kamus ile cümle
kamus kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Açýlýmý Elektronik Mahkeme Kayýtlarýna KamusalΠου σημαίνει Δημόσια Πρόσβαση στα Δικαστικά Ηλεκτρονικά Αρχεία.
Açýlýmý Elektronik Mahkeme Kayýtlarýna KamusalКоято отговаря за Обществения достъп до електронните съдебни архиви.
Açýlýmý Elektronik Mahkeme Kayýtlarýna Kamusalمما يعني: الوصول الجماهيري إلى سجلات المحكمة العليا [Public Access to Court Electronic Records]
Açýlýmý Elektronik Mahkeme Kayýtlarýna Kamusalそれについて検索し始めた時、 カール・マラムドの名を見つけたんです。
Ama dışarıda olduğu kadar içeride de bir kütüphane ile kamusal olan.Akýsi verejný priestor zvonka, tak ako aj vnútri, kde je knižnica.
Ama dışarıda olduğu kadar içeride de bir kütüphane ile kamusal olan.Ami nyilvános kívülről és belülről is, a könyvtárral együtt.
Ama dışarıda olduğu kadar içeride de bir kütüphane ile kamusal olan.Elle est publique à l'extérieur, tout comme à l'intérieur, grâce à la bibliothèque.
Ama dışarıda olduğu kadar içeride de bir kütüphane ile kamusal olan.Im Außenraum ebenso öffentlich wie im Inneren; mit der Bibliothek.
Ama dışarıda olduğu kadar içeride de bir kütüphane ile kamusal olan.도서관과 함께한 내부와 외부의 모습입니다.
Ama dışarıda olduğu kadar içeride de bir kütüphane ile kamusal olan.Maar vrij toegankelijk, zowel van buiten als van binnen, met de bibliotheek.
Ama dışarıda olduğu kadar içeride de bir kütüphane ile kamusal olan.Ma pubblico sia fuori che dentro con la libreria.
Ama dışarıda olduğu kadar içeride de bir kütüphane ile kamusal olan.Tanto el exterior como la biblioteca del interior son públicos.
Ama dışarıda olduğu kadar içeride de bir kütüphane ile kamusal olan.Un spaţiu public atât în exterior, cât și în interior, cu o bibliotecă.
Ama dışarıda olduğu kadar içeride de bir kütüphane ile kamusal olan.Và cả công cộng ở bên ngoài lẫn ở bên trong với thư viện.
Ama dışarıda olduğu kadar içeride de bir kütüphane ile kamusal olan.Αλλά δημόσιο τόσο εξωτερικά, όσο και εσωτερικά, μέσα στην βιβλιοθήκη.
Ama dışarıda olduğu kadar içeride de bir kütüphane ile kamusal olan.Но нещо като публично от външната страна, както и от вътрешната страна, с библиотеката.
Ama dışarıda olduğu kadar içeride de bir kütüphane ile kamusal olan.Но публика и снаружи, и внутри, в библиотеке.
Ama dışarıda olduğu kadar içeride de bir kütüphane ile kamusal olan.אבל גם סוג של ציבורי כלפי חוץ, כמו גם כלפי פנים, עם הספרייה.
Ama dışarıda olduğu kadar içeride de bir kütüphane ile kamusal olan.عام نوعاً ما من الخارج كما هو الحال بالداخل مع المكتبة
Ama dışarıda olduğu kadar içeride de bir kütüphane ile kamusal olan.図書館があります ダーウィンが説明するのは一つのアイデアの進化だけではありません
Ama şehrin kamusal alan için üstlendiği görev kayda değer, ve nerdeyse uluslararası bir model.De stad zette zich in voor haar openbare ruimte en is een internationaal voorbeeld.
Ama şehrin kamusal alan için üstlendiği görev kayda değer, ve nerdeyse uluslararası bir model.도시가 공공에게 주는 역활이 중요하고 국외적으로도 좋은 본보기가 되지요
Ama şehrin kamusal alan için üstlendiği görev kayda değer, ve nerdeyse uluslararası bir model.Ma l'impegno che la città ha dato all'area pubblica è significativo, e quasi modello internazionale.
Ama şehrin kamusal alan için üstlendiği görev kayda değer, ve nerdeyse uluslararası bir model.Pero el compromiso que la ciudad ha hecho a la zona pública es significativo y casi un modelo internacional.
Ama şehrin kamusal alan için üstlendiği görev kayda değer, ve nerdeyse uluslararası bir model.Zaangażowanie miasta w przestrzenie publiczne jest znaczące i niemal stanowi model w skali międzynarodowej.
Ama şehrin kamusal alan için üstlendiği görev kayda değer, ve nerdeyse uluslararası bir model.Но ангажиментът, който градът е поел към обществения район, е значителен и почти международен модел.
Ama şehrin kamusal alan için üstlendiği görev kayda değer, ve nerdeyse uluslararası bir model.אבל המחוייבות שהעיריה לקחה בנוגע למרחב הציבורי היא מובהקת, וכמעט משמשת כמודל בינלאומי.
Ama şehrin kamusal alan için üstlendiği görev kayda değer, ve nerdeyse uluslararası bir model.لكن التزامنا بأن المدينة وجدت للمناطق العامة هام جداً، وتقريباً هو مثال دولي
Ama şehrin kamusal alan için üstlendiği görev kayda değer, ve nerdeyse uluslararası bir model.とても重要で 国際的規範といってもいい程です 私はサンフランシスコ市長委員会にて
Anlaţýlmaz bir sistemle karţý karţýya kaldým. Açýlýmý Elektronik Mahkeme Kayýtlarýna KamusalObjevil jsem záhadný systém jménem PACER, což znamená "Veřejný přístup do soudních elektronických záznamů".
Avrupa ülkeleri hep birlikte toplam 8,1 milyar EUR uyuşturucuya bağlı kamusal harcama rapor etmiştir.0,12-0,33 % del PIL dell’UE (25 paesi) nel 2005.
Avrupa ülkeleri hep birlikte toplam 8,1 milyar EUR uyuşturucuya bağlı kamusal harcama rapor etmiştir.Die europäischen Länder meldeten insgesamt öffentliche Ausgaben im Drogensektor in Höhe von 8,1 Mrd. EUR.
Avrupa ülkeleri hep birlikte toplam 8,1 milyar EUR uyuşturucuya bağlı kamusal harcama rapor etmiştir.Evropské země společně hlásily celkové veřejné výdaje související s drogami ve výši 8,1 miliardy eur.
Avrupa ülkeleri hep birlikte toplam 8,1 milyar EUR uyuşturucuya bağlı kamusal harcama rapor etmiştir.Gezamenlijk melden de Europese landen drugsgerelateerde overheidsbestedingen ter hoogte van 8,1 miljard EUR.
Avrupa ülkeleri hep birlikte toplam 8,1 milyar EUR uyuşturucuya bağlı kamusal harcama rapor etmiştir.Globalement, les pays européens ont déclaré avoir consacré 8,1 milliards d’euros à la lutte contre la drogue.
bağlı kamusal harcamalarının 13 milyar EUR ile 36 milyarEONN bidrog hertil ved at udarbejde en række rapporter.
bağlı kamusal harcamalarının 13 milyar EUR ile 36 milyarForrás: civil társadalmi szervezetekkel.
bağlı kamusal harcamalarının 13 milyar EUR ile 36 milyarHet EWDD heeft hieraan met de productie van een aantal verslagen zijn steentje bijgedragen.
bağlı kamusal harcamalarının 13 milyar EUR ile 36 milyarQuellen: europäischen Länder im Drogensektor zwischen 13 Mrd. EUR
bağlı kamusal harcamalarının 13 milyar EUR ile 36 milyartransna†ionale în acest an.
Bazı örneklerde tüm okullar, kiliseler, bütün kamusal alanlar kapatıldı.Dans certains cas toutes les écoles, toutes les églises, tous les lieux publics ont été fermés.
Bazı örneklerde tüm okullar, kiliseler, bütün kamusal alanlar kapatıldı.En algunos casos todas las escuelas, las iglesias, todos los lugares públicos se cerraron.
Bazı örneklerde tüm okullar, kiliseler, bütün kamusal alanlar kapatıldı.In alcuni casi tutte le scuole, tutte le chiese, e tutti i luoghi pubblici vennero chiusi.
Bazı örneklerde tüm okullar, kiliseler, bütün kamusal alanlar kapatıldı.In manchen Fällen wurden alle Kirchen, Schulen und öffentlichen Orte geschlossen.
Bazı örneklerde tüm okullar, kiliseler, bütün kamusal alanlar kapatıldı.In sommige gevallen werden alle scholen, kerken en openbare gelegenheden gesloten.
Bazı örneklerde tüm okullar, kiliseler, bütün kamusal alanlar kapatıldı.În unele cazuri toate școlile, toate bisericile toate locurile publice au fost închise.
Bazı örneklerde tüm okullar, kiliseler, bütün kamusal alanlar kapatıldı.어떤 경우에는 모든 학교와 교회 공공장소를 폐쇄하였습니다.
Bazı örneklerde tüm okullar, kiliseler, bütün kamusal alanlar kapatıldı.Trong một số trường hợp, tất cả các trường học, nhà thờ và mọi cơ sở công cộng đều bị đóng cửa.
Bazı örneklerde tüm okullar, kiliseler, bütün kamusal alanlar kapatıldı.W niektórych przypadkach zamknięto wszystkie szkoły, kościoły i miejsca publiczne.
Bazı örneklerde tüm okullar, kiliseler, bütün kamusal alanlar kapatıldı.Были случаи, когда все школы, все церкви, все общественные места были закрыты.
Bazı örneklerde tüm okullar, kiliseler, bütün kamusal alanlar kapatıldı.В някои случаи всички училища, всички църкви, всички обществени сгради били затваряни.
Bazı örneklerde tüm okullar, kiliseler, bütün kamusal alanlar kapatıldı.בחלק מהמקרים כל בתי הספר, כל הכנסיות, כל האירועים הציבוריים נסגרו.
Bazı örneklerde tüm okullar, kiliseler, bütün kamusal alanlar kapatıldı.في بعض الحالات كل المدارس، و الكنائس كل الأماكن العامة، تم إغلاقها.
Bazı örneklerde tüm okullar, kiliseler, bütün kamusal alanlar kapatıldı.公共施設など全てが閉鎖されました 世界的流行は 18カ月間で 3回循環しました
Böylece uygun bir enerji politikasının eksikliğini eleştiren bir kamusal konuşma yapmaya karar verdim.Așa că am hotărât să țin un discurs public în care să critic lipsa unor reglementări adecvate pentru energie.
Böylece uygun bir enerji politikasının eksikliğini eleştiren bir kamusal konuşma yapmaya karar verdim.Dus ik besloot een lezing te geven, waarin ik het gebrek aan gepast energiebeleid bekritiseerde.
Böylece uygun bir enerji politikasının eksikliğini eleştiren bir kamusal konuşma yapmaya karar verdim.Então, decidi fazer uma palestra pública criticando a ausência de uma política energética apropriada.
Böylece uygun bir enerji politikasının eksikliğini eleştiren bir kamusal konuşma yapmaya karar verdim.그래서 저는 적절한 에너지 정책의 부재를 대중들에게 알리기로 결정했습니다.
Böylece uygun bir enerji politikasının eksikliğini eleştiren bir kamusal konuşma yapmaya karar verdim.Päätin pitää julkisen puheen, jossa arvostelin kunnon energiapolitiikan puuttumista.
Böylece uygun bir enerji politikasının eksikliğini eleştiren bir kamusal konuşma yapmaya karar verdim.Vì thế, tôi quyết định sẽ nói trước công chúng để chỉ trích việc thiếu chính sách hợp lý về năng lượng