kanımı ile cümle

kanımı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Hikaye kanımı dondurdu.The story turned my blood cold.
Manzara benim kanımı dondurdu.The sight made my blood freeze.
Kanımı inceletmek istiyorum.I'd like to have my blood examined.
Küçük çocukları kaçıran insanlar hakkında duymak kanımı kaynatıyor.Hearing about people kidnapping little children just makes my blood boil.
Bu iş için kanımı veririm.I give my blood for this job.
Vampir, kanımı emiyor.The vampire is sucking my blood.
Tüm kanımız yaklaşık günde altmış kez böbreklerimizden geçer.All our blood passes through our kidneys about sixty times a day.
Bu her zaman kanımı kaynatıyor.It makes my blood boil every time.
Bu, kanımızda var.It is in our blood.
Kanımızın son damlasına kadar savaşmaya yemin etmiştik.I swear to defend the Fatherland and the national good to the last drop of my blood.
Dere bizim canımız, kanımız.They are our flesh and blood.
Kendi kanımın tadını alabiliyordum.I could still taste the blood.
Nitrojen, kanımızda ve dokularımızda bir nevi dolanır ve bu normaldir, bu şekilde tasarlanmışızdır.The nitrogen sort of floats around in our blood and tissues.
Tabii, nefessiz bir biçimde uyanıyorduk çünkü kanımızın kimyası değişmişti.So you'd wake up gasping with breath, because your blood chemistry has changed.
Yani, kanımın dolaşmasını engelleyecek kadar sık.I mean, almost to the point of cutting off circulation.
Nasıl olur da kanımıza geçmez?How come that doesn't go into our blood?
Kanımızı kırmızı yapanlar da bunlardır.They are what make our blood red.
Ruhumuzla, kanımızla... Hayatlarımızı senin için feda ediyoruz Darea..With spirit and blood...We give our lives for you Darea..
Durma, kaz mezarımı, daha fazla sabrım kalmadı, bu hal kanımı yakıyor...Go ahead and dig my grave, I don't have patience anymore, it burns my blood.
Kızımı sana vermiyorum, o benim gözbebeğim, kanımın parçası!I'm not giving you my daughter, the apple of my eye,[br]blood of my blood!
‹‹Ey toprak, kanımı örtme, Feryadım asla dinmesin."Earth, don't cover my blood. Let my cry have no place to rest.
Bedenimi yiyenin, kanımı içenin sonsuz yaşamı vardır ve ben onu son günde dirilteceğim.He who eats my flesh and drinks my blood has eternal life, and I will raise him up at the last day.
Bedenimi yiyip kanımı içen bende yaşar, ben de onda.He who eats my flesh and drinks my blood lives in me, and I in him.
Çok kızgınım ve kanımın son damlasına kadar savaşacağım."Nothing is going to stop me. I am so angry I will fight with my hands and teeth.
Michalo Lituanus, Kefe'yi "kanımızı içen doyumsuz ve kanunsuz bir uçurum" olarak tanımladı.Michalo Lituanus described Caffa as "an insatiable and lawless abyss, drinking our blood."
Bizim elimizin meyvesi, Ve kanımızın çiçeği: Bu bizim sevgili ülkemiz.Frucht unserer Hände, Und die Blume aus unserem Blut: Dies ist unser geliebtes Land.
Kendi kanımın tadını alabiliyordum.Das habe ich mit eigenem Fleisch und Blut erlebt.
Bu, kanımızda var.Das Erbe im Blut.
Dere bizim canımız, kanımız.Unser der Tag, unser das Wort.
Bizim elimizin meyvesi, Ve kanımızın çiçeği: Bu bizim sevgili ülkemiz.Fruto das nossas mãos, Da flor do nosso sangue: Esta é a nossa pátria amada.
Bu, kanımızda var.Vous avez ça dans le sang.
Kanımızın son damlasına kadar savaşmaya yemin etmiştik.Jurons-tous de défendre l'une et l'autre jusqu'à la dernière goutte de notre sang.
Bu, kanımızda var.Lo tiene en la sangre.
Dere bizim canımız, kanımız.Era nuestra sangre, nuestra hermana y familia.
Bizim elimizin meyvesi, Ve kanımızın çiçeği: Bu bizim sevgili ülkemiz.Frutto delle nostre mani, Del fiore del nostro sangue: Questo è il nostro amato paese.
Bu, kanımızda var.Nel sangue.
Kanımızın son damlasına kadar savaşmaya yemin etmiştik.Noi proteggeremo il nostro Soviet, Fino all'ultima goccia del nostro sangue.
Kanımızın son damlasına kadar savaşmaya yemin etmiştik.Каждый из них поклялся биться с врагом до последней капли крови.
Dere bizim canımız, kanımız.Это мои предки, моя кровь.
Bu, kanımızda var.Это — как в крови.
Kanlarını, kanımıza katmıştır.Пусть они захлебнутся в собственной крови!
Bu, kanımızda var.صرخه في الدماء.
Bizim elimizin meyvesi, Ve kanımızın çiçeği: Bu bizim sevgili ülkemiz.Fruto das nossas mãos, Da flôr do nosso sangue: Esta é a nossa pátria amada.
Bu, kanımızda var.Ou seja, está no sangue, né?
Kanlarını, kanımıza katmıştır.We zijn bereid om ons bloed aan je te geven.
Bu, kanımızda var.Znajduje się w osoczu krwi.
Bu, kanımızda var.Blodet i kroppen.
Dere bizim canımız, kanımız.Guds Lam, din död, dit blod det är min hälsa.
Bu, kanımızda var.Це у нас в крові.
Kanımızın son damlasına kadar savaşmaya yemin etmiştik.Кожен з живих поклявся мстити ворогові до останньої краплі крові.
Bu, kanımızda var.Žije v jejich krvi.
Bu, kanımızda var.Acestea sunt eliberate în sânge.
Kanımızın son damlasına kadar savaşmaya yemin etmiştik.Juraseră să reziste ca un zid pentru a apăra ultima părticică de pământ românesc care era încă al nostru”.
Kanımızın son damlasına kadar savaşmaya yemin etmiştik.Egy alkalommal arra is megesküdött, hogy addig nem nyugszik, amíg kezeit nem borítja Hágár vére.
Bizim elimizin meyvesi, Ve kanımızın çiçeği: Bu bizim sevgili ülkemiz.Meidän kättemme hedelmä, meidän veremme kukka: Tämä on rakas isänmaamme.
Bu, kanımızda var.Mikä verissä on.
Bizim elimizin meyvesi, Ve kanımızın çiçeği: Bu bizim sevgili ülkemiz.Καρπός των χεριών μας, Του λουλουδιού του αίματός μας: Αυτή είναι η αγαπημένη μας χώρα.
Dere bizim canımız, kanımız.Είμαστε φτωχοί, αλλά διαθέτουμε το αίμα μας.
Kendi kanımın tadını alabiliyordum.Ήθελα την ελευθερία μου.
Kanımızın son damlasına kadar savaşmaya yemin etmiştik.Ο Πετρόμπεης, έδωσε όρκο ότι θα αγωνισθεί μέχρις εσχάτων για την ελευθερία της πατρίδας.

İlgili Sayfalar