onu kanıtlayamaz.Tom can't prove that.
Sistem kendisini asla kanıtlayamamıştır.The system never managed to prove itself.
"Fabricio Agosto Ramirez: 'Beşiktaş formasını hak ettiğimi kanıtlayacağım'"."Fabricio Agosto Ramirez: 'Beşiktaş formasını hak ettiğimi kanıtlayacağım'".
Bir şeyin imkansız olduğunu kanıtlamanın çeşitli yolları vardır.There are many different ways to prove something is impossible.
Şu ya da bu kişinin Sovyet iktidarının çıkarlarına karşı davrandığını kanıtlamaman gerek.You need not prove that this or that man acted against the interests of the Soviet power.
Bununla birlikte, silahların sihir kullanıcılarına karşı oldukça etkili oldukları kanıtlanmıştır.They have, however, proven quite effective against magic users.
Bu noktada Bari'de yüksek uygarlık kanıtları vardır.There is evidence for high civilisation in Bari at this point.
1927 yılında Heisenberg bu varsayımların doğru olmadığını kanıtlamıştır.In 1927, Heisenberg proved that this last assumption is not correct.
Bunu 10 MW'lık bir kanıtlama reaktörü ve 100 MW'lık pilot reaktörler izleyecektir.This would be followed by a 10 MW demonstrator reactor and a 100 MW pilot reactors.
İmkansızlık kanıtlarına rağmen bazı kişiler bu problemleri çözmek için uğraşmaya devam etmektedir.In spite of existing proofs of impossibility, some persist in trying to solve these problems.
Güncel kanıtlar aynı zamanda evrenin kapalı olmadığını işaret ediyor.Current evidence also indicates the universe is not closed.
Kawashima beyine kalıcı zarar veren endirekt kanıtlar buldu.Kawashima found no direct evidence for permanent brain damage.
WTP – kanıtlamak istiyorum.WTP – want to prove.
Bir kuram, yeni ya da daha iyi kanıtların toplanmasıyla bilimsel kanunlara dönüşmez.A theory does not change into a scientific law with the accumulation of new or better evidence.
Bu, özellikle ülkenin tamamında bulunan eski nehirlerin kalıntıları tarafından kanıtlanmaktadır.This is particularly evidenced by remnants of ancient rivers found throughout the country.
Sadece Einstein'ın teorisi deney ve gözlemlerle tutarlı olduğunu kanıtladı.Only Einstein's theory proved to be consistent with experiments and observations.
Bu teorem, Picard tarafından 1879 yılında kanıtlanmıştır.This theorem was proved by Picard in 1879.
Sonlu bir zaman makinesi yapmak için, negatif enerji gerektiğini kanıtlayabilirim.”demiştir.I can prove that to build a finite time machine, you need negative energy."
Her ikisi de gözlemlerle ve/ya da deneysel kanıtlarla iyi desteklenmiştir.Both are typically well-supported by observations and/or experimental evidence.
Doğrulanmış, kanıtlanmış bilgi ve veriler üzerinde düşünün ve konuşun.Think and speak on verified, proven information and data.
Animasyon daha kabul edilebilir olduğunu kanıtladı ve üretime devam etti.The animation proved to be more acceptable and production continued.
Bazı doğruluğu kanıtlanmamış kısa filmler ve fotoğraflar dışında çok az görüntüsü mevcuttur.There exists little photographic evidence, except unverified short-films and pictures.
Haiti pasaportu almak için, bir Haiti vatandaşı olmak ve bunun kanıtlanması gerekir.To obtain a Haitian passport, one must be a Haitian citizen and furnish proof thereof.
1945'te Tampax, tamponların güvenliğini kanıtlamak için bir dizi çalışma sundu.In 1945, Tampax presented a number of studies to prove the safety of tampons.
Bu seçenek popüler olduğunu kanıtlamadı.This option did not prove popular.
Bununla birlikte, şarkı Portekiz'de popüler olduğu kanıtlandı.However, the song did prove to be popular in Portugal.
En az iki ayrı göçün olduğuna dair kanıtlar mevcuttur.There is evidence for at least two separate migrations.
Böylece, Bob'un sahte sözleşmeye imza koyduğu "kanıtlanmış" olur.This signature then "proves" that Bob signed the fraudulent contract.
İlgili Sayfalar