Ana içeriğe geç
Sözlük

kanıtlı ile cümle

kanıtlı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
55
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Tanrı ise bizi sevdiğini şununla kanıtlıyor: Biz daha günahkârken, Mesih bizim için öldü.Mas Deus dá prova do seu amor para conosco, em que, quando éramos ainda pecadores, Cristo morreu por nós.
Tanrı ise bizi sevdiğini şununla kanıtlıyor: Biz daha günahkârken, Mesih bizim için öldü.men Gud bevisar sin kärlek till oss däri att Kristus dog för oss, medan vi ännu voro syndare.
Tanrı ise bizi sevdiğini şununla kanıtlıyor: Biz daha günahkârken, Mesih bizim için öldü.men Gud beviser sin Kærlighed over for os, ved at Kristus døde for os, medens vi endnu vare Syndere.
Tanrı ise bizi sevdiğini şununla kanıtlıyor: Biz daha günahkârken, Mesih bizim için öldü.men Gud viser sin kjærlighet mot oss derved at Kristus døde for oss mens vi ennu var syndere.
Tanrı ise bizi sevdiğini şununla kanıtlıyor: Biz daha günahkârken, Mesih bizim için öldü.Pero Dios demuestra su amor para con nosotros, en que siendo aún pecadores, Cristo murió por nosotros
Tanrı ise bizi sevdiğini şununla kanıtlıyor: Biz daha günahkârken, Mesih bizim için öldü.Но Бог Свою любовь к нам доказывает тем, что Христос умер за нас, когда мы были еще грешниками.
Tanrı ise bizi sevdiğini şununla kanıtlıyor: Biz daha günahkârken, Mesih bizim için öldü.Являв ж свою любов до нас Бог (у тому), що як ще були ми грішниками, Христос за нас умер.
Tanrı ise bizi sevdiğini şununla kanıtlıyor: Biz daha günahkârken, Mesih bizim için öldü.אבל בזאת הודיע האלהים את אהבתו אלינו כי המשיח מת בעדנו בהיותנו עוד חטאים׃
Tanrı ise bizi sevdiğini şununla kanıtlıyor: Biz daha günahkârken, Mesih bizim için öldü.ولكن الله بيّن محبته لنا لانه ونحن بعد خطاة مات المسيح لاجلنا.
Tanrı ise bizi sevdiğini şununla kanıtlıyor: Biz daha günahkârken, Mesih bizim için öldü.惟 有 基 督 在 我 們 還 作 罪 人 的 時 候 為 我 們 死 、 神 的 愛 就 在 此 向 我 們 顯 明 了
Tanrı ise bizi sevdiğini şununla kanıtlıyor: Biz daha günahkârken, Mesih bizim için öldü.惟有 基督 在 我們還 作 罪人 的 時候為 我 們死 、 神 的 愛就 在此 向 我 們顯 明了
Teknoloji, kendini stabil ve ölçeklenebilir olduğuna dair kanıtlıyordu.A technológia igazolta magát, hogy masszív és bővithető.
Teknoloji, kendini stabil ve ölçeklenebilir olduğuna dair kanıtlıyordu.A tecnologia estava a dar provas de ser robusta e escalável.
Teknoloji, kendini stabil ve ölçeklenebilir olduğuna dair kanıtlıyordu.De technologie bewijst zichzelf als robuust en schaalbaar.
Teknoloji, kendini stabil ve ölçeklenebilir olduğuna dair kanıtlıyordu.Die Technologie erwies sich als robust und vergrößerbar.
Teknoloji, kendini stabil ve ölçeklenebilir olduğuna dair kanıtlıyordu.저희 기술은 탄탄하고 확장성이 좋다는 것을 증명하고 있습니다.
Teknoloji, kendini stabil ve ölçeklenebilir olduğuna dair kanıtlıyordu.Kỹ thuật này đang tự chứng tỏ rằng nó tốt và có thể thay đổi.
Teknoloji, kendini stabil ve ölçeklenebilir olduğuna dair kanıtlıyordu.La technologie s'est avérée être robuste et adaptable.
Teknoloji, kendini stabil ve ölçeklenebilir olduğuna dair kanıtlıyordu.La tecnología estaba demostrando ser sólida y escalable.
Teknoloji, kendini stabil ve ölçeklenebilir olduğuna dair kanıtlıyordu.La tecnologia si stava dimostrando solida e scalabile.
Teknoloji, kendini stabil ve ölçeklenebilir olduğuna dair kanıtlıyordu.Technológia sa ukazovala ako robustná a škálovateľná.
Teknoloji, kendini stabil ve ölçeklenebilir olduğuna dair kanıtlıyordu.Technologia wykazywała się stabilnością i skalowalnością.
Teknoloji, kendini stabil ve ölçeklenebilir olduğuna dair kanıtlıyordu.Technologie dokázala, že může dosáhnout velkých výkonů.
Teknoloji, kendini stabil ve ölçeklenebilir olduğuna dair kanıtlıyordu.Tehnologia se dovedea a fi robustă şi accesibilă.
Teknoloji, kendini stabil ve ölçeklenebilir olduğuna dair kanıtlıyordu.Teknologien har vist sig at være robust og skalerbar.
Teknoloji, kendini stabil ve ölçeklenebilir olduğuna dair kanıtlıyordu.Teknologi ini membuktikan dirinya teruji dan terukur.
Teknoloji, kendini stabil ve ölçeklenebilir olduğuna dair kanıtlıyordu.Teknologin har visat sig vara robust och skalbar.
Teknoloji, kendini stabil ve ölçeklenebilir olduğuna dair kanıtlıyordu.Η τεχνολογία αυτοαποδεικνύονταν ισχυρή και επεκτάσιμη.
Teknoloji, kendini stabil ve ölçeklenebilir olduğuna dair kanıtlıyordu.Наша технология показала себя надёжной и масштабируемой.
Teknoloji, kendini stabil ve ölçeklenebilir olduğuna dair kanıtlıyordu.Технологията се оказа издръжлива и стабилна.
Teknoloji, kendini stabil ve ölçeklenebilir olduğuna dair kanıtlıyordu.Технологія обіцяла бути надійною і давала змогу збільшити об'єм.
Teknoloji, kendini stabil ve ölçeklenebilir olduğuna dair kanıtlıyordu.הטכנולוגיה הוכיחה את עצמה כאמינה וניתנת להגדלה.
Teknoloji, kendini stabil ve ölçeklenebilir olduğuna dair kanıtlıyordu.كانت هذه التقنية تثبث نفسها لتكون قوية و قابلة للتطوير.
Teknoloji, kendini stabil ve ölçeklenebilir olduğuna dair kanıtlıyordu.同じ条件で大規模化が可能だと証明されました しかし開発速度が十分ではなかったのです
The Promise müzikalinin tüm ülkede dikkat çektiğini kanıtlıyor.Itu membuktikan bahwa acara musikal The Promise mendapat perhatian yang besar dari banyak orang di negara ini
The Promise müzikalinin tüm ülkede dikkat çektiğini kanıtlıyor.هذا يثبت بأن "الوعد" خاز على اهتمام الكثير من النّاس في الدولة
Ve şunu demem lazım, aslında bu, hikaye anlatımının temel bir ticari ürün olduğunu kanıtlıyor.E devo dire che, che questa e' la prova che le storie sono un bene di prima necessità
Ve şunu demem lazım, aslında bu, hikaye anlatımının temel bir ticari ürün olduğunu kanıtlıyor.Ik moet zeggen dat dit bewijst dat verhalen vertellen een basisproduct, een noodzaak is.
Ve şunu demem lazım, aslında bu, hikaye anlatımının temel bir ticari ürün olduğunu kanıtlıyor.이것이야말로 스토리텔링을 보여 준다고 말씀 드리고 싶습니다. 그건 필수적이고 주요하다는 걸요.
Ve şunu demem lazım, aslında bu, hikaye anlatımının temel bir ticari ürün olduğunu kanıtlıyor.Muszę powiedzieć, że to udowadnia, że opowiadanie historii to towar, to podstawowe pożywienie.
Ve şunu demem lazım, aslında bu, hikaye anlatımının temel bir ticari ürün olduğunu kanıtlıyor.Şi trebuie să spun, asta chiar dovedeşte că poveştile sunt o marfă, o materie primă.
Ve şunu demem lazım, aslında bu, hikaye anlatımının temel bir ticari ürün olduğunu kanıtlıyor.Und ich muss sagen, dies beweist wirklich, dass Geschichtenerzählen ein Produkt, ein Grundnahrungsmittel ist.
Ve şunu demem lazım, aslında bu, hikaye anlatımının temel bir ticari ürün olduğunu kanıtlıyor.Và tôi phải nói là, điều này thật sự chứng minh rằng kể chuyện, đó là một sản vật, một thổ yếu phẩm.
Ve şunu demem lazım, aslında bu, hikaye anlatımının temel bir ticari ürün olduğunu kanıtlıyor.И трябва да кажа, това наистина доказва, че разказването на истории е стока, при това основна.
Ve şunu demem lazım, aslında bu, hikaye anlatımının temel bir ticari ürün olduğunu kanıtlıyor.И я должен сказать, это доказывает, что рассказывание историй — это самый важный товар.
Ve şunu demem lazım, aslında bu, hikaye anlatımının temel bir ticari ürün olduğunu kanıtlıyor.ואני חייב לאמר, שזה ממש מוכיח את הסיפור, זה מצרך חשוב, ממש מרכיב עיקרי.
Ve şunu demem lazım, aslında bu, hikaye anlatımının temel bir ticari ürün olduğunu kanıtlıyor.وعلى أن أقول , أن هذا يثبت أن سرد القصص , هو سلعة , إنه غذاء رئيسي.
Ve şunu demem lazım, aslında bu, hikaye anlatımının temel bir ticari ürün olduğunu kanıtlıyor.生活必需品であり 主食だと言うことです 物語のない人生はないのです
Yakın geçmişin örnekleri bunu kanıtlıyor.Die Spuren der Geschichte sind überall sichtbar.
Yakın geçmişin örnekleri bunu kanıtlıyor.E os vestígios da história precoce claramente em evidência.
Yakın geçmişin örnekleri bunu kanıtlıyor.예전 역사의 흔적이 명확한 증거로서 남아있습니다.
Yakın geçmişin örnekleri bunu kanıtlıyor.Les vestiges du passé seraient visibles.
Yakın geçmişin örnekleri bunu kanıtlıyor.Le vestigia della storia precedente chiaramente visibili.
Yakın geçmişin örnekleri bunu kanıtlıyor.Sisa-sisa sejarah sebelumnya jelas dalam bukti.
Yakın geçmişin örnekleri bunu kanıtlıyor.Следите от ранната история ясно личат.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod