kanıtla ile cümle

kanıtla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
Ama ikinci bir model var: Kanıtlarla tartışma.数学者の議論を考えてください
Ama önce bunu kanıtlamalıyız.하지만 그것을 증명하고 싶어하죠.
Ama size söz veriyorum, canınızı koruyacağız. Her şey bittikten sonra, size yanılmadığımızı kanıtlamak için.Obiecuję jednak chronić panią, aby, kiedy to się skończy, udowodnić, że mieliśmy rację.
Ama sonuç olarak, biz bu 3 boyutlu kesişimi yapacağız ve bunu kanıtlayacağız.Fai l'intersezione tridimensionale e dimostri che è vero
Ama sonuç olarak, biz bu 3 boyutlu kesişimi yapacağız ve bunu kanıtlayacağız.On refera cette intersection et on demontrera que c'est bien le cas.
Ama sonuç olarak, biz bu 3 boyutlu kesişimi yapacağız ve bunu kanıtlayacağız.لكن اخيراً سنقوم برسم تقاطع ثلاثي الابعاد ونثبت انها الحالة بلا شك
Ama sonuç olarak, biz bu 3 boyutlu kesişimi yapacağız ve bunu kanıtlayacağız.交差部分を習うときに証明しますが、 ここでは、
Ama son zamanlarda, DNA kanıtları göstermiştir ki;그런데 최근 DNA 증거가 로마 제국을 이끈 에트루리아 사람들이
Ama son zamanlarda, DNA kanıtları göstermiştir ki;Але нещодавні дослідження ДНК довели, що етруски, які заклали основи
Ama son zamanlarda, DNA kanıtları göstermiştir ki;אבל לאחרונה, עדויות דנ"א הראו שהאטרוסקים,
Ama son zamanlarda, DNA kanıtları göstermiştir ki;ولكن مؤخراً، أدلة جينية أظهرت أن الإتروريون،
Ama son zamanlarda, DNA kanıtları göstermiştir ki;ローマ帝国の礎を築いた エトルリア人と 同じDNAを持つことが
Ama yinede, bu okyanuslarda devler de var, ve artık bunu kanıtlayacak videolarımız var,Jednak olbrzymy w oceanie istnieją. Oto wideo potwierdzające tę tezę.
Ama yinede, bu okyanuslarda devler de var, ve artık bunu kanıtlayacak videolarımız var,그럼에도 불구하고 바다에는 거대한 동물들이 있습니다. 우리는 이제 그 영상 증거를 갖고 있습니다.
Ama yinede, bu okyanuslarda devler de var, ve artık bunu kanıtlayacak videolarımız var,Toch zijn er reuzen in de ocean.
Ama yinede, bu okyanuslarda devler de var, ve artık bunu kanıtlayacak videolarımız var,V oceánu nicméně obři existují a teď o tom máme i důkaz v podobě videozáznamu.
Ama yinede, bu okyanuslarda devler de var, ve artık bunu kanıtlayacak videolarımız var,אף-על-פי-כן, ישנם ענקים באוקיינוסים, ועכשיו יש לנו הוכחה בוידאו.
Ama yinede, bu okyanuslarda devler de var, ve artık bunu kanıtlayacak videolarımız var,بالرغم من ذلك، يوجد عمالقة في المحيطات، ولدينا اليوم إثبات بالفيديو،
Ama yinede, bu okyanuslarda devler de var, ve artık bunu kanıtlayacak videolarımız var,証拠のビデオも手にすることが出来たのです ディスカバリーチャンネルで ご覧になった方はご存じのことでしょう
Ancak -1 sağlamaz çünkü kümemizde yok. Bunu kanıtlayabiliriz.ー 1 + 8 は7で、間違いなく6以下ではありません。
Ancak -1 sağlamaz çünkü kümemizde yok. Bunu kanıtlayabiliriz. -1+ 8 =7'dir.Negativo 1 plus 8 é 7, que definitivamente não é inferior a 6,
Ancak -1 sağlamaz çünkü kümemizde yok. Bunu kanıtlayabiliriz.Není zde zahrnuto, tak si to vyzkoušejme.
Ancak -1 sağlamaz çünkü kümemizde yok. Bunu kanıtlayabiliriz.انه ليس من ضمن مجموعة الحل هنا، دعونا نجرب ذلك
Ancak, ateşlenen silahların hiçbirinin Müslüman'lara ait olduğu hiçbir zaman kanıtlanamadı.Jedoch wurde nie bewiesen, dass eine der abgefeuerte Pistole den Muslimen gehörten.
Ancak, ateşlenen silahların hiçbirinin Müslüman'lara ait olduğu hiçbir zaman kanıtlanamadı.하지만 절대 해 고 총 이슬람교도 게 속한 입증 되었다.
Ancak bu gerçeği ne kadar gözardı etmeye çalıştıysak onu kanıtlayan o kadar çok kanıt bulduk.Cuanto más intentamos negar la paradoja, más evidencia encontramos para apoyarla.
Ancak bu gerçeği ne kadar gözardı etmeye çalıştıysak onu kanıtlayan o kadar çok kanıt bulduk.Dar cu cât încercam să discredităm acest rezultat, cu atât mai multe dovezi găseam care să-l întărească.
Ancak bu gerçeği ne kadar gözardı etmeye çalıştıysak onu kanıtlayan o kadar çok kanıt bulduk.Im bardziej chcieliśmy to podważyć, tym więcej zbieraliśmy dowodów na poparcie wyników.
Ancak bu gerçeği ne kadar gözardı etmeye çalıştıysak onu kanıtlayan o kadar çok kanıt bulduk.하지만 우리가 결과를 뒤집으려고 할수록 우리는 늙은 사람이 더 행복하다는 것을 입증하는 것들을 찾아냈습니다.
Ancak bu gerçeği ne kadar gözardı etmeye çalıştıysak onu kanıtlayan o kadar çok kanıt bulduk.Maar hoe meer we die vondst proberen te verwerpen, hoe meer bewijs we vinden dat ze ondersteunt.
Ancak bu gerçeği ne kadar gözardı etmeye çalıştıysak onu kanıtlayan o kadar çok kanıt bulduk.Mais plus nous avons essayé de désavouer cette découverte, plus nous avons trouvé de preuves en sa faveur.
Ancak bu gerçeği ne kadar gözardı etmeye çalıştıysak onu kanıtlayan o kadar çok kanıt bulduk.Ma più abbiamo tentato di negare questa scoperta, più prove abbiamo trovato a supporto.
Ancak bu gerçeği ne kadar gözardı etmeye çalıştıysak onu kanıtlayan o kadar çok kanıt bulduk.Mas quanto mais tentámos contrariar esta descoberta, mais provas encontrámos para sustentá-la.
Ancak bu gerçeği ne kadar gözardı etmeye çalıştıysak onu kanıtlayan o kadar çok kanıt bulduk.Але чим більше ми намагалися відкинути це відкриття, тим більш очевидним ставало, що йому варто вірити.
Ancak bu gerçeği ne kadar gözardı etmeye çalıştıysak onu kanıtlayan o kadar çok kanıt bulduk.אך ככל שניסינו לכפור בממצא הזה, מצאנו יותר ויותר ראיות שתומכות בו.
Ancak bu gerçeği ne kadar gözardı etmeye çalıştıysak onu kanıtlayan o kadar çok kanıt bulduk.ولكن كلما حاولنا أن تتنكر لهذه النتيجة، كلما وجدنا أدلة أكثر تدعمها.
Ancak bu gerçeği ne kadar gözardı etmeye çalıştıysak onu kanıtlayan o kadar çok kanıt bulduk.逆に、それを裏付ける 証拠が見つかるのです 何年も前に 私は同僚とある研究を始め
Ancak bu gibi müdahalenin etkinliği mevcut kanıtlarla desteklenmemektedir.Att denna typ av åtgärd skulle vara effektiv stöds dock inte av tillgängliga fakta.
Ancak bu gibi müdahalenin etkinliği mevcut kanıtlarla desteklenmemektedir.Dostupné dôkazy však nepotvrdzujú účinnosť tohto typu intervencie.
Ancak bu gibi müdahalenin etkinliği mevcut kanıtlarla desteklenmemektedir.Effektiviteten af tiltag af denne type underbygges dog ikke af den tilgængelige dokumentation.
Ancak bu gibi müdahalenin etkinliği mevcut kanıtlarla desteklenmemektedir.Ennek a beavatkozás-típusnak a hatékonyságát azonban a rendelkezésre álló bizonyítékok nem támasztják alá.
Ancak bu gibi müdahalenin etkinliği mevcut kanıtlarla desteklenmemektedir.Tällaisen toiminnan tehokkuus ei kuitenkaan saada vahvistusta käytettävissä olevasta aineistosta.
Ancak bu yolculuğa devam etmemiz ve insanlara anlatmamız, ve bunun işe yarayacağını kanıtlamamız gerekiyor."Ale musimy kontynuować tą podróż, i musimy powiedzieć ludziom, musimy udowodnić, że to się uda."
Ancak bu yolculuğa devam etmemiz ve insanlara anlatmamız, ve bunun işe yarayacağını kanıtlamamız gerekiyor."De folytatnunk kell az utunkat, és el kell mondani az embereknek, és be kell bizonyítanunk hogy működhet!"
Ancak bu yolculuğa devam etmemiz ve insanlara anlatmamız, ve bunun işe yarayacağını kanıtlamamız gerekiyor."그래도 우린 반드시 이 여정을 계속해야해, 그리고 사람들에게 전해야해, 그리고 이 날의 진가를 입증해보이겠어." 라고 생각했죠.
Ancak bu yolculuğa devam etmemiz ve insanlara anlatmamız, ve bunun işe yarayacağını kanıtlamamız gerekiyor."Maar wij moeten deze reis voortzetten, en we moeten het de mensen vertellen, en bewijzen dat het kan werken."
Ancak bu yolculuğa devam etmemiz ve insanlara anlatmamız, ve bunun işe yarayacağını kanıtlamamız gerekiyor."Ma dobbiamo continuare questo percorso, e dobbiamo dirlo alla gente, e dobbiamo provare che funziona."
Ancak bu yolculuğa devam etmemiz ve insanlara anlatmamız, ve bunun işe yarayacağını kanıtlamamız gerekiyor."Mas temos de continuar esta jornada, e temos de dizer às pessoas, e temos de provar que ele pode funcionar."
Ancak bu yolculuğa devam etmemiz ve insanlara anlatmamız, ve bunun işe yarayacağını kanıtlamamız gerekiyor."Musíme to šířit mezi lidmi a musíme dokázat, že to může fungovat."
Ancak bu yolculuğa devam etmemiz ve insanlara anlatmamız, ve bunun işe yarayacağını kanıtlamamız gerekiyor."Pero tenemos que continuar este viaje y tenemos que contarle a la gente y demostrar que puede funcionar".
Ancak bu yolculuğa devam etmemiz ve insanlara anlatmamız, ve bunun işe yarayacağını kanıtlamamız gerekiyor."Toda nadaljevati moramo to potovanje in povedati ljudem in dokazati, da lahko deluje."
Ancak bu yolculuğa devam etmemiz ve insanlara anlatmamız, ve bunun işe yarayacağını kanıtlamamız gerekiyor."Значит, мы должны продолжать работу, должны рассказывать людям, должны доказать, что всё получится".
Ancak bu yolculuğa devam etmemiz ve insanlara anlatmamız, ve bunun işe yarayacağını kanıtlamamız gerekiyor."Нам слід продовжувати свій шлях, розповісти людям про цей день, і довести, що він існує не даремно".
Ancak bu yolculuğa devam etmemiz ve insanlara anlatmamız, ve bunun işe yarayacağını kanıtlamamız gerekiyor."Но трябва да продължим този път и да кажем на хората за него, и трябва да им докажем, че това работи".
Ancak bu yolculuğa devam etmemiz ve insanlara anlatmamız, ve bunun işe yarayacağını kanıtlamamız gerekiyor."אבל אנחנו חייבים להמשיך במסע, ואנחנו חייבים להגיד לאנשים, ואנחנו חייבים להוכיח שהוא יכול לעבוד."
Ancak bu yolculuğa devam etmemiz ve insanlara anlatmamız, ve bunun işe yarayacağını kanıtlamamız gerekiyor."ولكن علينا المضي قدما بهذه الرحلة وعلينا ابلاغ الناس وعلينا الاثبات لهم بانه يمكن تحقيقه
Ancak bu yolculuğa devam etmemiz ve insanlara anlatmamız, ve bunun işe yarayacağını kanıtlamamız gerekiyor."平和の日のことを人々に語りかけ うまく行くことを証明しなくてはならない」 私は疲れきってニューヨークを離れましたが
Ancak gerçekten kusursuz biçimde aynı olduklarını kanıtlamak için iki molekülü çakıştırabilir ve görürsünüz.Jednak spróbujmy idealnie nałożyć je na siebie, żeby sprawdzić, czy naprawdę są takie same.
Ancak gerçekten kusursuz biçimde aynı olduklarını kanıtlamak için iki molekülü çakıştırabilir ve görürsünüz.하지만, 정말 똑같은지 확인하기 위해 두 분자가 완벽하게 겹치는지 보시죠.
Ancak gerçekten kusursuz biçimde aynı olduklarını kanıtlamak için iki molekülü çakıştırabilir ve görürsünüz.Mas vejamos se podemos sobrepor as duas moléculas, perfeitamente, para provar que são realmente idênticas.
İlgili Sayfalar