kanıtla ile cümle
kanıtla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Sana onu kanıtlamam için bana bir şans ver.Give me a chance to prove it to you.
O neyi kanıtladı?What did that prove?
Tom gerçek bir beyefendi olduğunu kanıtladı.Tom proved to be a real gentleman.
Bunun ne kanıtladığını anlamıyor musun?Don't you see what this proves?
Onu nasıl kanıtlayabiliriz?How can we prove that?
Kimse bir şey kanıtlayamaz.No one could prove anything.
Kimse bir şey kanıtlayamadı.No one could prove anything.
Bunu kanıtlayabileceğini düşünüyorum.I think you can prove it.
Onların bunu kanıtlamasına yardım etmek istiyoruz.We'd like to help them prove it.
Onların bunu kanıtlamasına yardım etmek istiyorum.I'd like to help them prove it.
Onun bunu kanıtlamasına yardım etmek istiyorum.I'd like to help him prove it.
Tom'un onu kanıtlamasına yardım etmek istiyoruz.We'd like to help Tom prove it.
Dan suçsuzluğunu kanıtlamayı başardı.Dan managed to prove his innocence.
Dan bir ses kaydı ile Linda'nın suçunu kanıtladı.Dan proved Linda's guilt with an audio recording.
Polis Dan'ın suçunu kanıtlamak için cinayet silahını geri almak zorundaydı.The police had to retrieve the murder weapon to prove Dan's guilt.
Dan'ın hikaye versiyonu kanıtla eşleşmedi.Dan's version of the story didn't match the evidence.
Tom neyi kanıtlamaya çalışıyor?What's Tom trying to prove?
Daha fazla neyi kanıtlamak zorundasın?What more do you have to prove?
Bunu kanıtlamaya gerek yok.There's no need to prove it.
Bu zor olduğunu kanıtlayabilir.That may prove to be difficult.
Kişilik ve kan grubu arasında bir bağlantı bilimsel olarak kanıtlanmadı.A connection between personality and blood type has not been scientifically proven.
Matematikçiler şeyleri kanıtlamayı sevmektedir.Mathematicians love to prove things.
On beş gün onu kanıtlamaya çalıştım.For fifteen days I strove to prove that.
Önce kendini kanıtlamalısın.You must first prove yourself.
Onlar onu zaten kanıtlamıştı!They have already proven it!
Tom'un suçlu olduğu kanıtlandı.Tom has been convicted.
Kanıtlar tartışmasızdır.The evidence is indisputable.
O iddiayı kanıtlayabilir misin?Can you substantiate that claim?
Bunun doğru olduğu kanıtlandı.This was proven correct.
Bu neyi kanıtlar?What does this prove?
Tom Jackson'ın suçu kanıtlandı, ölüme mahkum edildi ve idam edildi.Tom Jackson was convicted, sentenced to death, and executed.
Onlar kendilerini kanıtladılar.They have proven themselves.
Henüz bir şey kanıtlanmadı.Nothing has been proven yet.
Hiçbir şey kanıtlanmadı.Nothing has been proven.
Tarih bunu kanıtladı.History has proven that.
Tom onu kanıtladı.Tom has proven that.
Düzenleme son derece karlı olduğunu kanıtladı.The arrangement proved highly profitable.
Cesur olduğunu kanıtla.Prove you're brave.
Bu her şeyi kanıtlar!This proves everything!
İlacın çok etkili olduğu kanıtlandı.The medicine used proved very effective.
O, bilimsel olarak kanıtlanmış mı?Is that scientifically proven?
Bir banka ona ihtiyacın olmadığını kanıtlayabilirsen sana borç para verecek bir yerdir.A bank is a place that will lend you money, if you can prove that you don’t need it.
Kanıtlar oldukça kesin.The evidence is fairly conclusive.
İddiaları kanıtla desteklemek önemlidir.It's important to back up claims with evidence.
Tam olarak ne kanıtlamaya çalışıyorsun?What exactly are you trying to prove?
Ona hatasını kanıtladım.I proved her wrong.
Kendini kanıtlamak zorunda değilsin.You don't have to prove yourself.
Kovuşturma ikizlerden hangisinin suçu işlediğini kanıtlayamadı.The prosecution could not prove which of the twins had committed the crime.
Bu kolayca kanıtlanabilir.This can be easily proven.
Onları yanlış kanıtlayacağım.I will prove them wrong.
Bunu yapabileceğimi kanıtlamak istiyorum.I want to prove I can do this.
Onlar bunu onun yaptığını biliyordu ama bunu kanıtlayamadılar.They knew that he did it but they couldn't prove it.
Bir avukatın işi müvekkilinin suçsuz olduğunu kanıtlamaktadır.An attorney's job is proving that his client is innocent.
Dünyaya senin çok aptal bir uzman olduğunu kanıtlayacağım.I will prove to the world that you are a very stupid expert.
Bunu kanıtlayamazsın.You can't prove it.
Seni hatalı olduğumu kanıtlamaya çağırıyorum.I defy you to prove I'm wrong.
Beni sevdiğini kanıtla.Prove that you love me.
Tom onu kanıtlayabileceğini düşünüyor.Tom thinks he can prove it.
Biz onu kanıtlayamadık.We haven't been able to prove it.
İhtiyacımız olan kanıtların hepsine sahibiz.We have all of the proof we need.
İlgili Sayfalar