Ben öğrenci iken bir kampüs genişliğindeydi.Când eram student era în cealaltă parte a campusului.
Ben öğrenci iken bir kampüs genişliğindeydi.Da jeg studerede var det i den anden ende af universitetet.
Ben öğrenci iken bir kampüs genişliğindeydi.Když jsme byl student, bylo to přes celou školu.
Ben öğrenci iken bir kampüs genişliğindeydi.Ketika saya mahasiswa, itu ada di kampus.
Ben öğrenci iken bir kampüs genişliğindeydi.Quand j"étais étudiant, ça s"étendait sur tout le campus.
Ben öğrenci iken bir kampüs genişliğindeydi.Quando era aluno, já a havia no campus universitário.
Ben öğrenci iken bir kampüs genişliğindeydi. Şimdi ceplerimize sığıyor.Amikor diák voltam az egész kampuszt elfoglalta, most elfér a zsebünkben.
Ben öğrenci iken bir kampüs genişliğindeydi. Şimdi ceplerimize sığıyor.제 학창 시절에는 학교만큼 크던 태양 전지판이 이제 주머니에 넣을 수 있을 정도로 작아졌어요.
Ben öğrenci iken bir kampüs genişliğindeydi. Şimdi ceplerimize sığıyor.Quando ero studente, occupava un intero campus.
Ben öğrenci iken bir kampüs genişliğindeydi. Şimdi ceplerimize sığıyor.В мои студенческие годы она была в дальнем конце кампуса.
Ben öğrenci iken bir kampüs genişliğindeydi. Şimdi ceplerimize sığıyor.כשהייתי סטודנט זה היה לרוחב הקמפוס. היום זה נכנס בכיס.
Ben öğrenci iken bir kampüs genişliğindeydi. Şimdi ceplerimize sığıyor.حين كنت طالبا كانت في آخر المجمع. الآن تقبع في جيبي
Ben öğrenci iken bir kampüs genişliğindeydi. Şimdi ceplerimize sığıyor.昔、ビルディングにおさまっていたものが 今ではポケットの中なのです
Ben öğrenci iken bir kampüs genişliğindeydi.Toen ik een student was, was het aan de andere kant van de campus.
Ben öğrenci iken bir kampüs genişliğindeydi.Za moich czasów studenckich zajmowała cały kampus.
Ben öğrenci iken bir kampüs genişliğindeydi.Όταν ήμουν φοιτητής ήταν απέναντι από το πανεπιστήμιο.
Ben öğrenci iken bir kampüs genişliğindeydi.Когато бях студент, компютрите бяха в другия край на кампуса.
Bilirsiniz, bizim bir potansiyelimiz var kampüsteki en iyi ev olabilme.Bạn biết đấy, chúng ta có tiềm năng là nhà tốt nhất trong trường này.
Bilirsiniz, bizim bir potansiyelimiz var kampüsteki en iyi ev olabilme.Imamo potencial, da smo najboljši na univerzi.
Bilirsiniz, bizim bir potansiyelimiz var kampüsteki en iyi ev olabilme.Máte potenciál být nejlepší kolejí na této univerzitì.
Bilirsiniz, bizim bir potansiyelimiz var kampüsteki en iyi ev olabilme.Ştiţi, avem potenţialul de a bate cea mai tare frăţie din campus.
Bilirsiniz, bizim bir potansiyelimiz var kampüsteki en iyi ev olabilme.Tenemos el potencial para ser la mejor casa de este campus.
Bilirsiniz, bizim bir potansiyelimiz var kampüsteki en iyi ev olabilme.Έχουμε τις δυνατότητες να γίνουμε η καλύτερη αδελφότητα του πανεπιστημίου.
Biliyorsunuz, oğlunuz kampüsteki en büyük tazı köpeği.Bạn biết không, con trai của bạn doggie chó săn lớn nhất trong khuôn viên trường.
Biliyorsunuz, oğlunuz kampüsteki en büyük tazı köpeği. Benim oğlum, bir tazı köpeği mi?Su hijo es el mejor sabueso del campus. ?Mi hijo, un sabueso?
Biliyorsunuz, oğlunuz kampüsteki en büyük tazı köpeği.Ştiţi, fiul dumneavoastră e cel mai mare curvar din campus.
Biliyorsunuz, oğlunuz kampüsteki en büyük tazı köpeği.Uw zoon is het grootste jachthond-Hondje op campus.
Biliyorsunuz, oğlunuz kampüsteki en büyük tazı köpeği.Vaš sin je največji "lovski pes" v vsem okrožju.
Biliyorsunuz, oğlunuz kampüsteki en büyük tazı köpeği.Víte, váš syn je nejvìtší kurevník na univerzitì.
Biliyorsunuz, oğlunuz kampüsteki en büyük tazı köpeği.Ξέρετε, ο γιος σας είναι ο μεγαλύτερος γαμίκουλας του πανεπιστημίου.
Bir gün kampüse geldi.Jednoho dne se vrátil na univerzitu.
Bir gün kampüse geri geldi ve bana şu hikayeyi anlattı:A řekl mi následující příběh:
Bir gün kampüse geri geldi ve bana şu hikayeyi anlattı:Dan ia datang suatu hari kembali ke kampus. Dan dia mengatakan kepada saya kisah berikut:
Bir gün kampüse geri geldi ve bana şu hikayeyi anlattı:En dag kom han tillbaka till campus, och han berättade följande historia:
Bir gün kampüse geri geldi ve bana şu hikayeyi anlattı:És egy nap ellátogatott a campusra. És elmesélte a következő történetet:
Bir gün kampüse geri geldi ve bana şu hikayeyi anlattı:E um dia veio à universidade.
Bir gün kampüse geri geldi ve bana şu hikayeyi anlattı:Il est revenu un jour sur le campus. Et il m'a raconté cette histoire:
Bir gün kampüse geri geldi ve bana şu hikayeyi anlattı:그 학생이 어느 날 캠퍼스에 찾아와서 저에게 이런 얘기를 하더군요.
Bir gün kampüse geri geldi ve bana şu hikayeyi anlattı:Og en dag kom han tilbage på campus. Og han fortalte mig den følgende historie:
Bir gün kampüse geri geldi ve bana şu hikayeyi anlattı:Op een dag kwam hij terug op de campus en vertelde mij een verhaal.
Bir gün kampüse geri geldi ve bana şu hikayeyi anlattı:Pewnego dnia przyszedł na uniwersytet i opowiedział mi następującą historię.
Bir gün kampüse geri geldi ve bana şu hikayeyi anlattı:S-a întors în campus într-o zi și mi-a spus următoarea poveste:
Bir gün kampüse geri geldi ve bana şu hikayeyi anlattı:Und eines Tages kam er zurück auf den Campus. Und er erzählte mir folgende Geschichte:
Bir gün kampüse geri geldi ve bana şu hikayeyi anlattı:Un giorno tornò al campus. Mi raccontò la seguente storia:
Bir gün kampüse geri geldi ve bana şu hikayeyi anlattı:Và một ngày cậu ta quay trở lại trường. Và cậu ta kể với tôi câu chuyện này:
Bir gün kampüse geri geldi ve bana şu hikayeyi anlattı:Y un día regresó al campus. Y me contó lo siguiente:
Bir gün kampüse geri geldi ve bana şu hikayeyi anlattı:Και ήρθε μια μέρα πίσω στην πανεπιστημιούπολη. Και μου είπε την εξής ιστορία:
Bir gün kampüse geri geldi ve bana şu hikayeyi anlattı:Дойде един ден в университета и ми разказа следната история:
Bir gün kampüse geri geldi ve bana şu hikayeyi anlattı:Однажды он вернулся в кампус, и рассказал мне следующую историю.
Bir gün kampüse geri geldi ve bana şu hikayeyi anlattı:והוא שב יום אחד לקמפוס. וסיפר לי את הסיפור הבא:
Bir gün kampüse geri geldi ve bana şu hikayeyi anlattı:جاء في يوم إلى حرم الجامعة وأخبرني بالقصة التالية :
Bir gün kampüse geri geldi ve bana şu hikayeyi anlattı:そしてこの話をしてくれました 彼は 2週間以上にわたって パワーポイントのプレゼン資料を作っていた と
Bir Vancouver sabahı, British Columbia Üniversitesi'ndeki kampüse gittik, ve insanlara yaklaşıp sorduk;Eines Morgens in Vancouver gingen wir zum Campus der Universität von British Columbia und sprachen Leute an:
Bir Vancouver sabahı, British Columbia Üniversitesi'ndeki kampüse gittik, ve insanlara yaklaşıp sorduk;Op een ochtend in Vancouver gingen we de campus op van de Universiteit van British Columbia.
Bizim tenis clubü MT ... bize kampüste ikamet etmek için... ve özel eğitime tabi.Buồn cười thật đấy! yên lặng
Bizim tenis clubü MT ... bize kampüste ikamet etmek için... ve özel eğitime tabi.Il MT del nostro tennis club... Consiste nello stare al campus... e fare allenamenti speciali.
Bizim tenis clubü MT ... bize kampüste ikamet etmek için... ve özel eğitime tabi.MT klub tenis kita ... adalah waktu buat kita untuk kita tinggal di kampus... dan menjalani latihan spesial.
Bizim tenis clubü MT ... bize kampüste ikamet etmek için... ve özel eğitime tabi.MT-ul clubului nostru de tenis.... este pentru noi ca sa locuim in campus. si sa urmam un antrenament special.
Bizim tenis clubü MT ... bize kampüste ikamet etmek için... ve özel eğitime tabi.Podczas MT naszego klubu tensiowego... bęziemy mieszkać w kampusie... i przechodzić specjalny trening.
Bizim tenis clubü MT ... bize kampüste ikamet etmek için... ve özel eğitime tabi.Тренировка нашего теннисного клуба... проводится в кампусе... и включает специальные занятия.