kanın ile cümle

kanın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Aksi halde dökülecek Müslüman kanından sizler sorumlu olursunuz, karılarınız ve çocuklarınız esir edilirler".Неужели у вас — мужского пола, а у Него — женского?
Yapılan araştırma sonucunda Blind'in kanında limitlerin üç katı üzerinde alkole çıkmıştır.В соответствии с протоколом вскрытия уровень допустимого алкоголя в его крови был превышен в 3 раза.
Otçul hayvanların ise kanını içerler.Едят человеческое мясо и пьют кровь.
Bunun üzerine kendi kanını da içer.Потом я пил её кровь.
Apollonius, rüya'da:"Aurelian, yönetmek arzusundaysan masumların kanını dökmekten uzak dur!Аврелиан, если ты хочешь быть императором, воздержись от пролития крови безвинных.
Kan plazması, kanın sıvı kısmıdır.Жидкость представляет собой по сути плазму крови.
Angelus bu kıza tecavüz edip daha sonra da kanını içerek onu öldürmüştür.Барсиса обесчестил девушку, а затем убил.
Tatyana ve Sergei'in düğün gününde, kardeşi Sergei'i öldürdü ve yaptığı anlaşmanın gereği onun kanını içti.В ночь дня свадьбы Страд убил Сергея и выпил его кровь.
Domuz kanını bir kovaya doldururlar.Они убивают свинью и сливают её кровь в ведро.
Ancak Moriarty'nin kanında onu suça çeken bir şeyler vardır.Впрочем, в доме Моравиа ей скучать не приходится.
Yaşadığı kalenin etrafındaki denizler insan kanından ve kıpkırmızıdır.Местом его обитания является море из крови.
Ama Sekhmet insan kanının tadını öyle sevmiştir ki önüne geleni öldürmüştür.Амелю понравился вкус человеческой крови, и он любил колоть людей, чтобы у них шла кровь.
Bacağı bütün vücuttaki kanını çekmektedir.Его левая рука была вся в крови.
Geçirgenlikleri bozulduğu zaman, doku aralığındaki kanın sıvı kısmına doluşarak ödem oluştururlar.Пока они так выясняют отношения, капля крови падает с чердака.
Sonunda Chris Carrie'nin üstüne domuz kanını dökmek için ipi çeker.Во время триумфа на Кэрри выливается свиная кровь, которую заранее приготовила Крис Харгенсен.
Kalıcı mandibular kaninler 9-10 yaşlarında sürer.В неволе обыкновенные дукеры живут до 9—10 лет.
Koru kazazadelerin kanını istemektedirler.Ритуалы антагонистов требуют использования крови.
İnsan kanındaki oksijen seviyesinin yüzde 95-100 arasında olması normal kabul edilir.معدل الأكسجين في جسم الإنسان الطبيعي من 95 - 100 % .
Ancak, genel kanının aksine, çoğu primat türlerinin özellikle büyük beyinleri yoktur.ومع ذلك ، على النقيض من الرأي العام ، فإن معظم الرئيسيات ليس لديهم أدمغة كبيرة بشكل خاص.
Dr. Denys, bir koyunun kanını 15 yaşında bir çocuğa nakletmiş ve çocuk yaşamıştı.قام جين بابتيست دينيس بنقل دم خروف إلى فتى في الخامسة عشرة من عمره.
Kaninler tüberkülü olan tek ön dişlerdir.الأنياب هي الأسنان الأمامية الوحيدة التي توجد بها حدبة.
Bu durum bir ikizin kanının diğer ikize aktarıldığı anlamına geliyor.وتعني هذه الحالة أن الدم يتحول من أحد التوائم إلى التوأم الآخر.
Aynı zamanda hücre gelişimine katkıda bulunur, kanın şeker seviyesini ortalama düzeyde tutmaya yardımcı olur.أيضاً، مغذية طويلة الأمد ،وتساعد على الحفاظ على نسبة السكر في الدم بمستوى ثابت.
Ayrıca herhangi bir canlının yemekte kanının kullanılması kaşer kurallarına aykırıdır.وبالإضافة إلى ذلك، فإن استخدام الدم (البشري أو غير ذلك) في الطبخ محرم حسب أحكام الكشروت.
Bunun üzerine kendi kanını da içer.وجعله بان يشرب دماء..
6-7 yaşlarında dişin mine oluşumu tamamlanırken kalıcı maksiller kaninler yaklaşık 11-12 yaşlarında sürer.يكتمل تكون مينا الأسنان عند سن 6 إلى 7 سنوات والأنياب العلوية الدائمة تبزغ في سن 11 إلى 12 سنة.
Bazı türlerde hemolenfin kanın benzeri olma dışında görevleri de vardır.في بعض الأنواع، يكون للهيموليمف استخدامات أخرى فضلاً عن كونه متشابهًا مع الدم.
5. Yaygın kanının aksine, saltanat kanunla kaldırılmamıştır.الخامس صحيح على شرط البخاري لم يخرجه.
Suyun dökülmesi, yemin bozulursa kanın döküleceğine dair bir hatırlatmadır.O derramamento de água foi um lembrete que se o juramento é quebrado, sangue seria derramado.
Âdet dönemi menstrual kanın görüldüğü ilk günden itibaren sayılmaya başlanır.Os ciclos menstruais contam-se a partir do primeiro dia de hemorragia menstrual.
Noot Seear, Heidi: İnsanların kanını içmeleri için onları Volturi vampirlerine taşıyan bir vampir.Noot Seear como Heidi, uma vampira que leva humanos para os Volturi se alimentarem.
Ayrıca kişinin kanında hastalığa karşı antikorların bulunmasıyla da teyit edilebilir.Também pode ser confirmada pela identificação de anticorpos contra a doença no sangue.
Edward Bella'nın kanındaki zehri alır ve vampire dönüşmesini engeller.James é destruído e Edward suga o veneno que havia no sangue de Bella, impedindo que ela se torne uma vampira.
Kumaş, her zaman adet kanının emilmesinde büyük role sahip oldu.Eles já suspeitavam que a enzima desempenhava um papel fundamental na regulação de açúcar no sangue.
Felsefe Taşı kitabında Voldemort bir Unikorn öldürmüştür ve kanını içmiştir.No primeiro livro, Voldemort estava atacando e bebendo o sangue de unicórnios.
Sağ mandibular kanin "R" ile soldaki ise "M" ile gösterilir.Gire este botão um terço para a direita, e aparecerá um 'Q'.
Dış bölümde kalan plazma, kanın hacminin %55'ini oluşturmaktadır.Plasma: cerca de 55% do sangue.
Örneğin Cobain'ın kanında yaklaşık 1,52 mg eroin bulundu.O nível de heroína no sangue do Kurt era de 1,52 mgs por litro.
Dracula'nın kanından içmesini söyler.Ele ordena que Scarlett beba com ele.
Alman vatandaşlığının yalnız Alman kanını taşıyanlarda olması gerektiği önemli başlıklardan biriydi.Para ser cidadão, é necessário ser de sangue alemão.
Kanından bir örnek alındı.Um capítulo de sangue.
Ayrıca kişinin kanında hastalığa karşı antikorların bulunmasıyla da teyit edilebilir.Ook kan het bloed worden onderzocht op antilichamen tegen de ziekte.
Yapılan otopsi sonucu kanında uyuşturucu maddeye rastlanmadı.Bij een autopsie werden geen drugs gevonden.
Yaygın kanının aksine Pompadour markizi asla doğrudan bir politik etkiye sahip olmamıştır.In tegenstelling tot Madame de Pompadour heeft Madame du Barry geen nefaste invloed op de hoge politiek gehad.
İnsan kanındaki oksijen seviyesinin yüzde 95-100 arasında olması normal kabul edilir.Voor gezonde mensen is een waarde van 95-99% zuurstofsaturatie normaal op zeeniveau.
Yapılan araştırma sonucunda Blind'in kanında limitlerin üç katı üzerinde alkole çıkmıştır.Na controle van de politie bleek Blind driemaal de toegestane hoeveelheid alcohol op te hebben.
Angel ise iblis ile dövüşürken bu defa kanının kendisine bulaşmasına engel olur ve insana dönüşmez.En zijn andere leven met Anna: tot nu toe in het verborgene maar voor hemzelf ongeveinsd.
Eskiden kakımların kurbanlarının kanını emdiği söylenirdi, ama bu doğru değildir.In vroeger tijden werd gedacht dat vlooien van kevers afstamden, maar dit bleek onjuist.
Alevin ve kanın rengidir.Ogień i krew.
İnsan kanının ince tüpler içindeki akışı ile ilgileniyordu.Interesował go przepływ krwi ludzkiej w wąskich naczyniach.
İlaç kanın pıhtılaşmasını sağlayacak bir başka ilaç aranırken bulunan bir ara maddedir.Należy wtedy założyć nową tamponadę lub rozważyć inną metodę zaopatrzenia krwawienia z nosa.
Otçul hayvanların ise kanını içerler.Zmarł wypiwszy byczą krew.
Bunun üzerine kendi kanını da içer."Javäl, jag skall gärna dricka ditt blod.
Aynı zamanda hücre gelişimine katkıda bulunur, kanın şeker seviyesini ortalama düzeyde tutmaya yardımcı olur.Mellanmålet hjälper till att hålla blodsockret på en jämn nivå.
Ve kanından tanrılar için bir içki yaratıldı.Till gudarna offrar man mat och dryck på deras altare.
Buffy de Faith'i yakalayıp kanını Angel'a içirmek istemektedir.Buffy ger sig iväg för att hitta Faith, hon behöver hennes blod till Angel.
Kan basıncı, dolaşım sistemi atardamarları içindeki kanın basıncıdır.Blodtryck är det cirkulerande blodets tryck på kärlväggarna.
Çikatilo ayrıca sık sık, kurbanların kanının tadına vardı.Наситившись кров'ю, часом пожирала й м'ясо жертв.
Ayrıca kişinin kanında hastalığa karşı antikorların bulunmasıyla da teyit edilebilir.Також ці хвороби можна підтвердити, якщо в крові є антитіла до хвороби.
Alevin ve kanın rengidir.Вогонь і кров.
İlgili Sayfalar