Ana içeriğe geç
Sözlük

kam ile cümle

kam kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Ben çocukken kamp yapmaya giderdik.We used to go camping when I was a kid.
Biz kampüsün yakınında bir kafede buluştuk.We met in a coffee shop near the campus.
Tom'un çalışmak zorunda olması ve bizimle kampa gelememesi bir utanç.It's a shame Tom had to work and couldn't go camping with us.
Kamp ateşini yakan Tom değildi.It wasn't Tom who lit the campfire.
Kamp ateşi hâlâ yanıyor.The campfire is still burning.
Ne büyük bir kamyon!What a big truck!
Bir dahaki sefere kampa gittiğimizde bizimle gelmeyi düşünmelisin.You should plan to come with us the next time we go camping.
Senin kamp gezinde Tom'un seninle gideceğini düşünüyordum.I thought Tom would go with you on your camping trip.
Tom'un o eski kamyonu sürmesine izin veremezsin. O senin yeni arabanı sürsün.You can't let Tom drive that old truck. Let him drive your new car.
Yağmur yağmaya başladığı için kameramı kullanamadım.Because it started to rain, I couldn't use my camera.
Bir kamyona paranın yetmeyeceğini dediğini düşünüyordum.I thought you said you couldn't afford a truck.
Bu kamerayı tamir edemeyeceğimizden emin misin?Are you sure we can't repair this camera?
Aslında kameramı ihmal etmedim. Sadece fotoğraf çekmek istemedim.I didn't actually forget my camera. I just didn't want to take pictures.
Ben Tom ve Mary'yi olta kamışlarını ve takım kutularını taşırken gördüm.I saw Tom and Mary carrying their fishing poles and tackle boxes.
Kamyona binelim.Let's get in the truck.
Kamp yapmaya gidelim.Let's go camping.
Yarın göz kamaştırmak isteyeceksin.You'll want to look your best tomorrow.
Tom'a bizimle kampa gitmek istediğini söyle.Tell Tom you want to go camping with us.
Tom eski kamyonumu satmamı istemedi.Tom didn't want me to sell my old truck.
Yanında bir kamera getirmek isteyebilirsin.You might want to bring a camera with you.
Senin satın aldığın kamera benimkinden daha iyi.The camera you bought is better than mine.
Buradan kampüse otuz dakikalık bir yürüyüş.It's a fifteen minute walk from here to the campus.
Buradan kampüse yürümek on beş dakika sürer.It takes fifteen minutes to walk from here to the campus.
Görmeni istediğim yeni bir kameram var.I have a new camera I want you to see.
Tom gelecek hafta sonu bizimle kamp yapmaya gitmek istemeyebilir.Tom may not want to go camping with us next weekend.
Bu bilgilerin kamuya açıklanmasını gerçekten istiyor musunuz?Do you really want this information to be made public?
Tom'un yeni evinin resimlerini çekmek için kameranı ödünç almak istedim.I wanted to borrow your camera to take pictures of Tom's new house.
Tom mutlu bir kampçı değildir.Tom is not a happy camper.
Ne güzel bir kampüs!What a beautiful campus!
Üniversitemizin güzel bir kampüsü var.Our university has a beautiful campus.
Tom kamyonu Mary'nin evinin karşısındaki caddede park etti.Tom parked the truck across the street from Mary's place.
Avrupa'da bir kamusal alan eksikliği giderek şiddetle hissedilmektedir.The lack of a public sphere in Europe is being felt increasingly keenly.
Avrupa'da kamusal alanın yokluğu artan bir şiddetle hissediliyor.The lack of a public sphere in Europe is being felt more and more keenly.
Avrupa'da kamusal alanın yokluğu gitgide daha fazla hissediliyor.The lack of a public sphere in Europe is being felt more and more keenly.
Avrupa'da bir kamusal alanın olmaması gittikçe daha fazla hissedilmektedir.The lack of a public sphere in Europe is being felt more and more.
Onlar sahilde kamp yaptılar.They camped on the beach.
Şeker kamışı bir meyve midir?Is sugar cane a fruit?
Tom'u kampta tek başına bulduk.We found Tom alone at the camp.
Bir kamyon sürdün.You drove a truck.
Bir kamyon sürdünüz.You drove a truck.
Burada kamp kuracağız.We'll camp here.
Kamerayı al.Get the camera.
Kamp yapmayı seviyorum.I love camping.
Şu kamyonu durdurun.Stop that truck.
Bu kamera için hiç filmin var mı?Do you have any film for this camera?
Onun büyük bir kamyonu var.He has a large truck.
Küba'da çok şeker kamışı yetiştirilir.A lot of sugar cane is grown in Cuba.
Bir kamyon yolun ortasında çaprazlamasına durdu.A truck stopped crosswise in the middle of the road.
Ben birinci sınıf bir kamara ayırmak istiyorum.I want to reserve a first-class stateroom.
Askerler yakında kampa geri dönecek.The soldiers will soon return to camp.
Onlar kamyonu yükledi.They loaded the truck.
Ne tür bir kameran var?What kind of a camera do you have?
Haber kamuoyunu şok etti.The news shocked the public.
Esirler, toplama kampından kaçtı.The prisoners fled from the concentration camp.
Tom bir kameraman.Tom is a cameraman.
Kameraya bakma.Don't look at the camera.
Tom bir kamera getirmedi.Tom didn't bring a camera.
Kamp yapmayı sever misin?Do you like camping?
Tom'un eski kamerasını tekrar kullanmayacağından eminim.I bet Tom never uses his old camera again.
Onlar kamp ateşinin etrafında dinlendiler.They relaxed around the campfire.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
kam ile cümle - Sayfa 10 - kam kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App